yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un Boston'da yaşayan bir sürü arkadaşları var.Tom has many friends living in Boston.
Tom'un Boston'da yaşayan bir arkadaşı var.Tom has a friend who lives in Boston.
Tom gelecek yıl nerede yaşayacağını bilmiyor.Tom doesn't know where he's going to live next year.
Tom Mary'ye onsuz yaşayamayacağını söyledi.Tom told Mary that he couldn't live without her.
İkinci katta yaşayan bu yaşlı bayanı tanıyor musunuz?You know this old lady that lives on second floor?
Kyoto'da yaşayan bir ağabeyim var.I have an older brother who lives in Kyoto.
Yakında yaşayan bir yabancı uzakta yaşayan bir akrabadan daha iyidir.A stranger living nearby is better than a relative living far away.
Bizim binamızda yaşayan bir sürü insan mal sahibinden hoşlanmıyor.A lot of people living in our building don't like the owner.
Tom Mary'den niçin onunla yaşayamadığını anlamasını istedi.Tom wanted Mary to understand why he couldn't live with her.
Tom herhangi bir yerde yaşayabileceğini sandığını söylüyor.Tom says he thinks he could live anywhere.
Tom artık Mary ile yaşayamayacağını söylüyor.Tom says he can't live with Mary any longer.
Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man whose daughter lives in Boston.
Tom Mary'nin onsuz yaşayabileceğini sanmıyor.Tom doesn't think Mary can live without him.
Tom'un içinde yaşayacak bir evi yok.Tom doesn't have a house to live in.
Tom bitişikte yaşayan adamla geçinemiyor.Tom doesn't get along with the man who lives next door.
Tom bir TV olmadan yaşayamaz.Tom can't live without a TV.
O yaşayacak mı?Will he live?
Tom yaşayacak.Tom will survive.
Tom'un yaşayacak kendi hayatı var.Tom has his own life to live.
Para olmadan yaşayamazsın.You can't survive without money.
İnsan parasız yaşayamaz.One can't survive without money.
Burada nasıl yaşayacağımızı düşünmekten başka seçeneğimiz yok.We have no choice other than thinking of how we'll live here.
Burada barış içinde yaşayabiliriz.We could live in peace here.
Su olmadan bir gün bile yaşayamayız.We can not live without water, not even for one day.
Susuz bir gün daha bile yaşayamayız.We can't live even one more day without water.
Susuz bir gün daha yaşayamayız.We can't live another day without water.
Ben onsuz yaşayamam.I can't live without her.
O, o olmadan yaşayamaz.She can't live without him.
Birbirimize güvenmezsek, birlikte yaşayamayız.If we don't trust each other, we won't be able to live together.
Kılıçla yaşayanlar kılıçla ölürler.Those who live by the sword die by the sword.
Şairler aşksız yaşayamaz.Poets cannot live without love.
Amerika'da yaşayan birçok farklı ırklarda insanlar vardır.There are people of many different races living in America.
Ayda 150,000 yenle yaşayamayız.We can't live on 150,000 yen a month.
Bu ev içinde yaşayamayacak kadar çok küçük.This house is too small to live in.
O adada yaşayamazsınız.You can't live on that island.
Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.All life is based on chemistry and all living things are composed of chemical compounds.
Onun yaşayacak bir yeri yoktu.He had no place to live.
Kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.No one can live to be two hundred years old.
Boston'da yaşayan çok arkadaşım var.I have a lot of friends living in Boston.
İnsan arkadaş olmadan yaşayabilir.Man can live without friends.
İnsan sosyal yaşamı olmadan yaşayabilir mi?Can man live without having a social life?
Bu karışıklıkta onun nasıl yaşayabileceğini bilmiyorum.I don't know how he can live in this mess.
Bu evde yaşayan birçok insan var.There are many people living in this house.
O her zaman kalplerimizde yaşayacak.She will live forever in our hearts.
Sonsuza dek kalbimizde yaşayacak.He will live forever in our hearts.
Her zaman yalnız yaşayan biriydim.I was always a loner.
Ben suda yaşayamam. Ben balık değilim.I cannot live in water. I'm not a fish.
Böyle bir semtte yaşayamam.I cannot live in such a neighborhood.
Yaşayan en uzun adam Carl'dır.Carl is the tallest man alive.
Ben Berlin'de bir Alman aile ile yaşayarak bir hafta geçirdim.I spent a week in Berlin living with a German family.
Ölü bir dil ne kadar süre yaşayabilir?How long can a dead language survive?
O bunu yaşayarak öğrendi.He learned it the hard way.
Kentte yaşayacağım.I will live in the city.
Geleneksel Vietnam ziyafetlerinin yaşayan müzeler olduğunu söylüyorlar.They say that traditional Vietnamese feasts are living museums.
O olmadan yaşayamam.I can't live without him.
Kedim olmadan yaşayamam.I can't live without my cat.
Sen susuz yaşayamazsın.You cannot live without water.
Yaşayacağımızı umuyorum.I hope we survive.
Tom yeterince kısa sürede yaşayacak bir yer bulacak.Tom will find a place to live soon enough.
Onunla birlikte yaşayamam.I can't live with it.
İlgili Sayfalar