yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Burada yaşayan ve olduğu gibi onu kullanmak.As living here, and you no use of him.
Ölümlüler yaşayan, işitme, deli çalıştırmak Yani toprak yırtılmış mandrakes gibi ve çığlıklar;And shrieks like mandrakes torn out of the earth, That living mortals, hearing them, run mad;--
Tüm hayatı boyunca bu şartlar altında yaşayan bir çok arkadaşım var.A community I have friends that have been living in this conflict their entire life
Königsberg'de, oğluyla yaşayan dul bir kadın vardı.In Königsberg, a widow was living with her son.
Bu başsız vücutlar bir gün kadar yaşayabiliyor, fakat fazla birşey yapmıyorlar.These headless bodies can live for about a day, but they don't do much.
Bir iş olmadan nasıl yaşayabilirim?How can I live without a job?'
Zihin soruyor, "Bir iş olmadan ben nasıl yaşayabilirim?" "Yapamam."Mind is asking, 'How can I live without a job?
Bu mevcut optometristlerin, Afrika'da Sahara çölünün alt kesiminde yaşayan insanlara olan oranıdır.This is the ratio of optometrists to people in sub-Saharan Africa.
21. yüzyılda yaşayan bizler, insan vücudunun işleyişini anlamamızı çok olağan buluyoruz.We take for granted in the 21st century that we understand the mechanics of the body.
İnsanlar içinde de uzun süre yaşayamaz.It can't live for a very long time in people.
Bir kez yaşayacağın hayatı çöpe atmak olarak.You're throwing away the only life you're ever going to have.
Avustralya, ve Pasifik'in içleri, her yerde yaşayabilir.Africa, Asia, Australia, into the Pacific.
Biri, bu kadar çok sırrı varken nasıl bir kadınla beraber yaşayabilir?How can one live with a woman while having so many secrets?
Bu yaşayabileceğiniz en korkutucu ve panikletici şey.It is the most frightening and panicky feeling that you can have.
İnsanlara ne yapacaklarını, nasıl düşüneceklerini ve yaşayacaklarını emretmezler.They do not tell people what to do, what to think or how to live.
Ve bu kadın mahallemizde yaşayan, Lolita dır.And a woman who lives on our street, Lolita.
Lee Seol, benim için yaşayan tarih... ...ve tüm hayatım boyunca kovaladığım bir hayal.Lee Seol is living history, and the one dream I have been chasing all my life.
Şu an... ...yaşayan birini ölü yerine mi koyuyorsun? Sence ben mi yaptım?Now you make people who are alive, look dead?
2030 yılında, şehirde yaşayan insan sayısı yüzde 15 artacak.By the year of 2030, there will be 15% more people living in our city.
"Şehrimizde yaşayan 500,000 belediye başkanının hepsi nasıl meşgul olur?""How can we engage all those 500,000 'mayors' that are living in our town?"
Yaşlı doğup, yaşamını tersine doğru yaşayan bir adam hakkında.It's about a man who's born old and lives his life in reverse.
Hee-joong'suz yaşayamam.I can't Iive without Hee-joong.
Kibera'da yaşayan topluluk içerisinde basit avuçiçi cihazlara,Young people living in Kibera in their community, with simple handheld devices,
Bu yaşayan, nefes alan topluluğun dinamizmini hissedebilirsiniz.You can feel the dynamism of this living, breathing community.
Sensiz yaşayamam...I cannot live without you...
Sensiz yaşayamam...Sensiz yaşayamam...I cannot live without you... I cannot live without you...
Sadece havacılıkta öncü olanlar, uçta yaşayanlar ve adrenalin meraklıları için değil, herkes için.Not just for aviation pioneers, extremists and adrenaline junkies but for everybody.
Milyonlarca yumurta yığınından geldim ve sadece birkaçımız yaşayabildi.I came from a batch of a million eggs, and only a few of us survived.
Bir çay kaşığı deniz suyu, bir milyondan daha fazla yaşayan varlık içerebilir.A teaspoon of seawater can contain more than a million living creatures.
Şimdi gerçek radikal bir deneyim yaşayacağız.Now we're going to have the real radical experiment.
Orta doğuda yaşayan -- bilhassa, Irak'ta.living in the Middle East -- in particular, in Iraq.
Irak'ta yaşayan Müslüman bir Arapsınız.You're Arab Muslim living in Iraq.
Şimdi kendiniz olmaktan çıkın, kendinizi tekrar Irak'ta yaşayan Müslüman bir Arabın yerine koyun.Now, put yourself in the shoes, go back to the shoes of an Arab Muslim living in Iraq.
Yaşayarak öğrenirsin.This is on-the-job training.
Bu iki dünyandan birinde yaşayabilirsiniz...We can live in one of these two worlds.
Burada yaşayan kimse var mı? [2. Adam kendi dilinde konuşur]:Is there anyone living here? man #2 speaking native language:
Ve bu yaşayabileceğiniz en iyi an.And that is the greatest present of all.
"Bu böyle gitmez, ben bu şartlarda yaşayamam!" derler."This will not stand. I can't abide this status quo.
"Cansız maddelerden, taşlardan ve ıvır zıvırdan oluşmuş dünyada yaşayan canlı bir organizmayım ben.""I am a living organism in a world made of a lot of dead junk, rocks and stuff."
Büyük büyük büyük amcalarım ve teyzelerimden iki kat daha uzun yaşayabileceğim.I get to live twice as long as my great great great great uncleses and auntses.
Lund'da yaşayan, aynı zamanda doktor olan bir oğlum var.I have a son, also a doctor, who lives in Lund.
Karım bir rolü gerçekten yaşayabilir.My wife can really live a part.
Kendisi bile yaşayan bir ölü olduğunu söylüyor.He himself says he's a living corpse.
- Onsuz yaşayamam.- I can't live without her.
- Yani yalnız mı yaşayamazsın?- You mean alone?
Onsuz yaşayamam.I can't live without her.
Hoşuna gitmediyse, benimle yaşayamazsınIf you don't like it, then you cannot live with me.
Birlikte yaşayabiliriz.We can live together!
İsterdim siyah insanlarla yaşayabilmeyi.I wish that I could live together with black people.
Bir elektrik devresinden ziyade yaşayan şeyler oldular.They just happened to be alive instead of circuit boards.
Çiftliklerin yakınlarında yaşayan bazı avcı- toplayıcılar da tarımla ilgili çalışmaya başladılar. -Some hunter-gatherers who lived next to farming communities took up farming themselves.
Yoksa yaşayacak bir yere mi ihtiyaçları var?"Or do they need somewhere to live?"
Rio'daki favelalarda yaşayan veya Bombay'daki okullarda, gözleri umutla parlayan genç insanlar.The young people in the favelas of Rio and the schools of Mumbai whose eyes shine with promise.
Chris Stevens'ın mirası, yarar sağladığı insanların hayatında yaşayacaktır.Chris Stevens's legacy will live on in the lives he touched.
Peki, yaşayan çevre bu şekilde zedelenirse biz ve bütün gelecek nesiller ne kaybedeceğiz?What will we and all future generations lose if much of the living environment is thus degraded?
Şimdiye kadar yaşayanların kabaca yüzde 90 "ı öldü.Roughly 90 percent of everybody who has been alive has died by now.
Şehirlerde yaşayan 3.5 milyar insanınız olduğunda 2050'ye kadar 6 milyar olacak.When you have 3.5 billion people living in cities -- by 2050, it's going to be 6 billion people.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.So one can have so-called spiritual moments without belief in the spirit.
Mart 2011'den önce New York'ta yaşayan bir fotoğraf rötuşçusuydum.Before March, 2011, I was a photographic retoucher based in New York City.
Sonsuza dek yaşayacağımız bir dünyaAnd it's then real life begins
İlgili Sayfalar