yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Minnesota'da yaşayan Kerry Ruffleson adlı bir genç kız var.There's a young woman named Carrie Rethlefsen in Minnesota.
Ben, şüpheyle, belirsizlikle, bilmeyerek yaşayabilirim.I can live with doubt and uncertainty and not knowing.
Peki, yaşayan bir canlı nasıl ışık üretir?So, how does a living creature make light?
Alınması gereken riskler ve mücadeleyi kazanması gereken gerçek yaşayan kişiler var.There are risks to be taken, and there are living people who are winning the struggle.
"Tüm yaşayan canlılara karşı şiddetten kaçınan kişi sevilendir.""He is dear who practices non-violence against all living beings."
Bu,ümit ve olasılıklar için yaşayan anıtlar... ...dikmeye başlayacağımız bir zamandır.It is time that we start building living monuments to hope and possibility.
Bu Çılgın Max, Rotterdam'da yaşayan bir karatavuk.This is Mad Max, a blackbird who lives in Rotterdam.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.And so I came up with the idea of the living self-portrait series.
İnsanlar mutluydular çünkü hikayeler yaşayacak ve böylece dünya dönmeye devam edecekti.They were happy because the story survived, and that the world would keep on spinning.
Seninki gibi bir hayat yaşayamam, baba.I... I cannot live like you anymore.
Manokine kapandı, salon kapandı. Şimdi neyle yaşayacağım?Manokin Wardrobe has shut down, the studio has closed... what do I live on immediately?
Hep o evde yaşayacağını düşünmüştüm.I thought that you would always live in that house.
Yaşamın patentlenmesi bu üstün yasaya aykırıdır. Bu yüzden buna karşı çıkmalıyız.Patents on life violate this higher laws and that is why we must disobey them.
Dünyada yaşayan kimse.One who inhabits of the earth.
Ben, birçoğunuz gibi Dünya üzerinde şehirlerde yaşayan iki milyar kişiden biriyim.I, like many of you, am one of the two billion people on Earth who live in cities.
Uzun süre, büyük bir macera yaşayabileceğime inanmadım.For a long time, I didn't believe that I could have a big adventure.
Onlara kaşış hissini yaşayabilecekleri bir ortam yarattım.And I wanted to give them an escape.
Yaşayanları tercih ediyor, mekanik şeyleri değil.It actually has a disposition for the living, rather than the mechanical.
Ben Dae-jin gibi yaşayacak.I'll live like Dae-jin.
Ben onlarla aynı çatı altında, henüz yaşayan deli gitti değil ki görünce.Seeing that I haven't gone insane yet, living under the same roof with them.
Oraya gidip bu üç boyutlu hayal ürününü yaşayabilirsiniz.So you can actually visit and have this three-dimensional fictional experience there.
Kendi başına yaşayamazsın. Vermeye çalıştığım mesaj bu.You can't live to yourself, is the message I'm talking about.
Burada yaşayacağını söylemiştin.If I take this room, doesn't that mean you can't be a teacher, too?
Diğer şempanzelerle birlikte bonobolar sizlerin yaşayan en yakın akrabanızdır.Bonobos are, together with chimpanzees, your living closest relative.
Yaşayacağını ya da öleceğini bilmiyordu.He didn't know if he would live or die.
Amerika'da yaşayan insanların büyük çoğunluğunun bu savaştan kazanacağı bir şey yok.The vast majority of people living in the US have nothing to gain from this occupation.
Ve bu, şimdiye kadar geçmiş yıllarda dünyada yaşayan... ...tüm türlerin küçük bir kısmıdır.And that's just a tiny fraction of all species that have ever lived on the planet in past times.
Okuloma bizim mahallede yaşayan, bana ağabeyim gibi davranan biriydi.Okuloma lived on my street and looked after me like a big brother.
Hep beraber bu dünyada yaşayabiliriz.We can all live together in this world.
Dolayisiyle, her gelenin bir öncekinden beter olduğu, ardarda krizler yaşayacağımızı düşünüyorum.So I think that we're going to see a series of crisis moments, each one more severe than the last.
Bu yuzden onun dilegi benimle birlikte gelmekti, boylece yasayacak bir yer bulmus olacakti.So his wish was to come with me, so that he had somewhere to live.
"Bilirsin, beki yasayacagim, belki olecegim ama bir dilegim yok.""You know, maybe I'll live, maybe I'll die, but I don't have a wish."
Baishi kentinde yaşayan bir şarap satıcısı onu evlat edinmişti.The wine seller living in the town Baishi down the hill had adopted her.
İşte travma sonrası gelişme durumunu yaşayan insanların en sık belirttiği beş şey:Here are the top five things that people with post-traumatic growth say:
O zaman hayatımızı süreçte hastalanmadan, dolu dolu yaşayabiliriz.And then we can enjoy our lives more fully without getting sick in the process.
En kuzeyde yaşayan Eskimolar, geniş çayırlılarda yaşayan Afrikalılardan daha farklı beslenirler.The Inuits in the far north ate very differently than the Africans on the savanah.
Londra'da yaşayan o kadar!Living in London--quite so!
Son olarak, zemin katta yaşayan bir muhasebeci olan ev sahibi, gitti veFinally, I went to the landlord, who is an accountant living on the ground-floor, and
MDFden küçük kutular içinde yaşayacak LED heykelleri yapmaya başladım.I began to make LED sculptures that would live inside little boxes out of MDF.
Kırmız maddesi atlas çiçeğinde (kaktüs) yaşayan bir böcekten elde ediniliyor.Cochineal is a product of an insect that lives off these cacti.
Aslen çekirgede karada yaşayan bir karides ve beslenme düzenimize girebilir.In fact, a locust is a "shrimp" of the land, and it would make very good into our diet.
Burada yaşayan herkes:Everyone who lives around here:
Orada, körfezde yaşayan insanların ömürlerini kısaltıyor.It shortens the lives of the people who live there in the Gulf.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.It really allows this last recording of his to be a living, breathing memorial.
O evde yaşayan herhangi biri sadece koklayarak zamanı söyleyebilir.Anyone living in that house can tell the time just by the smell.
Bu Tobago'da yaşayan bir beyin mercanı ve yaklaşık 2,000 yaşında.This is a Brain Coral living in Tobago that's around 2,000 years old.
Hayır, yaşayan en yaşlı tosbağa 175 yaşında ve bu 2,000'e yakın bile değil.Rachel Sussman: 300? No, 175 is the oldest living tortoise, so nowhere near 2,000.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.This is what I think is the most poetic of the oldest living things.
Şimdi size planet üzerinde yaşayan en yaşlı bitki olabilecek şeyi göstermek istiyorum.So, now I want to show what very well might be the oldest living thing on the planet.
Antartik yarımadasında yaşayan 5,000 yıllık yosunları bulmak için oraya gitmeye çalışıyorum.I'm trying to travel there to find 5,000 year-old moss, which lives on the Antarctic Peninsula.
Bildiğimiz üzere homo'da yaşayan canlı türü bulunmamakta.That's its actual species name.
Ya da ağaçlarda yaşayan hayvanların soyundan gelirler.If you're a Prokarya, you don't have complex structures inside your cell.
Bunun orda yaşayan insanlar için anlamı büyük.It all made sense, with 91 percent of the people living there.
Küçük bir çocukken, sadece bir hayat yaşayabileceğimiz kavramını anlayamazdım.When I was little, I could not understand the concept that you could only live one life.
Kalp kasınızın bir kısmı ölebilir ve yaşayabilirsiniz.Cause you can have some of your heart tissue die and you can survive.
Ama yunuslar aslında erken onların 50s yaşayabilirizBut dolphins can actually live into their early 50s
Sorun şu ki, Amerika'daki her 5000 insandan yalnızca bir tanesi 100 yaşına dek yaşayabiliyor.The problem is, only about one out of 5,000 people in America live to be 100.
Herkesin uzun ve sağlıklı yaşayacağını garanti edemeyiz.We can't guarantee that everybody will live a long and healthy life.
Hazrat Ali Swat'ta yaşayan fakir bir çiftçi aileden geliyor.Hazrat Ali is from a poor farming family in Swat.
Vay canına, birine bağırıp, içindekileri tamamen dışarıya vurup, endişe etmeden yaşayabilir miyiz?"Wow, you can yell at somebody, you can really express yourself, and not worry?
İlgili Sayfalar