yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mamâfih Batı Şeria ile Gazze'de yaşayanların kendilerine ait pişirme şekilleri vardır.However, in the West Bank and the Gaza Strip, the populations have a cooking style of their own.
Ortalama 25 yıl kadar yaşayabilirler.They can live for up to 25 years.
Dişiler 14 yıl yaşayabilir.The grivet may live for 13 years.
Köyde yaşayan hane halkı nüfus genellikle 70 yaş üstü yaşlılardan oluşmaktadır.The present population of the village consists almost wholly of aged people, above 70 years old.
Almanya Azerileri, Almanya'da yaşayan etnik gruplardan birisidir.Armenians in Germany are ethnic Armenians living within the modern republic of Germany.
Kısa süreli göç hareketleri,daha çok civar köylerde yaşayan halk için geçerli olmaktadır.This is a summer-time activity for many children that grow up in rural areas.
12 Mayıs 2016), Amerikalı en uzun yaşayan kişi olup 116 yıl, 311 gün yaşamıştır.Jones died in her sleep on the evening of May 12, 2016, aged 116 years, 311 days.
Britanya Kolumbiyası'nda yaşayan öbür Atabask halkları dahil değildir.European settlement did not bode well for the remaining native population of British Columbia.
Eserde ayrıca bölgede yaşayan yerli halklar da betimlenmiştir.The term was also applied to the indigenous inhabitants of the area.
Kaçin bölgesinde yaşayan ve nüfusu 1.2 milyon olan bu kişiler Jingpo olarak da bilinmektedir.The majority of the state's 1.2 million inhabitants are ethnic Kachin, also known as Jinghpaw.
Köy bölgede yüzyıllardır yaşayan Rumlar tarafından kurulmuştur.For centuries, the Spanish cities were built around them.
Zombi, yaşayan ölüler için kullanılan bir terim.A Monument to the Dead.
Magnifico böyle bir yaşayan kızının olduğunu inkar eder.She considers herself lucky to have such a great husband.
Onların kendi başlarına yaşayan insanları korkutmaya çalışırken, iş başında görürsünüz.As they try to inspire fear into people who are by themselves.
Bazılarınız Paul Rand'ı tanırsınız, yaşayan - üzgünüm - en büyük grafik tasarımcı.Some of you guys know Paul Rand, the greatest graphic designer -- I'm sorry -- out there.
Bizim için nasıl bir arada yaşayacağımızın bir sınır var mı?Is there a frontier for us of how we live together?
Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan çok çeşitli etnik gruplar vardı:There were myriads of ethnicities in the Ottoman Empire:
Sir Thomas Brown 1642'de şöyle yazmıştı: "Ben yaşayan en mutlu insanım.Because happiness can be synthesized.
Kalbim o kadar saf olmalı ki, bunaklık herşeyi sildiğinde hala yaşayabilmeli.I need a heart so pure that if it's stripped bare by dementia, it will survive.
Yarattığımız her yeşil alan bizimle beraber yaşayan insan dışı her canlı için bir davetiye.And every green space we create is an invitation for non-humans to cohabit with us.
Sürekli kıtlık yaşayan fakir bir ülke olan Etiyopya bir tarım sulama sistemi kurmak istiyor.Ethiopia, a poor country with regular famines, wants to build an agricultural irrigation system.
Ve diğerleri...küçük barakalarda yaşayanlar.They're treating-- the people who get married like,
Sunbae ne zaman böyle hissetmeye başladım bilmiyorum. ama... sensiz yaşayamam. bunu kabul edemem.It was what my Grandma gave my mother. Sunbae. I don't know when I started to feel like this. but...
Goo Jun Pyo'dan ayrı yaşayamam. özür dilerim. üzgünüm Sunbae. pekala. pekala.I can't separate Goo JunPyo from me. I'm sorry. I'm sorry sunbae.
Ben bu şekilde ne zaman hissetmeye başladım bilmiyorum.ama... sensiz yasayamam.I don't know when I started to feel this way. But... I cannot live without you.
Başka nasıl yaşayacaksınHow else are you going to live?
Yaşayan bütün memelilerin beşte biri yarasalardır ve onların benzersiz özellikleri vardırOne fifth of all living mammals is a bat, and they have very unique attributes.
En uzun yaşayan yarasadır.It's the longest-living bat.
Bose havlayan bir vücut için düşünmek asla nerede kim yaşayacaktı?Who would live there where a body can never think for the barking of Bose?
Ben ve orada yaşayan Yangın ve genellikle benim kahya güvenilir kanıtladı.It was I and Fire that lived there; and commonly my housekeeper proved trustworthy.
Daha sonra köyün kenarında yaşayan ve sadece kendimi Davenant göre kaybetmiştiI lived on the edge of the village then, and had just lost myself over Davenant's
Tomurcukları ve diyet içecek yaşayan Doğanın kendi kuştur.It is Nature's own bird which lives on buds and diet drink.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Because, when you zoom out that far, you lose the ability to view people as humans.
Çöplerin olmadığı bir dünyada yaşayabileceğimizi düşünecek kadar gerçekçilikten uzak değilim.I'm not that unrealistic that I think we can live in a waste-free world.
Çin'in batı bölgesinde olan Kashgar Xinjiang'de yaşayan bu adam yöresel yemek servis ediyor.This man, in Kashgar, Xinjiang province, in Western China, is serving up his national dish.
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız. Selam dur!Kim Moo Yeol You will experience laughter and fun while watching the musical salute
Kuzey Amerika tunalarımız arasında yaşayanlarLiving amongst our tunas -- our North American tunas -- are European tunas that go back to the Med.
Yapmaya çalıştığımız bugün yaşayan herkes için bir şecere oluşturmak.What we're trying to do is construct a family tree for everybody alive today.
Bir konuşmanın tamamını sadece ortasuda yaşayan yaratıklara ayırabilirdik.You could give an entire talk about the creatures that live in the mid-water.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.There's no reason only poor people should have the experience.
Ve bu inancı nasıl yaşayabiliriz?And how would we live such a faith?
Bu bir nevi su altında yaşayan Örümcekadam.He's like an underwater Spiderman.
Biliyordu ki, İrlanda'da oğlu yaşayacaktı, ve Etiyopya'da ise oğlu ölecekti.He knew, in Ireland, that his son would live, and that in Ethiopia, his son would die.
Ve kalbinin sıcaklığı içinde yaşayacağıma ve her zaman call it home.And to live within the warmth of your heart and always call it home.
Ve kalbinin sıcaklığı içinde yaşayacağıma and always call it homeAnd to live within the warmth of your heart and always call it home.
Göçmen güvercinlerin yaşayan en yakın akrabası bant kuyruklu güvercin.Okay, the closest living relative of the passenger pigeon is the band-tailed pigeon.
Genetik olarak bant kuyruklu güvercin zaten büyük oranda yaşayan bir göçmen güvercin.Genetically, the band-tailed pigeon already is mostly living passenger pigeon.
Biz sayılarla yaşayan, çok sayıda kişiyiz.We're numbers people, living by numbers.
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.Millions of years ago this was all the brain our distant ancestors had.
Bu manzara şekli, ona sahip olmayan yerlerde yaşayan kişiler tarafından bile "güzel" olarak sayılır.This landscape type is regarded as beautiful, even by people in countries that don't have it.
"Orada yaşayan" eski Ben söyledi."He lives there," said old Ben.
Hiç kimse onlara yardım yıllar ve yıllar yaşayabilir misiniz? "Mary endişeyle sordu.Would they live years and years if no one helped them?" inquired Mary anxiously.
Bu bölgede yaşayan binlerce insan var.There are thousands of people living in the tribal territory.
Şükürler olsun ki, biraz daha yaşayacağız.Thankfully, we live to film another day.
Birlikte yanyana mezara kadar yaşayan insanların ortak noktası nedir?What do the folks who make it all the way to side-by-side burial plots have in common?
Bir oda tutarız ve... ...üçümüz beraber yaşayabiliriz.We'll get a room and .... ...the three of us can live together
İçimde yaşayan... ...bebeğimi karşılamak için... ...sabırsızlanıyorum.I can't wait ... ...to meet this living baby... ...inside me.
Ve hala, korku içinde yaşayan sensin.And yet, it's you who are living in fear.
Kenarda yaşayan sensin,You who is living on edge,
Gidemeyeceğiniz yerler, aklınıza alamayacağınız düşünceler var. Artık yaşayamayacağınız dünyalar.You have places you cannot go, thoughts you cannot think, worlds that you can no longer inhabit.
İlgili Sayfalar