yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom, Boston'da yaşayan bir Kanadalıdır.Tom is a Canadian living in Boston.
Sami'nin yaşayabileceği herhangi bir yeri yoktu.Sami didn't have any place to live.
Yaşam, yaşayanlara aittir ve yaşayan, değişim için hazırlanmalıdır.Life belongs to the living, and he who lives must be prepared for change.
Yalnızca kendisi için yaşayan kimse, başkaları için ölüdür.He who only lives for himself is dead to others.
Beşinci günden sonra yaşayan bir ölü gibi hissediyorum.After the fifth day I feel like a living dead.
Buralarda yaşayan biri yok.There's not a living soul around here.
Onlar bu ülkede yaşayan tüm insanları korumalıdırlar.They must protect all the people who dwell in this country.
Tom, sıkı çalışarak para kazananlar pahasına yaşayan bir parazittir.Tom is a parasite who lives at the expense of others who earn money through hard work.
Tom'un yaşayacağı bir yeri yok.Tom doesn't have a place to live.
Tom, Avustralya'da asla yaşayamadığını söylüyor.Tom says he could never live in Australia.
Tom gelecek yıl Boston'da yaşayacak mı?Will Tom live in Boston next year?
Tom'un Boston'da yaşayan bir kızı var.Tom has a daughter living in Boston.
Artık Boston'da yaşayamayız.We can't live in Boston anymore.
Boston'da daha fazla yaşayamayız.We can't live in Boston anymore.
Tom, Boston'da yaşayan bir yazardır.Tom is a writer living in Boston.
En az üç yıl daha Boston'da yaşayacağım.I'm going to live in Boston for at least three more years.
Bu semtte yaşayan çok sayıda Kanadalı var.There are a lot of Canadians living in this neighborhood.
Tom, yaşayan herhangi bir akrabasının olmadığını söyledi.Tom said he didn't have any living relatives.
Boston'da yaşayan tek Kanadalı ben değilim.I'm not the only Canadian living in Boston.
Tom'un yaşayacak bir yeri yoktu.Tom didn't have a place to live.
Tom yalnız yaşayan biri değildi.Tom wasn't a loner.
Sana yemin ederim ki hayatta tek bir amaçla yaşayacağım: seni mutlu etmek.I swear to you that I'm going to live with only one purpose in life: making you happy.
Tom'un yaşayacak yeri yok.Tom doesn't have any place to live.
Keşke Park Caddesinde yaşayabilsem.I wish I could live on Park Street.
Tom Mary'nin hayal dünyasında yaşayan olduğunu söyledi.Tom said that Mary was delusional.
Tom bizimle yaşayacak.Tom will live with us.
Avustralya'da yaşayan bir amcam var.I have an uncle who lives in Australia.
Avustralya'da yaşayan bir kuzenim var.I have a cousin who lives in Australia.
Avustralya'da yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Australia.
Boston'da yaşayan bir kuzenim var.I have a cousin who lives in Boston.
Birlikte yaşayacağız.We're going to live together.
Yan tarafta yaşayan insanları sevmiyorum.I don't like the people living next door.
Hiç yaşayan akrabam yok.I don't have any living relatives.
Yaşayacak herhangi bir yerim yok.I don't have any place to live.
Yaşayacak bir yerim yok.I don't have a place to live.
Artık burada yaşayamam.I can't live here anymore.
Dünyada yaşayan en eski hayvanlar hangileridir?What are the oldest living animals in the world?
Boston'da yaşayan erkek kardeşim bir marangoz.My brother, who lives in Boston, is a carpenter.
Sami'nin yaşayacak bir yeri yoktu.Sami didn't have a place to live.
Fındık ye, beş yıl daha uzun yaşayacaksın.Eat nuts and you'll live five years longer.
İnsanlar hava olmadan yaşayamaz.Man can't live without air.
Dünyada herhangi bir yerde yaşayabilsen, nerede yaşarsın?If you could live anywhere in the world, where would you live?
Tom daima kalbimde yaşayacak.Tom will forever live in my heart.
Yaşlandıkça, bu türden problemlerden daha fazlasını yaşayacaksınız.As you get older, you're going to have more of these kinds of problems.
Bağırsaklarında yaşayan bakterilerle arkadaş olmalısın.You must befriend the bacteria that live in your gut.
Kanatlarımın altında olduğun sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.As long as you live under my roof, you're going to live by my rules.
Bu çatı altında olduğun sürece benim kurallarımla yaşayacaksın.As long as you live under my roof, you're going to live by my rules.
Köfteli makarna New York'ta yaşayan İtalyan göçmenler tarafından yaratılmıştır.Spaghetti with meatballs was invented by Italian immigrants living in New York City.
Sami, Leyla olmadan yaşayamaz.Sami can't live without Layla.
Bilgisayarı olmadan bir gün yaşayabilir.He can live without his computer for a day.
Haftada 30 dolarla yaşayamam.I can't survive on thirty dollars a week.
Hayatımı nasıl yaşayacağıma karışma.Don't tell me how to live my life.
Hangi yasaya aykırı davrandım?What law have I broken?
Müziksiz yaşayamazdım.I wouldn't be able to live without music.
Şirket içinden biriyle ilişki yaşayacağını hiç tahmin etmezdim.I'd never imagine you'd have an affair with someone working for the company.
Burada yaşayan insanlar bunun nasıl yapılacağını biliyor.People who live here know how to do that.
Burada yaşayan insanlar bunu yapmayı biliyor.People who live here know how to do that.
Burada yaşayanlar bunu yapmasını biliyor.People who live here know how to do that.
Burada yaşayanlar bunun nasıl yapıldığını biliyor.People who live here know how to do that.
İnsan susuz yaşayamaz.Men can't live without water.
İlgili Sayfalar