yaşatmak ile cümle

yaşatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
59
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Poď, opojíme svojho otca vínom a budeme ležať s ním, aby sme živé zachovaly semeno od svojho otca.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Pójdź, upójmy ojca naszego winem, a śpijmy z nim, abyśmy zachowały z ojca naszego nasienie.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Tule, juottakaamme isällemme viiniä ja maatkaamme hänen kanssaan, saadaksemme isästämme jälkeläisen."
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››vem, demos a nosso pai vinho a beber, e deitemo-nos com ele, para que conservemos a descendência de nosso pai.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Ven, demos de beber vino a nuestro padre, acostémonos con él y conservemos descendencia de nuestro padre
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Ела, да упоим баща си с вино и да преспим с него, за да запазим потомството от баща си.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››итак напоим отца нашего вином, и переспим с ним, и восставим от отца нашего племя.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››לכה נשקה את אבינו יין ונשכבה עמו ונחיה מאבינו זרע׃
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››هلم نسقي ابانا خمرا ونضطجع معه. فنحيي من ابينا نسلا.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››來 、 我 們 可 以 叫 父 親 喝 酒 、 與 他 同 寢 . 這 樣 、 我 們 好 從 他 存 留 後 裔
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››來 、 我 們 可以 叫 父親 喝酒 、 與 他 同寢.這樣 、 我們好從 他 存留 後裔
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Bukan berarti kita tidak dapat memberi makan, pakaian, dan rumah serta dapat hidup layak.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Het is niet onmogelijk om iedereen te voeden, kleden en huisvesten en ons behoorlijke levens te laten leiden.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Không phải là chúng ta không thể cho ăn, cho mặc và xây nhà cho tất cả mọi người và có một cuộc sống đầy đủ.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.저희를 모두 먹이고, 입고 유숙하는 것은 가능하지 않고 저희에게 알맞은 생활을 사는것이 가능하지 않다는것이 아닙니다.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Não é que não seja possível alimentar, vestir e alojar-nos a todos para vivermos vidas decentes.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Nem mintha lehetetlen lenne etetni, ruházni és elszállásolni mindnyájunkat, vagy épp tisztességes életet élni.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Nie chodzi o to, że nie wyżywimy się, ubierzemy i nie zapewnimy sobie dachu nad głową, by normalnie żyć.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.No es que no haya alimentos, ropa y viviendas para todos o que no podamos tener vidas dignas.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Non che non sia possibile alimentarci, vestirci e darci un tetto per vivere una vita decente.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Nu este vorba că nu e posibil să hrănim, îmbrăcăm şi adăpostim pe toată lumea astfel încât să trăim decent.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.Не то что невозможно прокормить, одеть и поселить нас всех и обеспечить нам хорошую жизнь.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.לא שאי-אפשר להאכיל, להלביש ולספק דיור לכולנו ולחיות חיים טובים.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.لا يعني ذلك أنه من المستحيل تغذية وإيواء جميعنا وجعلنا نعيش حياة كريمة.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.皆がそれなりの生活をすることは 可能です
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Azt akarják elérni, hogy az emberek félelemben éljenek.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Chce by ludzie żyli w strachu.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Chcú, aby ľudia žili v strachu.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Chúng muốn mọi người sống trong sợ hãi.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.De vill få människor att leva i fruktan.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Ei vor ca oamenii să trăiască în frică.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Eles querem que as pessoas vivam com medo.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Il veut que les gens vivent dans la peur.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.그들은 사람들이 두려움 속에 살도록 하기를 바랍니다.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Mereka ingin membuat orang hidup dalam ketakutan.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Quieren que la gente viva con miedo.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Sie wollen die Menschen in Angst leben lassen.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Vogliono che la gente viva nella paura.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Ze willen dat mensen in angst leven.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Θέλουν να κάνουν τους ανθρώπους να ζουν στο φόβο.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Такие люди хотят заставить других жить в страхе.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.Те искат да накарат хората да живеят в страх.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.הם רוצים לגרום לאנשים לחיות בפחד.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.يريدون أن يعيش الناس في خوف
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.そして恐怖という心理的障壁が
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Brunel azt modta, hogy amit ő szeretett volna elérni az a vidéki tájakon való átsuhanás élménye.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Brunel chciał zapewnić swoim pasażerom przeżycie płynięcia przez krajobraz
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Brunel hovoril, že jeho plánom je, aby jeho pasažieri mohli zažiť plavbu naprieč vidiekom.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.브루넬이 이걸 통해서 승객들에게 주고자 했던 것은 기차를 타고 교외를 둥둥 떠가는 것 같은 경험이었던 겁니다
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Lo que Brunel dijo que quería conseguir para sus pasajeros era la experiencia de flotar a través del campo.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Quello che Brunel diceva di volere per i passeggeri era l'esperienza di galleggiare attraverso la campagna.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Wat Brunel wilde verwezenlijken voor zijn passagier was de ervaring om door het platteland te vlieden.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Брунел казвал, че иска да постигне за пътниците си преживяването да се носят през страната.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.Брюнель говорил, что пытается добиться для пассажиров ощущения плавного движения по местности.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.עכשיו, מה שברונל אמר שהוא רוצה להשיג עבור נוסעיו הוא החוויה של ריחוף לצד הנוף הכפרי.
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.أراد برونل ان يعطي للمسافرين الانطباع بالعوم في الريف البريطاني
Simdi, Brunel yolculari icin basarmak istediginin kirsal alanda gezinme deneyimi yasatmak olduğunu söylüyor.浮かぶように田舎を駆け抜ける体験でした これは19世紀の頃の話です
Umarım o keseyi... ...Seol'a zor anlar yaşatmak için kullanmak istemiyorsundur.Ίσως με αυτό το πουγκί, . . . Εύχομαι να μην το χρησιμοποιήσεις για να κάνεις δύσκολη την ζωή της Σεολ.
Umarım o keseyi... ...Seol'a zor anlar yaşatmak için kullanmak istemiyorsundur.ولا اريد رؤيتك تسببين المتاعب لسول باستعمال هذه الحقيبة
İlgili Sayfalar