Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşasın ile cümle

yaşasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak zevkini RABbin Yasasından alır Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.‎لكن في ناموس الرب مسرّته وفي ناموسه يلهج نهارا وليلا‎.
Ancak zevkini RABbin Yasasından alır Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.惟 喜 愛 耶 和 華 的 律 法 、 晝 夜 思 想 、 這 人 便 為 有 福
Ancak zevkini RABbin Yasasından alır Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.惟喜愛 耶和華 的 律法 、 晝夜 思想 、 這人 便 為 有福
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Arthur Clarken laki kertoo, että riittävän kehittynyttä teknologiaa ei voi erottaa taikuudesta.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.I ved, det er Arthur Clarkes lov at enhver tilstrækkeligt avanceret teknologi er meget lig magi.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.아시다시피 아서 클라크의 법칙에 따르면 고도로 발전한 테크놀로지는 마술과 구분하기 어렵다고 하지요.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Pravidlo Arthura Clarka říká, že jakákoli dostatečně pokročilá technologie je neroznatelná od kouzla.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Ξέρετε, σύμφωνα με τον νόμο του Άρθουρ Κλαρκ, οποιαδήποτε προηγμένη τεχνολογία δεν διαχωρίζεται από τη μαγεία.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Знаете, закон Артура Кларка — любая достаточно продвинутая технология неотличима от магии.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Знаете ли, законът на Артър Кларк казва, че всяка достатъчно напреднала технология е неразличима от магия.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.Знаєте, це заком Артура Кларка - що достатньо розвинуті технології не відрізняються від магії.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.אתם יודעים, זהו החוק של ארתור קלארק שכל טכנולוגיה מתקדמת מספיק לא ניתנת להבחנה מקסם.
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.إنه كما تعلمون قانون " آرثر كلارك " الذي يقول " إنه من الصعب التفريق بين أي تكنولوجيا متقدمة والسحر
Arthur Clarke'ın yasasını bilirsiniz, yeterince gelişmiş her teknoloji sihirden farksızdır.「充分に発達した科学技術は 魔法と区別が付かない」です 観客は魔法を見ているかのようでした
Avrupa Topluluklarının Adalet Divanının içtihat hukuku, Birlik yasasınıyorumlama kaynağıolarak korunur.A tal fin,estará representada por la Comisión.
Avrupa Topluluklarının Adalet Divanının içtihat hukuku, Birlik yasasınıyorumlama kaynağıolarak korunur.Euroopan yhteisöjen tuomioistuimenoikeuskäytäntö pysyy edelleen unionin lainsäädännön tulkintalähteenä.
Avrupa Topluluklarının Adalet Divanının içtihat hukuku, Birlik yasasınıyorumlama kaynağıolarak korunur.Podněty Konference nezavazují vnitrostátní parlamenty aninepředjímají jejich postoje.
- Bebek doğdu! Yaşasın!- Dziecko się urodziło!
- Bebek doğdu! Yaşasın!- Il bambino è nato!
- Bebek doğdu! Yaşasın!Vauva on syntynyt!
- Bebek doğdu! Yaşasın!-Το μωρό γεννήθηκε!
- Bebek doğdu! Yaşasın!- Ребёнок родился!
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.(80:13) потому Я оставил их упорству сердца их, пусть ходят по своим помыслам.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.(81:13) Alors je les ai livrés aux penchants de leur coeur, Et ils ont suivi leurs propres conseils.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale lud mój nie usłuchał głosu mego, a Izrael nie przestał na mnie.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale môj ľud neposlúchol môjho hlasu, a Izrael sa mi nechcel poddať.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale neuposlechl lid můj hlasu mého, a Izrael nepřestal na mně,
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Atunci i-am lăsat în voia pornirilor inimii lor, şi au urmat sfaturile lor.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Da lod jeg dem fare i deres Stivsind, de vandrede efter deres egne Råd.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.De nem hallgatott népem az én szómra, és Izráel nem engedelmeskedett nékem.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.그러므로 내가 그 마음의 강퍅한대로 버려두어 그 임의대로 행케하였도다
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ma il mio popolo non ha ascoltato la mia voce, Israele non mi ha obbedito
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Men mitt folk hørte ikke min røst, og Israel vilde ikke lyde mig.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Men mitt folk ville ej höra min röst, och Israel var mig icke till viljes.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mijn volk heeft echter niet naar Mij geluisterd; de Israëlieten kwamen tegen Mij in opstand.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mutta minun kansani ei kuullut minun ääntäni, eikä Israel noudattanut minun mieltäni.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Pelo que eu os entreguei � obstinação dos seus corações, para que andassem segundo os seus próprios conselhos.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Por eso los entregué a la dureza de su corazón, y caminaron según sus propios consejos
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Sebab itu Aku membiarkan mereka berkeras kepala; biarlah mereka mengikuti kemauan mereka sendiri
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.So habe ich sie gelassen in ihres Herzens Dünkel, daß sie wandeln nach ihrem Rat.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì vậy, ta buông chúng nó đi theo sự cứng lòng chúng nó, Ðể chúng nó đi theo mưu kế riêng chúng nó.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì_vậy , ta buông chúng_nó đi theo sự cứng lòng chúng_nó , Ðể chúng_nó đi theo mưu_kế riêng chúng_nó .
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Zatorej sem jih pustil, naj hodijo po srca svojega zakrknjenosti, in hodili so po krivih naklepih svojih.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Δια τουτο παρεδωκα αυτους εις τας επιθυμιας της καρδιας αυτων και περιεπατησαν εν ταις βουλαις αυτων.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Затова ги оставих да вървят по упорството на сърцето си, За да ходят по своите си намерения.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.ואשלחהו בשרירות לבם ילכו במועצותיהם׃
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.‎فسلمتهم الى قساوة قلوبهم. ليسلكوا في مؤامرات انفسهم‎.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任 憑 他 們 心 裡 剛 硬 、 隨 自 己 的 計 謀 而 行
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任憑 他 們心裡剛 硬 、 隨自己 的 計謀 而行
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.저는 우리 모두가 420평방 피트 안에 살아야 한다고 말하는 것은 아니에요.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.En siis väitä, että meidän kaikkien tulisi asua 39 neliön tilassa.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ich sage nicht, dass wir alle auf 40 m2 leben müssen.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ik zeg niet dat we allemaal moeten wonen op 40 m².
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Je ne dis pas que nous devons tous vivre dans 39 m².
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Não estou a dizer que precisamos todos de viver num apartamento de 39m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Nem azt mondom, hogy mindannyiunknak 39 négyzetméteren kéne élnie.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Neříkám, že všichni musíme žít na 40 m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ne trdim, da moramo živeti na 39 kvadratnih metrih.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Nie mówię, że wszyscy mamy mieszkać na 40 metrach.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.No digo que todo lo que necesitamos para vivir son 40 m2.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod