yaşar ile cümle
yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yaklaşık 1 yıl boyunca annelerine bağımlı yaşarlar.Jongen blijven ongeveer een jaar lang afhankelijk van hun moeder.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.Hun levensduur was lang, veel langer dan dat van mensen, maar ze waren niet onsterfelijk.
Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır.De oorspronkelijke naam is Die Lebenszeit.
Su altında yaşar.Leven onder water.
Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar.Ze leven solitair, behalve in de voortplantingstijd.
Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar.Ze komen voor in tropisch Oost-Afrika in uitgestrekte moerasgebieden van Soedan tot Zambia.
Evin ahırında yaşar.Thuis is in je schuur.
Hindistan'da yaşar.Haar man woont in India.
1991 yılında, Şiprage'de 956 kişi yaşarkin, 2013 yılında ise köyde 788 kişi yaşıyordu.In 2013 telde Vitovlje zo'n 588 inwoners, in 1991 waren dat er nog 788.
Bazıları da yer altında yaşar.Een gering aantal leeft in de bodem.
Yolda birçok macera yaşarlar.Onderweg beleven ze allerlei avonturen.
Kivi Deve Kuşu, Yeni Zelanda ormanlarında yaşarlar.Deze vogels leven in de bossen van Nieuw-Zeeland.
Günümüzde türün çoğunluğu Güney ve Doğu Afrika'da yaşar.De meeste soorten komen voor in zuidelijk en oostelijk Afrika.
Yalnızca Avustralasya'da yaşarlar.Ze komen uitsluitend voor in Australië.
Küçük kuğu (Cygnus columbianus), Kuzey Amerika'da yaşar.De fluitzwaan (Cygnus columbianus) komt voor in Noord-Amerika.
Afrika'nın güneyinde yaşar.Ze leven in het zuiden van Afrika.
Sık sık sevdiği komşuları George Wilson ile sorunlar yaşar.Vooral zijn buurman, George Wilson, heeft het zwaar te verduren.
Koloni halinde yaşarlar.Ze leven in kolonies.
24 Mayıs 1940'ta şehir bir kez daha güçlü bir deprem yaşar.Op 14 mei 1970 werd de stad getroffen door een zware aardbeving.
Birlikte mutlu yaşarlar.Ze zijn erg gelukkig samen.
Hasta kendi özel dünyasında yaşar.Simon is terug in zijn eigen leefwereld.
Türlerin çoğu ağaç kabuğunda ya da odununda yaşar.De meeste soorten leven in bomen of struiken.
Kendisi kimi zamanlar rüyalarına göre olaylar yaşar.Hij leeft nog steeds de droom die ze toen hadden.
Yaklaşık 14.5 milyon konuşanı vardır ve bunların 10 milyonu Macaristan'da yaşar.De taal heeft nu in totaal ongeveer 14,5 miljoen sprekers, waarvan 9,9 miljoen in Hongarije.
İnsanların bilmediği, ulaşamadığı bir yerde topraktan (kerpiçten) yapılmış evinde yaşar.Daar belandt hij in een aarde die in niets meer lijkt op wat hij kent.
İkisi de gece aktif olur ve ağaçlarda yaşar.Deze soort is 's nachts actief en leeft in bomen.
Tros'un Ida dağları'nda yaşardı.Cynosura zou geleefd hebben op de berg Ida op Kreta.
Genelde evde, ocağın arkasında veya kilerde veya çatı altında yaşar.Ze leven meestal achter het fornuis of in de kelder van het huis.
Eritre'de eskiden çok sayıda fil yaşardı.In Afrika zijn er in het verleden ook tamme olifanten geweest.
2000 yılında 515 kişi yaşardı.Er woonden 155 mensen in 2001.
Sonra çocuklar Bay Poe'dan kaçarak kendileri yaşarlar.De kinderen leggen het verhaal uit aan Meneer Poe en Meneer.
Onlar barış içinde yaşarlardı.De wereld leeft in Vrede.
1,1 milyon kişi ana şehir olan Omsk'ta yaşar.In de oblast wonen ruim 2 miljoen mensen, waarvan 1,1 miljoen in de stad Omsk.
İki alt türü tatlı suda yaşar.Twee ondersoorten hiervan leven in zoetwatermeren.
Burada dokuz Tanrı yaşar.Hierbij komen negen mensen om het leven.
Yalnız veya koloniler halinde yaşarlar.Hij slaapt alleen of in kleine kolonies.
Kışlalarda yaşarlardı.Ze wonen in kazernes.
Gece maymunları ağaçta yaşar.Deze muizen leven in bomen.
Koruduğu insanların yanında yaşarken, bu insanları sevmeye başlamıştı.Omdat hij zelfs bij hen geliefd was, vingen zij hem op.
Sık ormanlarda yaşar.De dieren leven vaak in de bossen.
Terk edilmiş ağaçkakan yuvalarında yaşarlar.Ze leeft in verlaten termietenheuvels.
Yaşarken hiç kitap yayımlamadı.Hij publiceerde tijdens zijn leven geen geschriften.
Genellikle tatlısularda yaşarlar.Ze leven gewoonlijk op slikbodems.
Yüz, yüz elli yıl kadar yaşarlar.Dit kan honderd tot honderdvijftig jaar duren.
Amami tavşanı sadece Japonya'ya bağlı Amami Ōshima ve Toku-no-Shima adalarında yaşar.De soort komt enkel voor op de Japanse Amami-eilanden met name Amami Ōshima en Tokunoshima.
Çünkü biri yaşarken diğeri varlığını sürdüremez. "‘Bij een cadaver kan ik niet langer wonen’.
Kuzey Amerika'da yaşar.Hij leeft in Noord-Amerika.
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Ze gaan een hevige stormachtige liefdesrelatie aan.
Koloni hâlinde yaşar.In de Kolonie lukt het Mevr.
Derin mağaralarda yaşarlar.Ze leven in grotten.
Eski ve Yeni Dünya'da yaşar.In: Het Oude en Nieuwe Bouwen.
Hint gergedanı, eskiden Himalaya Dağlarının çevresinde çok geniş bir alanda yaşardı.Dit volk leefde voorheen op een afgesloten plek in de Himalaya's.
Bu adam, bu ovada çadır kurup yaşarmış.Hij woonde op dat moment in Schiedam.
Kraliçe bunların birinde yaşar, burası doğduğum yerdir.De geboorteplaats is de plaats waar iemand geboren is.
Çoğu türler ağaçlarda, diğerleri yerde yaşar.Sommige soorten leven in bomen, anderen op de grond.
Ve ona şunu söyler: “Bunun gibi öyküler bizlerle birlikte yaşar.”Haar tante zegt: "zo gaat het altijd met bruiloften."
33 yaşına kadar yaşarlar.Hij zou nog 33 jaar blijven leven.
Ortalama 30 yıl yaşarlar.Ze hebben gemiddeld dertig jaar dienstgedaan.
Bu tür 130 cm boyunda olup Afrika, Asya ve Güney Avrupa'da yaşar.Dit dier was ongeveer 3 meter hoog en leefde in Eurazië en Afrika.
Son sözü; Yeniden yaşasaydım aynısını yaşardım.In: Ik zou liegen als ik het anders zei.