yaşar ile cümle

yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O Kaos'un içinde yaşar.Sie lebte in Kaunas.
Yaşadığı her yılda bir kilo alır ve 60 yıl yaşar.Sie fährt alle 10 Minuten und ist ganzjährig in Betrieb.
Bazı küçük Japon adalarında da yaşarlar.Sie überfielen weiterhin kleine japanische Verbände.
Bazı türler ağaçlarda, bazı türler yerde yaşarlardı.Einige Arten schlafen allerdings in Bäumen.
9 yıl kadar yaşarlar.Neun Jahre vergehen.
Misk öküzleri asıl olarak Kuzey Amerika'nın Arktik bölgelerinde ve Grönland'da yaşar.Die Falkenraubmöwe brütet in den arktischen Gebieten von Eurasien und Nordamerika.
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Nebenher läuft eine dünnblütige Liebes- und Eifersuchtsgeschichte.
Yetişikin erkekler sürü dışında yaşarlar.Die erwachsenen Tiere leben an verschiedenen Gehölzen.
Midyat'taki ilk Süryani Hristiyanlar da mağaralarda yaşardı.Es wird berichtet dass die ersten Christen in Höhlen gelebt haben.
Daha sonra bir araba çalar ve Moskova'ya gelmeden birkaç serüven yaşar.Sie hält einige Autos an und bittet um eine Fahrt nach Moshi.
Bazı türleri sadece tatlı suda yaşarlar.Einige Arten leben auch im Süßwasser.
Tropikal ormanlarda döküntülerde ve mağaralarda yaşar.Diese Arten leben im Grundwasser oder in Höhlen.
Qawalangin kabilesi Fox Adalarında yaşarlar.Gewöhnliche Familienmitglieder wohnen im Tongkonan Batu.
Veragut atölyesinde çalışır ve orada yaşar.In dieser wohnt und arbeitet er.
Zhuangcayı konuşanların çoğu, Zhuangcanın resmi dil olduğu Guangksi Zhuang Özerk Bölgesi'nde yaşar.Die meisten Sprecher leben in der autonomen Region Guangxi, in der Zhuang eine Amtssprache ist.
Ancak eşleşmemiş erkekler diğer türler gibi grup hâlinde yaşar.Sogar unverheiratete Frauen sind in anderen Umständen.
Gazetenin sahibi Yaşar Kaya idi.Herausgeber war die Reichsjugendführung.
Ilıman bölgelerdeki ormanlarda yaşar.Das Glück wohnt in den Wäldern ...
Endonezya'nın Borneo adasında endemik olarak yaşar ve sadece Doğu Kalimantan bölgesinde bulunur.Der Borneo-Taubwaran ist auf Borneo endemisch und besiedelt dort ausschließlich den Norden der Insel.
6 yıl kadar yaşarlar .Sie können bis etwa sechs Jahre alt werden.
Benimkinden daha uzak altı evde yaşar.Il habite six maisons plus loin que la mienne.
Filler Asya ve Afrika'da yaşarlar.Les éléphants vivent en Asie et en Afrique.
Kurtlar av hayvanlarının çokça bulunduğu bölgelerde yaşar.Les loups vivent sur des territoires où le gibier est abondant.
Bedeviler çölde yaşar.Les Bédouins vivent dans le désert.
Bu balık tatlı suda yaşar.Ce poisson vit en eau douce.
Kraliçe bunların birinde yaşar, burası doğduğum yerdir.La reine habite une d'elles; c'est ma ville de naissance.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar ikinci şehirde yaşarlar.Les Juifs, les Chrétiens et les Musulmans vivent dans la seconde ville.
Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan (tüm gök nesnelerinden) çok uzakta yaşar.Yusuf vit le soleil et la lune et onze étoiles se prosterner pour lui.
Doğal ortamında N. crassa tropik ve subtropikal bölgelerde yaşar.Dans son environnement naturel, N. crassa vit surtout en région tropicale et sub-tropicale.
Bir karavanda yaşar.Il vit dans une caravane.
Poe onu yaşarken hatırlamayı tercih ettiğini söyleyerek, ölmüş eşinin yüzüne bakmayı reddetti.Poe refusa de regarder le visage de son épouse morte, disant qu’il préférait se souvenir d’elle vivante.
Finlandiya'da yaşar.Ils vivent en Finlande.
Yaşar Büyükanıt ise Avukat dahi tutmam.Un avocat général n'est pas un avocat.
Annesiyle beraber yaşar.Il vit avec sa mère.
Getreidegasse 9. Burada 1747´den 1773 yılına kadar Leopold Mozart ailesi yaşar.Située au numéro 9 de la Getreidegasse, la famille de Mozart y vécut de 1747 à 1773.
Efsaneye göre Aştarak'ta üç kız kardeş yaşar ve üçü de Prens Sargis'e aşıklardır.Selon une légende, trois sœurs vivant à Ashtarak tombèrent toutes amoureuses du même homme, le prince Sargis.
Mılo Korsot'ta (Ulusar) yasarmis.Fang Xuanling(dir) Livre des Jin (Jìn Shū).
15-20 yıl yaşar.Il vit de 15 à 20 ans.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.Ulmo le Seigneur des eaux demeure en Vaiya, sous les racines d'Arda.
Biri yerde diğeri gökte yaşar.L'une croît au ciel, l'autre au ciel du lit.
Bazıları da yer altında yaşar.Quelques-uns sont projetés au sol.
Peyton bir hayal kırıklığı daha yaşar.Peyton découvre une nouvelle choquante.
2000 yılında 515 kişi yaşardı.Elle comptait 554 habitants en 2000.
Su altında yaşar.Il vit dans l’eau.
Yalnız yaşar ve gececildir.Elle est nocturne et solitaire.
Şu sıralar bu bölgede yaklaşık 3000 kişi yaşar.Moins de 300 personnes y vivent à ce moment.
Burada dokuz Tanrı yaşar.Il y a neuf survivants.
Ahtapotlar kısa yaşar, hızlı büyür ve erken olgunlaşır.Les pieuvres ont une vie brève, grandissent rapidement et atteignent la maturité tôt dans leur vie.
Öyle ki günümüzde Norveç dışında Norveçli olduğunu söyleyen çok yüksek sayıda insan yaşar.Il y a actuellement plus d'Américains d'origine norvégienne que de Norvégiens en Norvège.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Tu vis dans les ténèbres.
Çoğu türler yerde yaşar.How many species are there on earth ?
Söylentilere göre şıhlar yaşarmış.La rumeur avait annoncé des charniers.
Derin mağaralarda yaşarlar.Ils vivent dans des cavernes.
Seslendirildi: Ayako Kawasumi Rita, Mashiro İngilterede yaşarken oda arkadaşı ve bakıcısıdır.Voix japonaise : Ayako Kawasumi Rita était la colocataire de Mashiro lorsque celle-ci était en Angleterre.
Pars kedisi daima suya yakın yaşar.Le canard de Barbarie vit toujours près de l'eau.
Çoğu gece aktif ve yalnız yaşar.Leur activité est essentiellement nocturne et solitaire.
Hemen hemen bütün nüfus güneyde Trans Sibirya Demiryolu hattı boyunca yaşar.La plus grande partie de la population vit au sud de la Sibérie le long de la ligne du Transsibérien.
Yalnız veya çift olarak yaşarlar.Il vit seul ou en couple.
Chenopis alt cinsi: Kara kuğu (Cygnus atratus), Avustralya'da yaşar.Cygne noir peut faire référence à : Cygne noir (Cygnus atratus) : cygne originaire d'Australie.
Plankton bakımından zengin olan gölde çok çeşitli balıklar yaşar.La mer, riche en plancton y est très poissonneuse.
İlgili Sayfalar