yaşar ile cümle

yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sakigiller sadece Güney Amerika'da yaşar.Sakiaffen kommen nur in Südamerika vor.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Es herrscht dort ewige Dunkelheit.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Die Australische Hüpfmaus ist sehr sozial und lebt in Gruppen von bis zu zehn Tieren.
Yalnız yaşar ve gececildir.Um uns ist Schande und Nacht.
Çok ileri yaşlara kadar yaşarlar, 1300 hatta 2000 yıllık örneklere bile rastlanmıştır.Sie erreichen ein hohes Alter, so dass es 1.300 bis 2.000 Jahre alte Exemplare gab.
Hagrid burada yaşar.Hier wohnt Gustav.
Bir müddet babasıyla beraber yaşar.Er entschließt sich, eine Zeitlang bei seinem Vater zu wohnen.
Şiltenler dağlarda yaşar ve canlıları da korurlar.Sie leben in Bergen und dienen ebenfalls den Moredhel.
Yerleşik olarak yaşarlar.Würdig wohnen.
Hemen hemen tamamen tropikal ya da subtropikal ılıman düzlüklerde yaşar.Fast alle liegen entweder in tropischen oder zumindest in subtropischen Breiten.
Büyük flamingo 6 yaşında cinsel olgunluğuna ulaşır ve 40 yaşının üstüne kadar yaşar.Seine Geschlechtsreife erreicht der Kubaflamingo mit 6 Jahren und hat eine Lebenserwartung von über 40 Jahren.
İlahlar bu gök katında yaşarlar; hiç kimse daha yukarıdaki gök katlarında neler olduğunu bilemez.Diese leben in einem abgelegenen Teil des Zauberlandes und wissen nichts von den Angelegenheiten der Menschen.
Annesi hâlen Bakü'de yaşarken ailesiyle Moskova'da yaşamaktadır.Ihre Tochter lebte währenddessen in Moskau bei ihren Großeltern.
İnsan dil ile düşünür ve yaşar.In der Gegenständlichkeit lebt und denkt der Mensch.
Tanrılar ve iyi ruhlar burada yaşar.Der lebendige Gott und die Götter.
Eski ve Yeni Dünya'da yaşar.In: Alte und neue Welt.
Gerçek balina liman yunusu bazı ırmaklarda da, örneğin Yangtsekiang nehrinde yaşar.Der Glattschweinswal kommt auch in einigen Flüssen, beispielsweise dem Jangtsekiang, vor.
Gerçekten gözlerimizi yaşartıyorsunuz.Das Aufreißen der Augen.
Güney Amerika'da yaşar.Er lebt in Südamerika.
Dağlarda yaşar.In den Bergen.
Ev İyesi insanlarla aynı evde birlikte yaşar.Man wohnt zusammen im selben Haus.
Onlar barış içinde yaşarlardı.Seither lebten sie hier in Frieden.
Keseli karıncayiyenler Avustralya'nın güneybatısı'nda, okaliptüs ağaçlı bölgelerde yaşar.Beide Arten leben in den Bergwäldern von Südostaustralien.
Bunlar kesinlikle ölmüyor ama yaşarken çürüyor.”"Die haben sie nicht verdient" murmelt er leise beim Weggehen.
Makedonya Yörükleri Makedonya'da yaşarlar.Die Aromunen in Mazedonien.
İyi gelişmiş sosyal davranışlara sahibtirler ve çift olarak ya da grub içinde yaşarlar.In den meisten Fällen haben sie ein komplexes Sozialverhalten entwickelt und leben in Paaren oder Gruppen.
Sadece birkaç hafta yaşarlar.Sie leben nur wenige Tage.
Hayvanlar 10 yaşına kadar yaşarlar.Die Tiere erreichen ein Alter von rund 10 Jahren.
İnsanların %10'u dağlık bölgelerde yaşar.Rund 12 % der Menschheit lebt in Gebirgsräumen.
İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler.Glauben, Leben, Sterben.
Karısıyla birlikte Tilmun Adası'nda yaşar.Er lebt mit seiner Frau in Ückeritz auf der Insel Usedom.
Afrika'nın güneyinde yaşar.Er lebt im südlichen Afrika.
Son sözü; Yeniden yaşasaydım aynısını yaşardım.Ich würde den gleichen Weg beschreiten, wenn ich mein Leben noch einmal zu leben hätte ...
Pasifik Okyanusu'nda yaşar.Er lebt im Pazifischen Ozean.
Dalıcımartılar özellikle denizde yaşarlar.Der Stopperstek ist besonders in der Seefahrt gebräuchlich.
19 denizin birleştiği yerde yaşar.19 Seeleute blieben auf See.
Erkeklerse yalnız yaşarlar.Die Frauen bleiben allein.
Onunla birlikte yeraltı ininde yaşarlar.Nun muss auch er mit ihm unter einem Dach leben.
1930), Klasik Türk müziği sanatçı Nurettin Yaşar (d.Ende Mai 1938 nimmt das Leben des enttäuschten Dichters eine Wendung (Kap.
Yüzlerce yıldır Tlingitlerin kabileleri olan Auke ve Taku toplumları bu bölgede yaşarlar.Seit Jahrtausenden leben Auke- und Taku-Indianer in dieser Gegend.
Samurlar yalnız yaşarlar.Die Tiere leben einzelgängerisch.
Bir rivayete göre, mahallede eskiden ney çalan bir ozan yaşarmış.Eine alte Bewohnerin hat behauptet, hier habe früher eine Hexe gelebt.
YAŞAR DEMİRCİ.Der Lebensretter.
Yaşar Doğu anısına yapılmaktadir.Im Geist des Ostens leben.
Hint Pasifiği'nde yaşar.Sie leben im Indopazifik.
Pars kedisi daima suya yakın yaşar.Die Rötelschwalbe hält sich immer in Gewässernähe auf.
Tros'un Ida dağları'nda yaşardı.Auch soll er die Solstitien am Berge Ida beobachtet haben.
Yaşar Büyükanıt ise Avukat dahi tutmam.Der gewiefte Jurist findet, er taugt nicht zum Erzieher.
Irmaklarda ve göllerde de yaşarlar, ama aslında en çok berrak ve hızlı akan dereleri tercih ederler.Sie leben in Flüssen und Seen, bevorzugen allerdings schnellfließende und klare Gebirgsbäche.
Köylüler Salman'ın korkusuyla yaşar.Die Lebensräume entsprechen denen des Alpensalamanders.
Ortadirek, Yaşar Kemal.Unionsverlag - Yaşar Kemal.
Çoğu tür bir grup içinde, birkaç tür ise yalnız yaşar.Viele Arten schlafen in großen Gruppen, manche auch alleine.
Madagaskar ve Seyşeller'de yaşar.Sie lebt auf Madagaskar sowie den Komoren.
Kivi Deve Kuşu, Yeni Zelanda ormanlarında yaşarlar.Lappenvögel leben in den Wäldern Neuseelands.
Bir karavanda yaşar.Er wohnt in einem Wohnwagen.
Toprak içinde veya taşların altında yaşarlar.Sie verpuppen sich an oder unter Steinen.
İnsanlar gibi yaşar.Wie Menschen als Person leben.
12-13 yıl yaşarlar.Sie werden 12 bis 13 Monate alt.
Toplu halde yaşarlar.Sie wirken lebensnah.
Kuzey Amerika'nın Pasifik kıyısında yaşar.Sie lebt an der nordamerikanischen Pazifikküste.
İlgili Sayfalar