yaşar ile cümle

yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yirmi sekiz yaşında Roma'da yaşarken kendini matematiğe adamaya karar verdi.At twenty-eight, living in Rome, he decided to devote himself to mathematics.
Kaya, 16 Kasım 2000'de Paris'te sürgünde yaşarken kalp krizi geçirerek öldü. [1]Kaya died of a heart attack on 16 November 2000 while living in exile from Turkey.[1]
Gündüzleri aktiflerdir. Ağaçlarda yaşarlar, ağaçların arasında hızla koşar ve zıplarlar .They are diurnal and arboreal, and run and jump quickly through the trees.
Tamarinler, bir veya daha fazla aileden oluşan 40 üyeye kadar olan gruplar halinde yaşarlar.Tamarins live together in groups of up to 40 members consisting of one or more families.
Bu mavi denizanaları bir yıldan az yaşarlar.[1]These blue jellyfish live for less than a year.[7]
Binanın müteahhidi, Mehmet Yaşar Coşkun, İstanbul Havalimanı'nda tutuklandı.The contractor of the building, Mehmet Yaşar Coşkun, was arrested at the airport in Istanbul.
Bakteriler ayrıca bitki ve hayvanlarla simbiyotik ve parazit ilişkiler içinde yaşarlar.Bacteria also live in symbiotic and parasitic relationships with plants and animals.
Az insan, yüz yıldan daha uzun yaşar.Wenige Menschen leben länger als hundert Jahre.
İyimserler daha çok yaşar.Optimisten leben länger.
Vahşi hayvanlar ormanda yaşarlar.Im Wald leben wilde Tiere.
Yabani hayvanlar ormanda yaşar.Im Wald leben wilde Tiere.
Onun kız kardeşi İskoçya'da yaşar.Seine Schwester lebt in Schottland.
Çok az insan bir asırdan fazla yaşar, ama çoğu iki asır görür.Wenige Menschen leben mehr als ein Jahrhundert, aber viele erleben zwei Jahrhunderte.
Londra'nın fakir bir bölgesinde yaşar.Er lebt in einem Armenviertel Londons.
Bu rahipler manastırın içinde yaşar.Diese Mönche leben im Kloster.
Bazı insanlar yemek yemek için yaşarlar. Bazı insanlar ise yaşamak için yerler.Manche Menschen leben, um zu essen. Andere hingegen essen, um zu leben.
Bedeviler çölde yaşar.Die Beduinen leben in der Wüste.
Sadece diledikleri gibi yaşar ve diledikleri yaparlar.Sie aber folgen ihm nun und lassen ihn machen, was er will.
Yedi familya'nın beşi Madagaskar adasında yaşar.Fünf der sieben Familien leben auf der Insel Madagaskar.
Bölgenin %16,39 nüfusu bu şehir de yaşar.Hier leben 16,39 Prozent der Bevölkerung dieser Provinz.
Bekâr kadınlar, Hindistan’da genelde tek başlarına kalmazlar, ebeveynlerinin evinde yaşarlar.Ledige Frauen wohnen in Indien meist nicht alleine, sondern weiter im Haushalt der Eltern.
Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan (tüm gök nesnelerinden) çok uzakta yaşar.Sie hießen Sonne (Gün), Mond (Ay) und Stern (Yıldız).
24 Mayıs 1940'ta şehir bir kez daha güçlü bir deprem yaşar.Am 24. Mai 1940 wurde die Stadt von einem weiteren schweren Erdbeben heimgesucht.
Buna karşın güney türü, yıl boyunca 1300 ile 1700 metre aralığında yaşar.Die südliche Art dagegen lebt ganzjährig in Höhen zwischen 1300 und 1700 Meter.
Yolda birçok macera yaşarlar.Unterwegs erleben sie viele Abenteuer.
Çocukluğu boyunca Parra, sekiz kardeşiyle birlikte, taşrada yoksulluk içinde yaşar.Während ihrer Kindheit lebte Violeta mit acht Geschwistern auf dem Land in Armut.
Pampa geyikleri ortalama beş bireyden oluşan küçük gruplar halinde yaşarlar.Pampashirsche leben in kleinen Gruppen von durchschnittlich fünf Tieren.
Yeni Dünya maymunları sadece Amerika'da yaşarlar, ve adlarının sebebi de budur.Affen Die Neuweltaffen kommen nur auf dem amerikanischen Kontinent vor, daher diese Bezeichnung.
Hubbs gagalı balinası Pasifik okyanusunun kuzeyinde 30. ve 50. enlem arasında yaşar.Hubbs-Schnabelwale leben im nördlichen Pazifik zwischen dem 30. und 50. Breitengrad.
Birlikte mutlu yaşarlar.Hier leben sie gemeinsam glücklich zusammen.
Vanaheim'da yaşarlar.Sie wohnen in Wanenheim.
İnsana yakın çevrede yaşar.Das heißt, sie leben in der Nähe des Menschen.
Ayrıca ülkede bir miktar Polonyalı da yaşar.Außerdem leben eine große Anzahl Polen in der Umgebung.
Efsaneye göre Aştarak'ta üç kız kardeş yaşar ve üçü de Prens Sargis'e aşıklardır.Demnach lebten einst drei Schwestern in der Stadt, die alle in denselben Prinzen namens Sargis verliebt waren.
Çoğu türler iyi tırmanıcıdır ve ağaçlarda yaşar.Die meisten Arten können gut klettern und sind Baumbewohner.
Sri Lanka'da yaşar.Er ist auf Sri Lanka heimisch.
Chiloé keseli sıçanları, en azından çiftleşme zamanı boyunca çift olarak beraber yaşarlar.Zumindest während der Paarungszeit leben Chiloé-Beutelratten in Paaren zusammen.
Kraliçe bunların birinde yaşar, burası doğduğum yerdir.Dabei wird unter den Kandidatinnen diejenige Königin, deren Land zuerst besiedelt ist.
Yetişkin erkekler yalnız yaşarlar.Die erwachsenen Tiere leben einzeln.
Ateş Toprakları'nda da az sayıdaki yerli memelilerden biri olarak yaşar.Auch auf der Insel Feuerland lebt er als eines von wenigen heimischen Landsäugetieren.
Polis, göz yaşartıcı gaz kullanmış ve 37 kişiyi tutuklamıştır.Die Polizei setzte Tränengas ein und nahm 63 Personen fest.
Şili orman kedisi, Merkezi ve Güney Şili'nin ormanlarında ve Arjantin sınırındaki bölümlerde yaşar.Die chilenische Waldkatze lebt in den Wäldern Zentral- und Südchiles und dem angrenzenden Teil Argentiniens.
Parazit yaşarlar.Sie leben parasitisch.
İlk yıllarında annesinin ailesinin yanında yaşar.In den früheren Jahren lebte er bei der Familie seiner Mutter.
Avustralya kıyılarında çok küçük bir bölgede yaşar.Sie ist heimisch in einem sehr kleinen Areal in einem Küstengebiet Australiens.
Familyaya ait olan 19 tür, Amerika'nın ılıman ve tropik bölgelerinde yaşar.Es gehören 14 Arten zu dieser Familie, die alle in den gemäßigten oder tropischen Zonen Amerikas leben.
Yalnız veya koloniler halinde yaşarlar.Sie leben einzeln oder in Kolonien.
Nangarhar da farklı milliyetlerden insanlar yaşar.Inzwischen machen Menschen aus verschiedenen Nationen mit.
Annesi ve küçük kız kardeşiyle beraber yaşar.Er wohnte zusammen mit der Mutter und der jüngeren Schwester.
Uykucu keseliler (Cercartetus) cinsine ait 4 tür ise Avustralya ve Yeni gine'de yaşar.Die vier Arten der Schlafbeutler (Cercartetus) sind über Australien und Neuguinea verbreitet.
Bazıları 3000 metre yükseklikte yaşarken diğerleri deniz seviyesinde yaşar.Einzelne Arten halten sich in bis zu drei Kilometern Höhe auf, während andere auf Meeresniveau leben.
Meroko yaşarken, ado Moe Rikyo idi, Mitsuki’nin anneannesinin en iyi arkadaşıydı.Meroko, die in ihrem früheren Leben Moe hieß, war die beste Freundin von Fuzuki, Mitsukis Oma.
İsminden de anlaşılacağı gibi Güney Kutbu civarında yaşarlar.Überall im South Park ist was los, wie jeder weiß.
KÖYÜN İKLİMİ her mevsimin ayrı güzelliği vardır.her mevsimi mevsim özelliğine göre yaşar.Zu Recht lebe ich fröhlich, Freunde, zu jeder Jahreszeit.
En çok Florida bataklıklarında yaşar.Er boxte vor allem in Florida.
Paul bölgesinde yaşar.Paul gehörenden Gebiet.
Vahşi hayattaki su aygırları 30 ile 40 yıl yaşarlar.Wild lebende Flusspferde werden 30 bis 40 Jahre alt.
Biri diğerinin ölümünü yaşar, diğeri de ötekinin yaşamını ölür."Doch die Habgier des einen, führt zum Tod des anderen.
Yaşarken hiç kitap yayımlamadı.In Buchschlag hat er nie gelebt.
Bodrum katta yaşar ve eve ancak geceleri çıkar.Sie bleibt während des Tages im Haus und kommt nur nachts raus.
İlgili Sayfalar