yaşanmak ile cümle

yaşanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Türk kültürü, gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Преследовалась украинская культура, обычаи.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.В результате он рисковал потерей серьёзных сумм.
Köyün iklimi, köy bölge olarak karadeniz bölgesi olsa dahi iklim olarak İç Anadolu iklimi yaşanmaktadır.Климат города, как и всего региона, может быть охарактеризован как муссонный.
Bu süre içinde en çok kalifiye eleman bulma sıkıntısı yaşanmaktaydı.Приехать в Калифорнию в те времена было очень трудно.
Köyde sağlık ve eğitim sorunları yaşanmaktadır.Здравоохранение и образование в районе нуждаются в совершенствовании.
Fransız cephesinde tam bir bozgun yaşanmaktadır.В африканском французском нет гортанного звука .
İlçeden il merkezi ve diğer illere sürekli bir göç yaşanmaktadır.«Его сладость и крепость возрождают человека.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.ما يقرب من نصف الإصابات تحدث بسبب الجهود المبذولة لمكافحة الحريق.
Ülkede Büyük açlık yaşanmaktaydı.كانت المجاعة الكبري ثقيلة في المدينة.
Elâzığ gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.وهو الدنيا بأحداثها ومصائرها، والأخرى بأقدارها ومشاهدها.
Çin'de internet sansürleme ile ilgili çalışmalar çok sık yaşanmaktadır.تقوم المعارضة بخلق الاضطرابات بشكل مستمر على شبكة الإنترنت في الصين.
Dört iklim tüm yıl boyunca mevsimine göre yaşanmaktadır.وتؤثر الرياح الموسمية في المناخ على مدار السنة.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Cerca de metade das lesões têm origem no combate aos incêndios.
Türkmen Dadaş gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Portugal respeitará e fará respeitar os usos e costumes do país.
İşsizlik nedeniyle göç yaşanmaktadır.O desemprego é a situação de falta de emprego.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Atualmente o filme continua em desenvolvimento.
İçme suyu sıkıntısı yaşanmaktadır.Pode comprometer o abastecimento de água potável.
Mahallede Kürt kültürü yaşanmaktadır.O município cresceu em torno da cultura do café.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Naar schatting worden jaarlijks 22 miljoen tot 189 miljoen schooldagen gemist door verkoudheid.
Prematüre doğum farklı sebeplere bağlı olarak yaşanmaktadır.Aanstaande ouders kiezen voor abortus om zeer uiteenlopende redenen.
Ancak saat 11:00 itibarıyla cephane sıkıntısı yaşanmaktaydı.Tegen 11.00u had Sheridan een tekort aan munitie.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Er komt zelfs een aanzienlijk bedrag retour.
Benzer şekilde, varlığın terk ettiği yerde de var olmaktan çıkış yaşanmaktadır.Het blijkt in realiteit de ruimte te zijn waar ze net uit is ontsnapt.
Adının tam olarak ne olduğu konusunda karışıklık yaşanmaktadır.Er bestaat onzekerheid over hoe het aan zijn naam is gekomen.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Akcja filmu toczy się współcześnie.
Elbeyli Türkmenleri aşireti kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Ambystomy będą musiały zmienić swe migracyjne zwyczaje.
21. yüzyılın sonları yaşanmaktadır.Wyzwania XXI wieku.
60'lı yıllarda çok kötü olaylar yaşanmaktaydı.Jednak w latach sześćdziesiątych wszystko było inaczej.
Ülkede Büyük açlık yaşanmaktaydı.Pewnego dnia w kraju nastał wielki głód.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Wskutek tego powstaje zbędna strata społeczna.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.I USA går 22 till 189 miljoner skoldagar förlorade årligen på grund av förkylningar.
Asfalt yol ise büyük ölçüde tahrip olmuştur ve 2005'ten beri ulaşımda güçlükler yaşanmaktadır.Raketmotorerna har endast behövt användas en gång och det skedde 2005 efter ett misstag från markkontrollen.
Köyde Karadeniz kültürü yaşanmaktadır.Den genuina kulturen finns på landsbygden.
Ekonomi kötüye doğru gitmekte, yiyecek sıkıntısı yaşanmakta, işçi ücretleri çok alt düzeylerde seyretmekteydi.Folk blev friskare och levde längre, och överskottet av arbetskraft ledde till sänkta löner.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Filmen fortsätter in i nutid.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Av dessa har en volym gått förlorad.
Bu esnada, dış dünyada da bir değişim yaşanmaktaydı.Även i det yttre gjordes stora förändringar.
Toprakların dar ve nüfus yoğunluğunun fazla olması nedeniyle büyük kentlere göç olayı yaşanmaktadır.Därför tenderar städer med milt väder och bra socialt klimat att få fler hemlösa.
Kulede intihar olayları da yaşanmaktadır.Det finns också oljefyndigeheter i bukten.
Fakir ailelerde yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.Deras känslor hade lidit avbräck på grund av avsaknaden av gemensamma barn.
Son zamanlarda dışarıya çok sayıda göç yaşanmaktadır.Många av dessa har nyligen immigrerat.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.За статистикою учні пропускають через застуду від 22 до 189 мільйонів днів шкільних занять кожен рік.
Halaç ( Oğuz ) boyu gelenekleri yaşanmaktadır.Син: Дмитро Рощин (нар.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Майже половина травм пов'язана із заходами боротьби з вогнем.
Benzer şekilde, varlığın terk ettiği yerde de var olmaktan çıkış yaşanmaktadır.Як і в попередньому випадку, його існування сумнівне.
Bu taşkınlarda büyük maddi kayıplar yaşanmaktadır.При цьому махновці зазнали значних втрат.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.K téměř polovině zranění dochází v důsledku snahy s požárem bojovat.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.V důsledku nachlazení vynechají žáci a studenti každoročně přibližně 22 až 189 miliónů školních dní.
Bu sorun özellikle Amerikan İngilizcesi ve Birleşik Krallık İngilizcesi arasında yaşanmaktadır.Zahrnuje britskou angličtinu a americkou angličtinu.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.Od roku 2012 nad městem stojí termální lázně.
Ülkede üç mevsim yaşanmaktadır.Zde setrval tři sezóny.
Bu nedenle bu bozukluklar hakkında genel bir yargıya ulaşmakta güçlükler yaşanmaktadır.Není tedy divu, že u nich dochází k pořádným průšvihům.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Aproape jumătate din răniri sunt datorate efortului de a lupta contra incendiilor.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Anual, se estimează că în jur de 22 - 189 de milioane de zile școlare sunt absentate din cauza unei răceli.
Bu taşkınlarda büyük maddi kayıplar yaşanmaktadır.De aici enormele noastre pierderi.
Köyde Türk gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.În sat s-au păstrat tradițiile și obiceiurile românești .
Günümüzde bu madde hakkında birçok tartışma yaşanmaktadır.Există foarte multe dispute cu privire la această noapte.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.A sérülések csaknem fele tűzoltás közben történik.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Becslések szerint megfázás miatt évente 22 millió és 189 millió közé tehető az iskolai mulasztott napok száma.
1998 Rusya Krizi'nin olumsuz yansımaları giderek azalmakla birlikte hâlen yaşanmaktadır.1998-ra már nyilvánvalóvá váltak a közvetlen díjszedés kedvezőtlen hatásai is.
İlgili Sayfalar