yaşanmak ile cümle
yaşanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Almost half of injuries are due to efforts to fight a fire.
Film günümüzde yaşanmaktadır.The film survives today.
Holokost sırasında, Ortadoğu’da da büyük bir kargaşa yaşanmaktaydı.During the Holocaust, the Middle East was in turmoil.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.An estimated 22–189 million school days are missed annually due to a cold.
Ancak yaz aylarında önemli bir geri dönüş yaşanmakta ve evlerin büyük bir kısmı dolmaktadır.They do not exist except during full moon, and reproduce only by curses.
Bu esnada, dış dünyada da bir değişim yaşanmaktaydı.At that time alterations were made to the exterior.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.Since 2012, the city is suffering from recurring water shortages.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.This resulted in a significant revenue loss.
Çerkes örf adetleri ve Bulgaristan Türkleri kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Greek) and champions Old Bulgarian for the development and elevation of Bulgarian culture.
Bir yılda dört mevsim birden yaşanmaktadır.There are four seasons in a year.
21. yüzyılın sonları yaşanmaktadır.The end of the 21st century.
Artık casuslar arası bir savaş yaşanmaktadır.I am afraid we are entering a spiral of violence.
Süryani ve Yezidi kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Siblings and Autism Stories Spanning Generations and Cultures.
Jack, Sawyer ve Kate arasında bir aşk üçgeni yaşanmaktadır.It also set the stage for the love triangle between Kate, Sawyer, and Jack.
Ahıska Kıpçak gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Everyday life, however, consists of routine and habits.
Ülkede ölümlerin %40'ı sıtma rahatsızlığı nedeniyle yaşanmaktadır.Four percent of all deaths worldwide are caused by alcohol.
Yaz aylarında aile bireylerinin ziyaretleri ile bölgede bir ekonomik hareketlilik yaşanmaktadır.Summer months see a spike in inhabitants and economic activity.
Tabii ki bölgede, özellikle tecrit edilmiş Makedon köyleri açısından pek çok sorun yaşanmaktadır.Of course, there are still many problems on the ground, especially for isolated Macedonian villages.
Hatta emeklilik sistemine ilişkin kriz, AB'nin mevcut üyelerinde de yaşanmaktadır.Moreover, the crisis of pension systems has been a problem for the existing EU members as well.
Sorunun tüm bölgede yaşanmakta olduğu görülüyor.The problem appears to be region-wide.
Bailey Downs'ta bir dizi köpek cinayeti yaşanmaktadır.In Bailey Downs, a rash of dog killings has been occurring.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde coğrafi konumu nedeniyle Ekvator İklimi yaşanmaktadır.In der Demokratischen Republik Kongo herrscht aufgrund der geographischen Lage ein Äquatorialklima vor.
Türkmen kültürü yaşanmakta ve yansıtılmaktadır.Kultur kann reflektiert und interpretiert werden.
Jack, Sawyer ve Kate arasında bir aşk üçgeni yaşanmaktadır.Zwischen Kate, Jack und Sawyer entwickelt sich ein komplexes Dreiecksverhältnis.
Ülkede Büyük açlık yaşanmaktaydı.Daraufhin herrschte eine große Hungersnot.
Bunun içinde cidi sıkıntılar yaşanmaktadır.In ihm laufen Prozesse der Vergleyung ab.
Kulede intihar olayları da yaşanmaktadır.Auch in der Kirche selbst fanden Bestattungen statt.
Bozkırdan Çin'e doğru daha önce de akınlar olmakta ve küçük çatışmalar yaşanmaktaydı.Bereits zu Vorkriegszeiten gab es aber schon chinesische Miniknaller- und Knallmatten.
Adliyede ve günlük hayatta başına gelenler yaşanmaktadır.Schadzauber im Alltag und in der Justiz.
Esas yoğun katılım ise pazar günü olan kısımda yaşanmaktadır.Zeit zum Innehalten – Meine Gedanken am Sonntag.
Ülkede çoğu yaz aylarında olmak üzere 100 gün sağanak yağışlar yaşanmaktadır.An etwa 100 Tagen im Jahr, überwiegend im Sommer, gibt es Gewitter.
Arap kültürü yaşanmaktadır.Die Kultur der Araber.
Benzer şekilde, varlığın terk ettiği yerde de var olmaktan çıkış yaşanmaktadır.So wird die Erinnerung an unser Versprechen, immer noch irgendwo da sein.
Türkiye'de iç hukukta da büyük sorunlar yaşanmaktadır.Große Infrastrukturprobleme gibt es auch in Indien.
Artık casuslar arası bir savaş yaşanmaktadır.Zwischen den Fremen bricht ein Bürgerkrieg aus.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde tıbbi imkansızlıklar had safhada yaşanmaktadır.Die medizinische Lage in der Demokratischen Republik Kongo ist sehr schlecht.
Kabızlık daha gençlik dönemlerinde sıkça yaşanan belirgin olarak yaşanmaktadır.Teilhard litt seit der Jugendzeit unter periodisch wiederkehrenden Phasen existentieller tiefer Depression.
Yazın İzmit Körfez kıyılarında bunaltan sıcaklar yaşanmaktadır.Les étés peuvent être chauds sur la côte.
Grupta, 1978'den beri sürekli olarak üye değişimleri yaşanmaktadır.Depuis 1978, le groupe fait régulièrement des tournées à travers le monde.
İkincisi ve halen devam etmekte bulunanı, daha fazla şirket arasında yaşanmaktadır.Celui qui va, vient et vit dans nos sociétés trop anonymes.
Bu esnada, dış dünyada da bir değişim yaşanmaktaydı.Au même moment survient une menace pour la planète.
İçme suyu sıkıntısı yaşanmaktadır.Le succès inquiète Bouteille.
Ekonomi kötüye doğru gitmekte, yiyecek sıkıntısı yaşanmakta, işçi ücretleri çok alt düzeylerde seyretmekteydi.A pesar de la mala situación de la empresa y de que el sueldo fuera más bajo aceptó el puesto.
Alevilik kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Shaya sigue fielmente las costumbres y la cultura Emaan.
Arap ve Türk kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Como se puede ver el mundo árabe e islámico tiene una tradición racionalista.
Adının tam olarak ne olduğu konusunda karışıklık yaşanmaktadır.Hay cierta confusión en cuanto a su nombre correcto.
Son yıllarda meyve bahçeciliği konusunda ilerlemeler yaşanmaktadır.Efectos que se dejaron sentir sobre la actividad naval en los siguientes años.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Il film è ambientato ai nostri giorni.
1945'ten günümüze kadar hâlâ artan ve azalan oranlarda göçler yaşanmaktadır.Solo dal 1945 in Italia sarà effettivo e stabile.
Arap kültürü yaşanmaktadır.Modernizzare l'industria Egiziana.
Ne var ki, pazarlama konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır.Fortemente presente è il mercato del contrabbando.
Kıpçak Türkleri gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Non poche di esse hanno abitudini e tendenze gregarie.
Rejim güçleri ile DEAŞ ve diğer muhalif gruplar arasında çatışmalar yaşanmaktadır.Avvengono violenti scontri con forze dell'ordine e squadristi.
İşsizlik nedeniyle göç yaşanmaktadır.La ripresa senza occupazione.
Bu durumda kapiler zondan doğrudan terleme ile su kaybı yaşanmaktadır.La sarchiatura ha però anche un effetto positivo nel limitare le perdite d'acqua direttamente nel terreno.
Prematüre doğum farklı sebeplere bağlı olarak yaşanmaktadır.Развитие конъюнктивита при беременности обусловлено различными причинами.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Действие фильма происходит в наши дни.
Adliyede ve günlük hayatta başına gelenler yaşanmaktadır.Женщины сталкиваются с насилием в правовой сфере и в повседневной жизни.
Ülkede üç mevsim yaşanmaktadır.В Финляндии отработал три сезона.
Yeni Zelanda'da son yıllarda bayrağın değiştirilip değiştirilmemesi ile ilgili tartışmalar yaşanmaktadır.На протяжении нескольких десятилетий ведутся дискуссии о необходимости изменения дизайна флага.
İlgili Sayfalar