yaşamlar ile cümle

yaşamlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Projeksiyonlar, ordaki yaşamlardan gelen sinyaller değil, astronomik fenomenlerdir.The projections are astronomical phenomena, not signals from the inhabitants.
1 2 3 Bilinmeyen yaşamlarıyla saraylılar.1 2 3 Örik, Nahid Sırrı (2002).
Kurgusu büyük ölçüde çağdaş İngiliz ve Rus Yahudilerinin yaşamlarına odaklanır.[1]His fiction largely focused on the lives of contemporary English and Russian Jews.[1]
Sosyal yaşamları farklıdır.Das Sozialverhalten ist unterschiedlich.
Budist keşiş ve rahibelerin yaşamları genellikle Hıristiyan topluluklarınkinden daha sofudur (maneviyatlıdır).Das buddhistische Mönchs- und Nonnenleben ist oft asketischer als das in christlichen Orden.
Yaşamlarının ikinci yılında ergenleşirler.Dieses wird im zweiten Lebenshalbjahr entwöhnt.
Bu canlılar yaşamlarının tamamını mağara içinde sürdürebilirler.Sie verbringen ihr gesamtes Leben in der Höhle.
Birinci Dünya Savaşı döneminde, babası ile birlikte üç amcası yaşamlarını yitirdiler.1914 fielen zu Beginn des Ersten Weltkrieges sowohl ihr Vater als auch drei ihrer Onkel.
Hastaların birçoğu seanstan sonra günlük yaşamlarına devam edebilirler.Patienten können oft ihren Alltag nicht mehr bewältigen.
Çift yaşamlarını Los Angeles, Kolorado ve New Orleans'ta yaşadılar.Das Paar lebt zusammen in Los Angeles, Telluride (Colorado) und New Orleans.
Bu diyarda ölüler aynen dünyadaki yaşamlarını sürmektedirler.Im Totenreich lebt der Verstorbene etwa so ähnlich wie in der diesseitigen Welt.
Ancak grup elemanları bu arada farklı işlerle yaşamlarını devam ettiriyorlardı.Die Bandmitglieder gingen derweil anderen Tätigkeiten nach.
Konusu Bugs Bunny ve Daffy Duck'ın aynı evde yaşamlarının maceralarını ve sonuçlarını ele alır.Diesmal achtete man darauf, dass Bugs Bunny und Daffy Duck ihre aus dem Fernsehen bekannten Stimmen erhielten.
Onlar da insanlar gibi yaşarlar ve ölürler, toplum olarak yaşamları, bir kültürleri ve dinleri vardır.Und diese Gesellschaften haben, wie Individuen, eine Zeit des Wachstums und des Todes.
Büyük Bunalım, okuyucuların zenginlerin yaşamlarını okuma isteğini körüklemişti.Ihr regionales Engagement entsprach einem Bedürfnis der Leser.
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.Angeblich hat er selbst zeit seines Lebens Alkohol getrunken.
İkiz kardeşler, 18 yaşına geldiklerinde müzik yaşamlarına iki yıl ara verdiler.Die jüngere der beiden Schwestern ist seit ihrem achten Lebensjahr taub.
Bazıları ise yaşamlarının belli bir kısmında çok çekirdek taşırlar.Einige Punkte seines Lebens scheinen gesichert.
Ancak köy halkı günümüzde de Muttafi adını günlük yaşamlarında kullanmaktadır.Im Alltag und bei lokalen Zeremonien verwenden sie die Namen der heutigen Aldeias.
Diğer romanlarını ise büyük şehir yaşamlarından seçtiği sahnelerle ördü.Beide hatten einen Albtraum von der Szene, die sie zu ihrem Entschluss zu ihrer Superheldenkarriere brachte.
Nevroz hastaları diğer normal insanlar gibi toplum içinde yaşamlarını sürdürürler.In der verbleibenden Zeit leben die Patienten wie gewohnt in ihrem normalen Umfeld.
Her ikisi de Arıburnu Muhabereleri'nde yaşamlarını yitirmişlerdir.Beide Kämpfe verlor Musso.
Bunu başaramazlarsa, kendi yaşamları da büyük bir tehlikeye girecektir.Schafft er es nicht, so droht ihm großes Unheil.
Sosyal yaşamları farklıdır.Les conditions sociales sont différentes.
Bunu başaramazlarsa, kendi yaşamları da büyük bir tehlikeye girecektir.S'il n'y parvient pas, il risque sa tête.
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.Il nia toute sa vie avoir été sous l'emprise de l'alcool lors des faits.
Yaşamlarının ikinci yılında ergenleşirler.Elle est à l'équilibre dès sa seconde année d'existence.
Yaşamları boyunca tekeşlidirler ve aile her yıl aynı yuvaya geri döner.Ils sont unis pour la vie et se reproduisent dans le même territoire chaque année.
Seri, lise öğrencisi dört kızın günlük yaşamları hakkındadır.Nous suivons alors le quotidien de ces quatre jeunes filles.
"Ya yalnızlığa alıştır kendini ya da bırak kendi yaşamlarına sahip çıksın insanlar." der."Sortez de votre propre tête et parlez avec quelqu'un d'autre."
Tüm insanların yaşamları ve kaderleri bu kitapta kaydedilir.Toutes les compagnies et tous les organismes sont inscrits dans ce registre.
Savrulan, kopan yaşamlar....Vivir, vivir...
Ancak köy halkı günümüzde de Muttafi adını günlük yaşamlarında kullanmaktadır.Hoy en día, casi todos los residentes de la ciudad utilizan el véneto en sus actividades cotidianas.
Özellikle, çocukların yaşamlarını ve mutluluğunu amaçlayan kurumlara destekte bulundu.Ella ha contribuido a organizaciones destinadas a mejorar las vidas y el bienestar de los niños en particular.
Bazı Sihler günlük yaşamlarında Kakkas kuralına tam olarak riayet etmezler.Reconocer arquetipos de sistemas disfuncionales en la práctica diaria.
Bütün bu hayvanlar vahşi yaşamlarında ve özgür bir biçimde yaşamaktadırlar.Todas este especies animales viven en libertad.
Yaşamlarının ikinci yılında ergenleşirler.El destete ocurre al segundo año de vida.
Birçok eski kaynak Pisagor’un önceki yaşamlarını hatırlayabildiğini doğrulamaktadır.Sin embargo parece haber olvidado varios recuerdos que Akari tiene de ellos de la infancia.
Yaşamlarını toplayıcılık, avcılık ve balıkçılıkla karşılamktaydılar.Eran nómadas y vivían de la cacería, la recolección y la pesca.
Bitkilerin de heyecansal bir yaşamları vardır.Los valles tienen vegetación exuberante.
Belirli bir konuya sahip olmayıp genellikle karakterlerin günlük yaşamlarına odaklanır.Con ella reza y también habla de las preocupaciones cotidianas de muchas personas.
Yaşamları boyunca tekeşlidirler ve aile her yıl aynı yuvaya geri döner.Se emparejan de por vida y vuelven al mismo nido cada año.
Erkek ve dişi fillerin sosyal yaşamları birbirinden çok farklıdır.Vida profesional y vida personal deben estar nítidamente diferenciadas.
Anayurtlarında da yaşamlarını büyük ölçüde kıyılarda ve ovalarda sürdürürler.Entonces los grupos que vivían sobre sus costas debían migrar hacia lugares más altos y seguros.
Kendisi dört yaşındayken ailesinin taşındaığı Montreal, Quebec'te yaşamlarını sürdürmektedirler.Su familia se mudó a Montreal (Quebec) cuando ella tenía cuatro años de edad.
Kazlar yaşamları boyunca tek eşlidir.La apariencia de las hembras es prácticamente la misma durante toda su vida.
New York kentinde geçen dizi bir grup savcı ve polis görevlilerinin meslek yaşamlarını konu almaktadır.Esta serie se centra en la vida cotidiana de un grupo de taxistas de Nueva York y su abusivo jefe.
Ancak bunnların dışında daha fakir Alman aileler de Anadolu'da yaşamlarını fakirlik içerisinde geçirmişlerdir.Pero hay casos de dueños más pobres que incluso habitaban en la propia ciudadela.
Bu konular, yine sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir.En torno a ellos, la familia vuelve a aparecer como siempre.
Van Gogh kardeşi Theo'ya şöyle yazmıştır: "Yaşamları zor.Van Gogh scrisse a suo fratello Theo: "La loro vita è dura.
Yahudiler, Bizans kültürünün zengin sanat formlarını kendi yaşamlarına uyarlamışlardır.Gli ebrei adottarono le ricche forme d'arte della cultura bizantina.
İlk Avustronezya halkları denizi yaşamlarının temel özelliği olarak görüyorlardı.I primi popoli austronesiani consideravano il mare come il principio basilare della loro vita.
Yaşamlarının ikinci yılında ergenleşirler.Quest'ultima morì nel secondo anno di vita.
Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.La loro amicizia durò fino alla fine dei loro giorni.
Yaşamları boyunca 10 çocuk veya daha fazlasını doğurabilirler.Una femmina, invece, in tutta la sua vita può dare alla luce circa dieci piccoli.
Her ikisi de Arıburnu Muhabereleri'nde yaşamlarını yitirmişlerdir.I due scienziati sono successivamente apparsi in Muppet Babies.
Çiftin, fırtınalı bir evlilik yaşamları oldu.Sembravano avere avuto un matrimonio solido.
Hikâye temel olarak "Silahlı Dedektiflik Bürosu" üyelerini ve günlük yaşamlarını takip etmektedir.Сюжет в основном повествует о членах «Боевого Детективного Агентства» и их повседневной жизни.
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.Согласно абсурдизму, люди на протяжении всей своей истории предпринимали попытки найти смысл жизни.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na katılmış kadınların yaşamlarını kayıt altına alan ilk yazardır.Она стала первым исследователем деятельности женщин, внёсших вклад в Войне за независимость США.
İlgili Sayfalar