Yeni bir yaşama yelken açıyorum.I'm starting a new life.
Yabancı bir ülkede yaşamak bir hayat dersidir.Living in a foreign land is a life lesson.
Tom ile yaşamak zor, değil mi?Tom is hard to live with, isn't he?
Sami başka kimseyle aşk yaşamadı.Sami didn't date anybody else.
Sami kendini yok edecek bir yolla hayatını yaşamaya devam etti.Sami carried on living his life in a self-destructing way.
Onun yaşam tarzını değiştirmesi gerekiyor.He needs to change his lifestyle.
Yaşam stilini değiştirmen lazım.You need to change your lifestyle.
Sami'nin yaşam tarzını değiştirmesi gerekiyordu.Sami needed to change his lifestyle.
Yaşamımızın ilk yıllarını neden anımsamıyoruz?Why don't we remember the first years of our lives?
Ebeveynlerimden hiçbiri hâlâ yaşamıyor.Neither of my parents is still living.
Tom burada yaşamayı sevmiyor.Tom doesn't like living here.
Tom'la aynı eyalette yaşamıyoruz.Tom and I don't live in the same state.
Tom travma yaşamıştı.Tom was traumatized.
Tom hep deniz kenarında yaşamak istiyordu.Tom had always wanted to live by the sea.
Boston'da yaşamaya alışıyorum.I'm getting used to living in Boston.
Özel yaşamım seni ilgilendirmez.My personal life is none of your business.
Tom vahşi yaşam fotoğrafçısıdır.Tom is a wildlife photographer.
Avustralya'da ortalama yaşam süresi ne kadar?What's the average life span in Australia?
Avustralya'da beklenen yaşam süresi ne kadardır?What's the average life span in Australia?
Galaksimizdeki kaç gezegende yaşam olduğunu merak ediyorum.I wonder how many planets in our galaxy have life.
Yabanileşmiş kediler doğal yaşam için büyük tehdit oluşturuyor.Feral cats pose a major threat to wildlife.
Tom ve Mary aynı saat diliminde yaşamıyor.Tom and Mary don't live in the same time zone.
Minned mağarada yaşamak istemiyor.Mennad doesn't want to live in a cave.
Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiçbir yaşam formu mevcut değil.As a result of pollution, the lake is without any form of life.
Ona yaşamımı borçluyum.I owe her my life.
Fransızcanın konuşulduğu bir ülkede yaşamak istiyorum.I want to live in a country where French is spoken.
Tek başıma yaşamak istiyorum.I want to live alone.
Yalnız yaşamayı istiyorum.I want to live alone.
Atina'da yaşamak istiyorum.I want to live in Athens.
Ben her zaman Kabiliye'de yaşamak istedim.I always wanted to live in Kabylie.
Biz her zaman Kabiliye'de yaşamak istemiştik.We always wanted to live in Kabylie.
Kabiliye'de yaşamak şimdiye kadar verdiğim en iyi karardır.Living in Kabylie is a best decision I have ever made.
Yaşamımı İslam'a adamayı seçtim.I chose to devote my life to Islam.
Fransa’da yaşamak istiyorum.I want to live in France.
Tanrı'nın kuralları, kan yemeyi yasaklamıştır çünkü canlılara yaşam veren kandır.God's law forbids eating blood, because the life of all flesh is the blood.
O semtte yaşamaya param yetmedi.I couldn't afford to live in that neighborhood.
Bu kitap İngiltere'deki yaşam hakkında.This book is about life in England.
Yaşamı tiyatro sahnesine benzetenler var.There are those who compare life to a stage.
Yaşamını bu şekilde sürdürüyor.This is the way he lives his life.
Bir süre Cezayir'de yaşamışlığım var.I happened to live in Algeria for some time.
Temelli Japonya'da yaşamaya niyetli.He intends to live in Japan for good.
Şehirde yaşamaya yetecek kadar para kazanıyor mu?Does he earn enough money to live in the city?
Hayali dağlarda yaşamak.His dream is to live in the mountains.
Orada bir yıldan çok yaşamayı düşünüyor.She plans to live there for more than a year.
Orada bir yıldan uzun yaşamayı düşünüyor.He plans to live there for more than a year.
Orada bir yıldan daha fazla yaşamak zorunda kalmamayı umuyor.She hopes she doesn't have to live there for more than a year.
Orada bir yıldan fazla yaşamak istemiyor.He doesn't want to live there for more than a year.
Orada bir yıldan daha çok yaşamak zorunda olmadığı için memnundu.He was glad he didn't have to live there for more than a year.
Sence niye şehirden uzak yaşamayı tercih ediyor?Why do you think he prefers living in the country?
Tom'un yaşamı kuşaktan kuşağa anlatılması gereken bir öykü.Tom's life is a story that needs to be told for generations.
Emekli olduktan sonra şehir dışında yaşamak istiyor.He wants to live in the country after he retires.
Yaşamının son on yılını burada geçirdi.She spent the last ten years of her life here.
Yaşamı boyunca yoksulluk çekti.She remained poor all her life.
Senin sorunun kendi kabuğunda yaşaman.Your problem is that you live in your own bubble.
Sevdiğim hayatı yaşamaya karar verdim.I decided to live the life of my dreams.
İnsanlar ne zaman normal yaşamlarına dönecek?When will people return to their normal way of life?
Hititler, Anadolu'da yaşamış eski çağ uygarlıklarından bir tanesidir.The Hittites are one of the civilizations of the ancient era that lived in Anatolia.
Etiler, Anadolu'da yaşamış antik dönem medeniyetlerinden biridir.The Hittites are one of the civilizations of the ancient era that lived in Anatolia.
Tek başıma yaşamaya alışığım.I'm used to living on my own.
Yaşam bir sürgündür.Life is an exile.