Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom burada yaşamaktan hoşlanmayacak.Tom won't like living here.
Tom yakınlarda yaşamıyor.Tom doesn't live nearby.
Burada gerçekten yalnız yaşamak istediğinize inanamıyorum.I can't believe you really want to live here all by yourself.
O yaşamak istediğim yer.That's where I want to live.
Yaşama tarzım bu.That's how I live.
Bir dereye yakın yaşamak her zaman hayallerimden biri olmuştur.It's always been one of my dreams to live near a brook.
Bizimle yaşamak için geldiğine memnun oldum.I'm glad you've come to live with us.
O, şehrin kenar mahallelerinde yaşamaktadır.She lives on the outskirts of the city.
Jamal olmadan yaşamak düşünülemez.Living without Jamal is unthinkable.
Yaşamak mücadele etmektir.To live is to fight.
Bu evde ne kadar daha yaşamayı düşünüyorsun?How much longer do you plan to live in this house?
Bu gerçekten onun yaşam tarzı değildi.This really wasn't his lifestyle.
Fadil yalnız yaşamıyor. Onun bir ailesi var.Fadil doesn't live alone. He has a family.
Tom yalnız yaşamıyor.Tom doesn't live alone.
Bu insanların günlük yaşamı inanılmazdır.The daily life of these people is unbelievable.
Fadıl, Dania'dan büyükannesi ile paylaştığı evde birlikte yaşamasını istedi.Fadil asked Dania to live with him in the house he shared with his grandmother.
Fadıl'ın ikiyüzlü yaşamı ortaya çıktı.Fadil's double life surfaced.
Burası Tom'un yaşamak istediği yer.This is where Tom wants to live.
Tom, Boston'da ne kadar süre yaşamayı planlıyor?How much longer is Tom planning to live in Boston?
Boston'da yaşamaktan nefret ederdim.I used to hate living in Boston.
Kaç yıl daha burada yaşamayı düşünüyorsun?How many more years do you plan to live here?
Tom ailesiyle birlikte Boston'da yaşamak istedi.Tom wanted to live in Boston with his family.
Tom geçen sene büyük annesi ile yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston last year to live with his grandmother.
Tom bana çiftliği satmamı ve başka bir yerde yaşamamı önerdi.Tom advised me to sell the farm and live somewhere else.
Burası yaşamak istediğim yer.This is where I want to live.
Boston'da hiç yaşamadım.I've never lived in Boston.
Burada kim yaşamak ister?Who would want to live here?
Zaten yeterince sorun yaşamana sebep oldum.I've caused you enough trouble already.
Ailemle Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston with my family.
Burada tek başıma yaşamaktan bıktım.I'm getting tired of living here by myself.
Yaşam burada zordur.Life is difficult here.
En sonunda Boston'da burada yaşamaya alıştım.I've finally gotten used to living here in Boston.
Öyle bir evde yaşamak hoş olmaz mı?Wouldn't it be nice to live in a house like that?
Boston'da hiç yaşamak istemedim.I never wanted to live in Boston.
Bu, Tom'un yaşamak istediğini söylediği yer.This is where Tom says he wants to live.
Tom birlikte yaşamak için en kolay kişi değildir.Tom isn't the easiest person to live with.
Öyleyse ne tür bir yaşam mutluluk getirir?Then what kind of life brings happiness?
Fadıl, Rami'nin orada yaşamasına izin verdi.Fadil allowed Rami to live there.
İslam yalnızca bir din değildir. O bir yaşam biçimidir.Islam is not only a religion. It's a way of life.
Yaşam yaşanacak bir gizemdir, çözülecek bir sorun değildir.Life is a mystery to be lived, not a problem to be solved.
Fadıl ve Leyla'nın evlilik yaşamı bir savaş alanıydı.Fadil and Layla's married life was a battleground.
Fadıl, Leyla'ya zengin bir yaşam vaadinde bulundu.Fadil promised Layla a life of riches.
Fadıl'ın karısı ve iki oğluyla iyi bir yaşamı varmış gibi görünüyordu.Fadil seemed to have a good life with his wife and two sons.
Fadıl uzun süre yaşamadı.Fadil didn't live for long.
Mısır'da yaşama fikri Fadıl için heyecan vericiydi.The idea of living in Egypt was exciting for Fadil.
Fadıl o türde hayat yaşamak istiyordu.Fadil wanted to experience that type of life.
Leyla'dan ayrıl ve benimle yaşamaya gel.Leave Layla and come to live with me.
Bunu yakında herhangi bir sorun yaşamadan yapabileceksin.You'll soon be able to do that without any trouble.
Tom kampüse yakın yaşamak için bir yer bulmak istiyor.Tom wants to find a place to live close to the campus.
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister misin?Would you really want to live forever?
Tom çalıştığı yere yakın yaşamak istiyordu.Tom wanted to live close to where he worked.
Sami iyi yaşam sahibiydi.Sami had a good living.
Sami okuduğu yere yakın yaşamak istedi.Sami wanted to live close to where he studied.
Burası Tom'un yaşamak istediğini söylediği yerdir.This is where Tom said he wanted to live.
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Antarktika'da neredeyse hiç kimse yaşamaz.Almost nobody lives in Antarctica.
Çöller yaşamak için uygun olmayan yerlerdir.Deserts are unpleasant places to live.
Antarktika yaşamak için uygun olmayan bir yerdir.Antarctica is an unpleasant place to live.
Burada Boston'da hiç yaşamamış tek kişi benim.I'm the only one here who has never lived in Boston.
Fransızca konuşulan bir ülkede hiç yaşamadım.I've never lived in a French-speaking country.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod