yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi.Po paru miesiącach stracił pracę.
Şimdilerde hem Peru vatandaşı hem de İspanyol vatandaşı olarak yaşamına devam etmektedir.Proces ich integracji społecznej, jak i Indian, nadal trwa.
Yaşamının büyük bölümünü Almanya'da südürmüştür.Większość majątku, jaki posiadał, została przewieziona w głąb Niemiec.
Görünmeyen bir anlatıcı büyükanne ve büyükbabasının yaşamından kesitler anlatmaya başlar.Przychodzi i mówi, że z ciocią i babcią stało się coś strasznego.
Tiyatro oyunları kadar, sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ile de dikkati çeker.Ma dar jasnowidzenia, wszystkie wydarzenia z życia notuje w swoim dzienniku.
Ama 529'da İmparator Justinianus'un felsefe okullarını kapatması, kentin kültür yaşamını söndürdü.W 529 cesarz Justynian nakazał zamknięcie szkoły, ze względów religijnych.
Yaşamının erken dönemlerinde Lovecraft ateist bir duruşu benimsemiştir.Począwszy od wczesnych lat życia, Lovecraft uważał, że cierpi na parasomnię.
Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar.Podkreślana jest kluczowa rola pielęgniarki, odpowiedzialnej za codzienne towarzyszenie umierającemu.
Profesyonel futbol yaşamına ise Fransız takımlarında devam etmiştir.Karierę piłkarską kończył w zespołach francuskich.
Bu oluşum ve biçimlenmede Anadolu insanının yaşamının ve toplum yapısının etkisi açıkça görülür.Poznaje strukturę i moralność wspólnoty, w której żyje.
Harris yaşamının büyük bölümünü Middletown Kasabası, New Jersey'de sürdürmüştür.Resztę życia spędził w przytułku w Middletown, w stanie Nowy Jork.
Bu, meslek yaşamının ilk önemli deneyimi oldu.To pierwszy tak poważny sukces w karierze artystki.
Sanat yaşamında "Sipahi" soyadını kullandı ve "Nesrin Sipahi" adıyla tanındı.Artysta sparafrazował nazwisko jasnowidza używając do tego własnego pseudonimu „Nas”.
Mürettebattan 250 kişi yaşamını yitirmiştir.Z załogi zginęło 1250 osób.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Ostatnie lata swojego życia spędziła z dala od polityki.
1996'da Jon Krakauer, McCandless'ın yaşamını Into the Wild adıyla kitaplaştırdı.Jon Krakauer w roku 1996 napisał książkę o jego życiu pt. Wszystko za życie (oryg.
Bunny ile olan yaşamı annesiyle olan yaşamının bir aynası gibidir.Ranvira boli to, co jego brat robi ze swoim życiem.
Hayatı boyunca obeziteyle mücadele etti ve kalp büyümesi nedeniyle yaşamını yitirdi.Choroba, z którą walczył przez całe życie, w końcu wzięła górę.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ett så omfattande system skulle kunna ha räddat tusentals människoliv.
Resmi rakamlara göre, 8'i kadın ve 10'u çocuk olmak üzere 69 kişi yaşamını yitirmiştir.Enligt myndigheterna dödades totalt 69 människor varav 10 barn och 8 kvinnor.
Vatel, Fransız aşçı François Vatel'in yaşamını konu alan 2000 yapımı film.Filmen är baserad på den franske 1600-tals kocken François Vatels liv.
Yaşamın başlangıcında başka tip bir metabolik yolun takip edilmiş olması muhtemeldir.Det är möjligt att någon annan form av metabol reaktionsväg kan ha använts när livet började.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Hos människan (och en del andra djur) finns denna i en rund, lite tunnare fördjupning av näthinnan.
Hayatının sadeliğini göstermek için yaşamının geri kalan döneminde yalnızca bir dhoti giydi.Han bar därefter en dhoti under resten av sitt liv för att uttrycka enkelheten i sitt liv.
42 yaşındayken geçirdiği bir uçak kazasında yaşamını yitirmiştir.Han omkom i en flygolycka vid 42 års ålder.
Yapım süresince 11 işçi yaşamını yitirdi.Under byggnationen miste 11 personer livet.
23 Ocak - Shaanxi Depremi, 830.000 kişi yaşamını yitirdi.23 januari 1556 – 830 000 människor omkommer i jordbävningen i Shaanxi.
Kısa yaşamında verdiği az sayıda eser günümüze nadiren ulaşmıştır.Vad som händer på hans långa resor brukar sällan framgå.
GFAJ-1, çok az veya hiç fosfor bulunmayan ortamlarda yaşamını sürdürebildiği bilinen ilk canlı formu olmuştur.Detta är den första livsform man känner till som kan växa i miljöer med lite eller ingen fosfor.
Yaşamının daha sonraki dönemlerinde bir Hindu olup olmadığı sorulduğunda şöyle yanıtlamıştır: "Evet öyleyim.När han tillfrågades om huruvida han var hindu svarade han: ”Ja, det är jag.
Mike Von Erich 23 yaşında intihar ederek yaşamına son verdi.Chris Von Erich begick självmord, 21 år gammal.
Iwkoyi Kur (Kor Ibo) önemli bir yöresel halk ozanı olarak yaşamını Bozlar'da sürdürmektedir.Gud lät Iblis genomströva jorden och föra andra från den rätta vägen, liksom för att testa människosläktet.
Bunun yerine kendini akademi ve aile yaşamına adadı.På så sätt kom den även att handla om hennes egen familjs urbanisering och akademisering.
Sonraki yaşamında on yılını sanatını öğrenmek için çıraklıkla harcadı.Istället tillbringade hon de nästa tio månaderna på jakt efter upplysningar om sonen.
Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme çalışmaları yaparak geçimini sağladı.Under resten av sitt liv målar han utan tankar på utställningar och försäljningar.
Çalışma Yaşamında İnsan.Människan i arbete.
Amerikan yaşamından da korkmaktadır.Han är mycket intresserad av USA:s historia.
Beş gün sonra yaşamını yitirdi.Fem veckor senare gick hon bort.
Jakop, 2003 yılında aktif olarak müzik yaşamına başlamıştır.Žižić startade sin musikkarriär år 2003.
Yaşamının sonlarına doğru alzheimera yakalandı.Straight drabbades senare i livet av Alzheimers sjukdom.
Şiirleri yaşamının değişik dönemlerine göre sınıflandırıp kronolojik olarak divanında toplamıştır.Hon berättar om och kommenterar yttre händelser i sitt liv i kronologisk ordning.
Bundan sonraki yaşamını tümüyle yazılarına adadı.Därefter ägnade han sig helt åt sitt författarskap.
Mürettebattan iki kişi yaşamını yitirdi.De två i besättningen dog.
Predella ise Meryem'in yaşamından sahneleri içeren bölümlere ayrılmıştır.Freskerna avbildar scener ur Marias liv.
Bu tür gezegenler, Dünya benzeri yaşamın ortaya çıkmasının olası olmadığı gezegenlerdir.Kuststäderna är som främmande planeter där vad som helst kan hända.
1884 yılında, 38 yaşındayken felç sonucu yaşamını yitirdi.År 1993 gick Lie, då 88 år gammal, i pension.
10 er yaşamını kaybetti.Han hade ju förlorat halva sitt liv.
Bu, insanoğlunun yaşamında üstünde durulacak önemli bir yer."Vad spelar det för roll med en mindre person på denna jord?"
Kendisini asarak intihar yoluyla yaşamına son vermiştir.Han avslutade sitt liv med självmord.
Yaşamını Brezilya'da sürdürmektedir.Den förekommer endast i Brasilien.
Kalp krizi nedeni ile yaşamını yitirdiğinde 79 yaşındaydı.Han dog vid 79 års ålder till följd av hjärtproblem.
Böylelikle yazar şehir yaşamını da hikâye konuları arasına katmıştır.Vägvisare genom staden jämte några ord om dess historia.
Halkevleri onun tiyatral yaşamının mihenk taşı olmuştur.Hennes död kallades en svår förlust för teatern.
Her kabilenin yaşamını sürdürmek için CHI gerekir.Han vill att alla stammar ska komma överens.
Bu krallık M.S. 6. yüzyıla kadar yaşamını sürdürdü.Han skulle därför ha levt under 6:e århundradet f. Kr.
Yaşamının son on beş senesini çok üretken geçirdi.Det ägnade han de sista 15 åren av sitt liv åt.
Yaşamını İstanbul'da sürdürür.Han kom att stanna i Estland livet ut.
ABD’ye giderek Los Angeles’ta Beverly Hills semtinde bir malikanede yaşamını sürdürdü.Han lämnade New York för Los Angeles — närmare bestämt Beverly Hills där han slog sig ned med sin familj.
Her bir bölüm ayrı bir Nart kahramanını yaşamına ayrılmaktadır.Alla hans syskon är på ett eller annat sätt inblandade i underhållningsbranschen.
Yaşamının son yıllarını Konya'da geçirdi.1644 yılında ölmüştür.Han tillbringade de sista åren av sitt liv i hemstaden, och avled på New Place 1616.