yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
SİZE ZİHNİN YAŞAMINI GÖSTERECEĞİM!!"Moet je me zien in mijn pakje!"
1896 yılında emekliliğe ayrıldı ve yaşamının geri kalan kısmı Yalta'da geçirdi.In 1838 werd hij gepensioneerd en woonde de rest van zijn leven in Den Haag.
1966 yılında uçak kazası sonucu yaşamını yitirdi.In 1966 kwam hij bij een helikopterongeluk om het leven.
Theo'nun eşi, daha sonra bu yılın Van Gogh'un yaşamının en iyi yılı olduğunu belirtecektir.Het oor van Gogh werd ontvangen als het beste dossier sinds jaren.
Su taşkınları nedeniyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi, büyük çapta maddi hasar oluştu.Veel vee kwam door verdrinking om het leven en de materiële schade was aanzienlijk.
Yaşamınızın her günü, tarihinizin bir günüdür.Elke dag van uw leven is een dag van uw geschiedenis.
Theo'nun eşi, daha sonra bu yılın Van Gogh'un yaşamının en iyi yılı olduğunu belirtecektir.Żona Theo zauważyła później, że był to najszczęśliwszy rok w życiu van Gogha.
Yaşamınızda müzik yoksa arkadaşınız da yoktur.Dziś nie ma w ich życiu ani muzyki ani przyjaźni.
Ancak bu ünlü hanımın yaşamına dair çok az şey bilinmektedir.O życiu tej księżniczki wiadomo bardzo niewiele.
Yeni bir yaşamın düşü kurmaktadır.Nowe życie leży przede mną.
Geri kalan yaşamını batı Avrupa’da, özellikle de İsviçre’de sürgünde geçirdi.Resztę życia spędził w Europie Zachodniej, głównie – Szwajcarii.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Jego pasją są samochody.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Zaraza może być rozumiana w kontekście typowych atrybutów ludzkiego życia i moralności.
400.000 civarında İrlandalı açlıktan yaşamını yitirdi.W okresie istnienia Państwa Greckiego zmarło z głodu około 300 tysięcy mieszkańców Grecji.
Kariyeri boyunca 14 film çekmiş yaşamını İsrail ve Fransa'da geçirmiştir.Podczas swojej kariery wyreżyserował ponad dziesięć przedstawień w Izraelu i Stanach Zjednoczonych.
1991 yılında Zagreb'e taşındı ve burada profesyonel müzik yaşamına başladı.W 1991 roku przeprowadził się do Zagrzebia, by zacząć profesjonalną karierę muzyczną.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.W jego życiu wszystko jest zgodne z regułami panującymi we współczesnym świecie.
Bu olay, onun siyasi yaşamının başlangıcı oldu.Działalność ta stała się początkiem ich kariery politycznej.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Uchodził za człowieka próżnego, przykładającego wagę do przepychu i zbytku.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
10 er yaşamını kaybetti.10 tys. straciło życie.
Köy yaşamının sıkıntıları konu alır.Mieszkańcy wioski boją się o swoje życie.
23 Ocak - Shaanxi Depremi, 830.000 kişi yaşamını yitirdi.23 stycznia – trzęsienie ziemi w chińskiej prowincji Shaanxi, które spowodowało śmierć około 830 000 osób.
Yaşamın Mutfağında Belgeseli, BRT.Odebrał on poród na stole, w kuchni Bree.
İş yaşamını özel sektörde sürdürdü.Dla pracy poświecił życie prywatne.
Meslek yaşamına 1933'te Third Reich's radyo istasyonunda başlamıştır.W 1934 roku rozpoczął karierę w stacji radiowej.
Birçok işçi burada yaşamını yitirir.Stąd wielu biznesmenów przenosi tu swoje firmy.
Parker Brugge, Belçika'da doğdu, fakat yaşamını Fransa'da sürdürdü.Parker urodził się w Brugii w Belgii, ale dorastał we Francji.
Saldırıdan sonra saldırgan, kendi kafasına kurşun sıkarak yaşamına son verdi.Zrozpaczony popełnił samobójstwo strzelając sobie w głowę.
Belçika'da yaşamını sürdürüyor.Swój początek bierze w Belgii.
18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadele yaşamını yitirmiştir.XVII-wieczne Niemcy wyniszcza wojna trzydziestoletnia.
Yaşamını Fransa'da sürdürmekteydi.Swojego życia natomiast dokonał we Francji.
1993'te meslek yaşamında gösterdiği başarı için özel bir Oscar'la onurlandırıldı.W 1993 otrzymał Oscara honorowego za całokształt twórczości.
Şu anda ise yaşamını karısı Miranda,iki oğlu Jack ve Kid ile Edinburgh'da sürdürmektedir.Obecnie mieszka w Edynburgu razem ze swoją żoną Mirandą i dwoma synami, Jackiem i Kitem.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.Nawet daty życia jego życia są niepewne.
Yaşamını Brezilya'da sürdürmektedir.Na wolności występuje w Brazylii.
O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı.Ogólnie rzecz biorąc był to najaktywniejszy czas w jego życiu.
Büyük ihtimalle hâlâ Liberty City'de yaşamını sürdürmektedir.Być może dostanę szansę w Anderlechcie.
Bütün yaşamını Amsterdam'da geçirmiştir.Ostatnie lata życia spędził w Amsterdamie.
Son Mekke ziyaretinde rahatsızlandı ve yaşamını yitirdi.Pod koniec życia poważnie chorował i utracił wzrok.
Futbol yaşamına Kickers Offenbach'ın altyapısında başladı.Tym razem trofeum wywalczył Kickers Offenbach.
Yaşamının son on beş senesini çok üretken geçirdi.W ciągu swych 53 lat żyła z pewnością bardzo intensywnie.
Sonraki emeklilik yaşamını Moskova'da sürdürdü.Po przejściu na emeryturę mieszkał w Moskwie.
Bir o kadar yıl sonra bu büyük kütleli yıldız bir süpernova patlaması ile yaşamına son verecek.Tak masywna gwiazda zakończy życie w eksplozji supernowej.
Yaşamının son yıllarını bu işe adamıştı.Temu zadaniu poświęcił ostatnie lata swojego życia.
1966 yılında uçak kazası sonucu yaşamını yitirdi.W 1966 roku w wyniku wypadku doszło do uszkodzenia pojazdu.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.On sam też poznaje historię jej życia.
Özel yaşamında grup arkadaşı Jack Patterson ile beraberdir.Po dwóch latach działalności do zespołu dołączył ich ojciec Robert Patton.
Lily, kanser yüzünden yaşamını yitirdi.Molly przegrywa walkę z rakiem.
Oyuncu Almanya'da doğmuş, Kanada'da yaşamını sürdürmüştür.Urodził się w Niemczech, dorastał w Szwecji, przed wyjazdem do Kanady.
Operasyonda binlerce kişi yaşamını yitirdi.W trakcie zamachu tysiące ludzi straciło życie.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ta decyzja uratowała później życie wielu pasażerom.
Bugün, Getto hala şehirdeki Yahudi yaşamının merkezini oluşturmaktadır.Synagoga obecnie jest centrum żydowskiej gminy w mieście.
Kutsal kitaba göre, Şaul, Filistinlilerle gerçekleşen bir savaşta yaşamını yitirir.(30) Następnie rzekł Samson: Niech zginę wraz z Filistynami.
Sanat yaşamına 1960'larda komediyle başladı.Aktywność artystyczną rozpoczął w latach 60.
Kazada Muhsin Yazıcıoğlu dahil 5 kişi yaşamını yitirdi.W powiecie chojnickim śmierć poniosło 5 osób.
Kazada 4 asker yaşamını yitirirken, bir asker de yaralı kurtuldu.W czasie walk zginęło czterech talibów, ranny został też żołnierz.
Topraklarda meydana gelecek tüm olumsuz değişimler insan yaşamını kuvvetle etkileyecek güce sahiptir.Cała nadzieja pozytywnych zmian w świecie leży w uduchawianiu się człowieka.
Bir roman yazmaya başlar, romanında yaşamını anlatmak istemektedir.Mąż spodziewa się, że wreszcie napisze powieść życia.
Yaşamının geri kalan bölümünü gözaltında geçirdi.Zamknąłem ten rozdział swojego życia.