yaşamın ile cümle

yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ona göre uyuşturucu tüketimi insan yaşamının önemli bir parçasıdır.Consequentemente, a detecção da SOP é uma parte importante dos cuidados de saúde para esses indivíduos.
O gün sebebi bilinmeyen bir yangın çıkmış ve bu beş öğrenci yaşamını yitirmiştir.O furacão causou danos moderados e cinco mortes, sendo que uma pessoas estava desaparecida.
Beş gün sonra yaşamını yitirdi.Ele morreu cinco horas depois.
Yaşamının sonlarına doğru alzheimera yakalandı.Ela sofreu de mal de Alzheimer no fim de sua vida.
Bu yıldan itibaren ABD vatandaşlığına geçmiş ve yaşamını ABD'de sürdürmüştür.Desde então, abandonou a política e passou a residir nos Estados Unidos.
Hali hazırda Sheffield Wednesday'de futbol yaşamını sürdürmektedir.Atualmente, joga no Sheffield Wednesday.
Aile yaşamında erkek egemendir ve kadınlar da söz sahibidir.Os homens exercem o poder na sociedade, mas em casa são as mulheres que mandam.
Ancak, vahşi yaşam, iklim, bitki örtüsü, toprak özellikleri insan yaşamına elvermez.Honrarás a fauna, a flora, todas as formas de vida, e não apenas a humana.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Pronoia brengt de mens tot inzicht over zijn herkomst en bestemming.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Celtheorie gaf een nieuwe kijk op de fundamentele basis van het leven.
Futbol yaşamına Kickers Offenbach'ın altyapısında başladı.Hierin verloor de club van Kickers Offenbach.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.299 mensen zijn in de gevangenis omgekomen.
11 Eylül: Charlotte Bobcats sahiplerinden William Beck 49 yaşında uçak kazasında yaşamını yitirdi.Op 11 september overleed mede-eigenaar van de Charlotte Bobcats William Beck op 49-jarige leeftijd.
Direniş sırasında 2.000’den fazla komünist yaşamını yitirdi.Naar schatting zijn ruim 2000 communistische verzetsmensen tijdens de oorlog om het leven gekomen.
Johann geri kalan yaşamını Basel'de kız okulunda öğretmenlik yaparak geçirdi.Johann zou de rest van zijn leven in Bazel verblijven, waar hij les gaf aan een meisjesschool.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Hij wil weten wat er op de laatste dag van haar leven gebeurd is.
Paul Robeson, 1976 yılında yaşadığı bir felcin ardından Philadelphia'da yaşamını yitirdi.Paul Robeson overleed in 1976 in Philadelphia waar hij met zijn zuster woonde.
Müzik yaşamına memleketi Samsun'da yerel bir radyoda DJ'lik yaparak başladı.Yunus Özyavuz begon zijn muzikale leven als dj in een lokaal radiostation in Samsun.
15 Ağustos tarihinde yaşamını yitirdi.Hij overleed op 15 augustus aan de gevolgen daarvan.
Bu bir gün içinde Fikret Bey, iş ve özel yaşamının muhasebesini yapmaktadır.Tussendoor ondervraagt een journalist haar over haar werk en haar privéleven.
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Die stellen elk het leven van een mens voor.
Ruh hareket etmeye başladı ve bu onun sonsuz mantıksal yaşamının başlangıcı oldu (36e).De Wereldziel begon te draaien en dat was het begin van haar eeuwig en rationeel leven.
Marjorie 30 Nisan 2000 tarihinde Cavaillon, Vaucluse'ta beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitirdi.Op 30 april 2000 stierf ze in Cavaillon aan een hersenbloeding.
Parker Brugge, Belçika'da doğdu, fakat yaşamını Fransa'da sürdürdü.Parker groeide op in Frankrijk, hoewel hij in Brugge in België geboren is.
12 Nisan 2013 tarihinde yaşamını yitirmiştir.Ze overleed op 14 april 2013 in haar slaap.
26 Şubat 2010 tarihinde yaşamını yitirdi.Zijn openbare les hield hij op 26 februari 2010.
Halen politik yaşamını, CHP’nin bir üyesi olarak sürdürmektedir.Zijn politieke carrière startte hij als lid van het CHU.
Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme çalışmaları yaparak geçimini sağladı.De rest van zijn leven wijdde hij aan reizen en beeldhouwen.
Bütün yaşamını Amsterdam'da geçirmiştir.Hij bleef de rest van zijn leven wonen in Amsterdam.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Een vroege toepassing van deze ontdekking zou miljoenen levens hebben kunnen redden.
Filmin devamı olarak Lara Croft Tomb Raider: Yaşamın Kaynağı adlı film çekilmiştir.In de film Lara Croft: Tomb Raider, noemt een groep zichzelf Illuminati.
Aşınmayı gündelik yaşamın her cephesinde de görmek mümkündür.Ik kan alles : survivalgids voor het dagelijks leven.
Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.Onderweg werd zij ziek.
Atsma, yaşamının bir kısmını İngiltere, Yunanistan, Brezilya ve Hollanda'da geçirmiştir.Daardoor bracht Barry Atsma zijn jeugd door in Engeland, Griekenland, Brazilië en Nederland.
Yaşamının son zamanlarında Brecht çok çalışıyordu.In zijn laatste dagen is Bundy erg bang.
Bir yaralı ise hastanede yaşamını yitirdi.Een derde persoon overleed in een ziekenhuis.
Bu olay, onun siyasi yaşamının başlangıcı oldu.Voor hem betekende dit het begin van zijn politieke carrière.
İofan, yaşamının sonuna kadar bu binada yaşamıştır.Snitger heeft dit huis tot het einde van zijn leven bewoond.
Tanık olmak, tanık olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak.Deze is bereid als getuige op te treden.
7 Ocak 1989'da yaşamını yitirdi.Hij overleed echter aan de gevolgen hiervan in juni 1978.
Kalan yaşamını Florida'da Jacksonville'de sürdürmnüştür.Toen leefde en werkte hij in Jacksonville, Florida.
Geminin enkazından kurtarabildikleri ile yaşamını sürdürecektir.Dit redt haar schip uiteindelijk van de vernietiging.
Kötü hava koşulları ve hastalıklar nedeniyle çoğu kişi yaşamını yitirdi.Door oorlog en ziekte zijn sinds de onafhankelijkheid veel mensen omgekomen.
Nikolay, kamu yaşamından elverdiğince uzak kalarak çoğunlukla Çarskoye Selo'da yaşadı.Mowgli mist zijn leven in de jungle van tijd tot tijd wel.
Yaşamının geri kalanında tamamen inzivaya çekilmiş ve doğduğu şehirde ölmüştür.Aan het eind van zijn leven werd hij steeds meer een kluizenaar en stierf in zijn geboortestad.
Kazada 2 kişi yaşamını yitirdi.Bij dit ongeluk kwamen twee personen om het leven.
Meslek yaşamına 1969 yılında Richard Attenborough'un yönettiği Oh!Het boek werd in 1976 verfilmd onder regie van Richard Attenborough.
Gerçek yaşamında yalnız ve başarısız biri olarak görünmektedir.Hij sterft echter eenzaam en verlaten, feitelijk als mislukkeling.
Yaşamının son yılları sefalet içinde geçer.De laatste jaren van zijn leven verliepen ongelukkig.
Amerikan yaşamından da korkmaktadır.Zij toerde ook door Amerika.
Tarancı yaşamını üç yaşında bir oğlu vardı.De erfstadhouder werd opgevolgd door zijn dan drie jaar oude zoon.
Yaşamına ilişkin pek çok bilgiyi Diogenes Laertios'tan öğreniyoruz.Zijn leven werd beschreven door Diogenes Laertius.
Yaşamını Kanada Motreal'de ve İstanbul'da devam ettirmektedir.Hij brengt zijn leven door tussen Parijs en Montreal (Canada).
Bir sabah, Egle hastanede yaşamını yitirir.In de loop van de volgende ochtend overleed hij in het ziekenhuis.
1964'te en korktuğu şekilde; bir trafik kazasıyla yaşamını yitirdi.In 1964 kwam hij om het leven bij een eenzijdig verkeersongeval.
Daha sonra voleybol yaşamını Dresdner SC’de sürdürdü.Generaal Wehla had van zich doen spreken tijdens de belegering van Dresden.
1996'da Jon Krakauer, McCandless'ın yaşamını Into the Wild adıyla kitaplaştırdı.Schrijver Jon Krakauer schreef een boek over zijn leven dat in 1996 verscheen onder de titel Into the Wild.
Çift Clavering, Essex'te yaşamını sürdürmektedir.De familie woont in Clavering, Essex.
Müzik yaşamında parlak geleceği olan bir insandı.Daar was hij een belangrijke figuur in het muziekleven.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.

İlgili Sayfalar