yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni bir yaşamın düşü kurmaktadır.Isso sopra uma nova vida em você.
Ana madde: Almanya'da spor Spor, Alman yaşamında önemli bir yer tutmaktadır.Ver artigo principal: Desporto da Alemanha Os desportos formam uma parte integral da vida alemã.
Relander 1942 yılında kalp yetmezliğinden yaşamını yitirmiştir.Relander morreu em 1942 de ataque cardíaco.
Yaşamını Lyon'da sürdürmüştür.Após esta semana em Lyon.
O sırada Thomas Jefferson ile kurduğu arkadaşlık yaşamında büyük etki yaptı.Tinha grande amizade por Thomas Jefferson.
Daha sonra tüm umutları tükenen Diko kendini akıntıya bıraktı ve yaşamına son verdi.Erisictão terminou comendo a si mesmo, pondo fim assim a seu tormento.
Tozun, ata yıldızın yaşamının son aşamalarında oluştuğuna inanılmaktadır.Pensa-se que o pó se formou nas últimas fases da vida da estrela original.
Kehl, kız arkadaşı Tina ile beraber yaşamını sürdürmektedir.Ela passa a noite com Mann, seu colega policial.
Evli olan sanatçı yaşamını İstanbul, Pendik ilçesinde sürdürmektedir.Um homem casado, que fundou um lar, tem de dominar sua impaciência.
Müzik günlük yaşamın büyük bir parçasıydı.A música sempre foi uma parte importante da vida cultural.
Alexander, yaşamının geri kalanını üzüntüye boğan bu ölümle "diğer yarısını" kaybettiğini söylemiştir.Ao perder o irmão, Alexander lamentou ter "perdido uma metade de si mesmo."
Çocuk Barış Anıtı bombalama sonucu yaşamını yitiren tüm çocukların anısına adanmış olan bir heykeldir.O Monumento das Crianças à Paz é uma estátua dedicada as crianças que morreram do resultado do bombardeamento.
Dokuz yaşındayken babası Reinaldo yaşamını yitirmiştir.Quando Reinhardt tinha nove anos, seu pai faleceu.
Kalan yaşamını Florida'da Jacksonville'de sürdürmnüştür.Atualmente mora em Jacksonville na Florida.
Yaşamının büyük bir kısmı bilinmemektedir.Muito de sua vida é desconhecido.
Yaşamına yurt dışında devam etti.Passou grande parte da vida a viver no estrangeiro.
Yaşamın herhangi bir anında yapılabilir.Podemos fazer isso a qualquer hora.
Sanatçı, yaşamını İzmir’de sürdürür.Artista, vive em Ibiza.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Todos adaptam-se a novos modos de vida.
Sonraki emeklilik yaşamını Moskova'da sürdürdü.No seu retorno, passou a morar em Moscou.
Yaşamının büyük bölümünde uyuşturucu problemi yaşamış ve sonraları bu problemi yenmiştir.Foram muitos anos lutando para tirar o filho das drogas, e um dia, finalmente conseguiu.
35 kişi yaşamını yitirdi.153 pessoas perderam a vida.
Önceki yaşamında, vampire dönüşmeden önce ağır bir hastalığa yakalanmıştı.Ele era louco mesmo antes de sua transformação.
Halen Uraloçka’da voleybol yaşamını sürdürmektedir.Permaneceu a vida toda em Erebango.
Bir yaralı ise hastanede yaşamını yitirdi.Uma pessoa morreu no hospital por causa de seus ferimentos.
Yaşamını sanata adamıştır." diye metheder.Você tem que obedecer à lei”, afirmou Machado.
Büyük ihtimalle hâlâ Liberty City'de yaşamını sürdürmektedir.Eles vivem na Cidade de Liberta.
1982 yılından beri yaşamını New York'ta sürdürmektedir.Desde 1962 passou a morar em Nova Iorque.
1964 yılında yaşamının geri kalanını geçireceği Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı.Em 1941 deslocou-se para os Estados Unidos, onde viveria o resto dos seus dias.
Bu faktörler dünya üzerinde yaşamın devamı için hayatta kalma ve üremeye katkıda bulunur.Isto garante qualidade e durabilidade ao longo do ciclo de vida da obra .
Siyasi yaşamına İşçi Partisi'ne girerek başladı.Começou sua carreira política no Partido Trabalhista.
Daha önce Searching for Bobby Fischer ve Yaşamın Renkleri filmlerinde oynamışlardı.Ele também estrelou em Searching for Bobby Fischer e Marvin's Room.
Ümraniye'de 4 kişi yaşamını yitirdi.No total, quatro pessoas perderam suas vidas no ciclone.
Hitler 30 Nisan 1945'te intihar ederek yaşamına son vermişti.Entretanto, Hitler só veio a se suicidar em 30 de Abril de 1945.
Nüfusun geri kalan kısmı ise farklı dinlere göre yaşamını sürdürmektedir.A restante população portanto, partilha outros credos.
Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder.Os sintomas geralmente aparecem na segunda metade do primeiro ano de vida da criança.
Dünya dışında yaşamın başlangıcına dair farklı tahminler vardır.Existem diferenças significativas em termos de esperança de vida ao redor do mundo.
İsa, yaşamının son yılında Yahudilerin Hamursuz Bayramı için Kudüs'e gitti.Quando Jesus tinha doze anos, sua família viajou para Jerusalém para o festival da Páscoa judaica.
Bu yazılar onun kırmızı saçlara sahip olduğunu tanımlıyor ki, yaşamında erken beyazladı.Era conhecido como Penna Bianca, em alusão aos cabelos grisalhos, que adquiriu precocemente.
Sanatçı, aynı yıl 6 Haziran günü yaşamını yitirmiştir.O município foi instalado em 6 de junho do mesmo ano.
Samistan bayrağı, Tromso, Norveç'te yaşamını süren Astrid Båhl tarafından hazırlandı.A bandeira dos lapões foi desenhada por Astrid Båhl, da cidade de Skibotn, em Tromso (Noruega).
Carlisle gibi o da insan yaşamına değer vermiş ve hiçbir zaman insan kanıyla beslenmemiştir.Diferente da família Cullen, ele ingere sangue humano como comida.
Bu olay onun sonraki yaşamını derinden etkiledi ve bir daha asla evlenmedi.O seu marido ficou muito afectado com a sua morte e fez luto o resto da vida, nunca mais se voltando a casar.
Totalitarizm, toplumsal yaşamın bütün yönlerini içerir.A sociologia, assim, vai debruçar-se sobre todos os aspectos da vida social.
11 yaşındayken, babası prostat kanseriden yaşamını yitirmiştir.Aos três anos de idade, perdeu o pai vitima de um câncer.
Profesyonel futbol yaşamına ise Fransız takımlarında devam etmiştir.Mas me referia ao profissionalismo exigido no futebol inglês para jogadores africanos.
Yaşayan insanların kanlarını emerek yaşamını sürdürür.Ou, seja, é sangue de uma pessoa viva.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.O coração de seu marido é doado a Paul, que inicia sua recuperação.
Burada tarlada çalışan insanları ve köy yaşamını resmetti.Famílias que fizeram e ainda fazem a história da cidade.
Operasyonda binlerce kişi yaşamını yitirdi.Durante as operações milhares de pessoas morreram.
Galatasaray Daikin takımında voleybol yaşamını sürdürmektedir.Sergei Volkov realiza tarefa em caminhada espacial.
Özel dersler vererek yaşamını sürdürdü.Sobrevivia dando explicações aos seus colegas.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Em seus últimos anos de vida, esteve praticamente afastado da vida política.
Yaşamının geri kalanında tamamen inzivaya çekilmiş ve doğduğu şehirde ölmüştür.Apesar do reconhecimento de sua obra, morreu humilde na cidade em que nasceu.
Oyuncu 2009'da kendi yaşamını konu alan, Guida Maria - Uma Vida. adlı otobiyografisini yayınladı.Em 2009 foi editado a biografia Guida Maria - Uma vida.
Bu nedenle 1980 yılından sonra müzik yaşamını yurtdışında devam ettirmek zorunda kaldı.Nos anos 1980, sua música começou a ser reconhecida fora de seu país.
Bodrum Hayvan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olup, yaşamını sokak hayvanlarına adamıştı. ^ kaybettiFoi presidente da Associação de Amparo aos Animais, em cuja gestão constriu-se a sede da entidade.
Bir Osmanlı Yeniçerili köyün yaşamını değiştirmiş ve bir kahraman olmuştur.Acho que temos um vilão prestes a tornar-se um herói.
Kuraklıklar da koalaların yaşamını etkilemektedir.A morte de Brizola também repercutiu na mídia.
Yapım süresince 11 işçi yaşamını yitirdi.Por fim, 24 operários morreram durante a construção.