yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Suriye medyası yaşamını yitiren 30 Suriyeli askerin ismini içeren bir liste yayınladı.وقدمت وسائل الاعلام السورية قائمة بأسماء القتلى ال30.
7 Şubat 2010 pazar günü, Florida'da (ABD) yaşamını yitirdi.توفى يوم الأحد 7 فبراير عام 2010 بفلوريدا.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.وافتقر إلى وضوح الوجهة في الحياة آنذاك.
1990'da tiroid kanseri teşhisi konan sanatçı, 7 Aralık 1993 günü Paris'te yaşamını yitirdi.وفي عام 1990 خضع الفنان إلى تشخيص طبى لسرطان الغده الدرقيه وتوفى في باريس يوم 7 ديسمبر عام 1993.
Yaşamının ilk yılları babasının intiharı nedeniyle zor geçmiştir.عانى من صعوبات في بداية حياته بسبب وفاة والده وهو في مقتبل العمر.
Aşınmayı gündelik yaşamın her cephesinde de görmek mümkündür.يمكن مشاهدة حيود الضوء في حياتنا اليومية.
1983 yılı Avşar'ın yaşamında dönüm noktasıydı.وكان عام 1983 نقطة تحول في حياة أفشار.
Çalışma Yaşamında İnsan.العمل في حياة الإنسان .
En son 19 Nisan 2013 tarihinde erişildi. ^ Gülçin Çaylıgil yaşamını yitirdi.قررت الإعتزال في 31 أكتوبر 2001 لأنها سئمت حياة لاعبة التنس.
Bütün gelişmiş ülkeler artık yaşamın hemen her alanında bu uydu ölçülerini kullanmaktadırlar.وتدمج مؤسستنا بأسرها هذه القيم في كل خطوة من خطوات عملنا.
Sadece Mesudiye ve Barbaros Hayreddin zırhlılarının batışında 31 subay, 262 er yaşamını yitirdi.خسر في غرق مدرعات ماسوديا وبرابوس خير الدين 262 مدني و31 ظابط فقط.
Turing yaşamının erken dönemlerinde deha belirtileri gösterdi ve bunları sürekli olarak sergiledi.في وقت مبكّر جدًا في الحياة، أظهر تورنغ علامات للعبقري الذي كان سيظهرها بشكل جلي ودائم لاحقًا.
1974 yılında üretime geçen Türkiye'nin üçüncü Demir-Çelik Fabrikası, kent yaşamına büyük canlılık getirmiştir.المصنع التركي لـ الغزل والنسيج الثالت الذي تأسس في 1974 أعاد الحيوية المدينة بشكل كبير.
Aktif rehberlik yaşamını sürdüren Şerif Yenen, turist rehberliği eğitimleri ve konferanslar vermektedir.واصل شريف ينن حياته بنشاط في الإرشاد وأعطى تدريبات في الإرشاد السياحى وأقام المؤتمرات.
4 yıllık lisans programından sonra sağlık yöneticilerini meslek yaşamına katmaktadır.وهو برنامج عبر الإنترنت لمدة 3 سنوات يستهدف المهن الصحية العاملة.
Kendisini asarak intihar yoluyla yaşamına son vermiştir.وقد أنهت حياتها من خلال إنتحارها.
Tozun, ata yıldızın yaşamının son aşamalarında oluştuğuna inanılmaktadır.حيث بات مفهوما الآن أن العملاق الأحمر هو نجم في المراحل الأخيرة لسلسلة حياة النجم.
Çok sayıda Kırgız burada yaşamını yitirir.كما أن هناك العديد من المُؤرّخين أرّخوا سيرة حياتِه.
Dua, dindar Yahudinin yaşamında önemli bir yer işgal eder.فمن الصعب على اليهودى ان يحتل مركزا هاما في الجيش .
Bu, insanoğlunun yaşamında üstünde durulacak önemli bir yer."وهي أحد جوانب الإنسانية الملازمة للإنسان مدى الحياة".
Korpus kallozumun gelişimi fetal yaşamın beşinci haftasında primitif lamina terminalisin oluşumuyla başlar.يبدأ نمو الأذن الخارجية في حوالي الأسبوع الخامس من التطور الجنيني البشري.
Dix, yaşamının son yıllarını geri döndüğü Dresden'de geçirdi.عاد إلى عدن للمرة الأخيرة ليعيش فيها السنوات الأخيرة من حياته.
Beş gün sonra yaşamını yitirdi.توفي بعد خمسة أيام.
Çıkan çatışmada pek çok zabit ve gösterici yaşamını yitirdi.وقعت أحداث ثانوية عديدة في الفترة بين جنونه ووفاته.
O gün sebebi bilinmeyen bir yangın çıkmış ve bu beş öğrenci yaşamını yitirmiştir.ولكن عندما اندلع حريق فعلي توفي ثلاثة طلاب قاموا بتجاهل إنذار الحريق وأصيب العديد من الأشخاص الآخرين.
Ayla Kutlu, yaşamının ilk 22 yılını Zaman da Eskir adlı yapıtında anlatmıştır.وقد روت أيلا كوتلو في عملها المسمى " الهيكل القديم " أول اثنين و عشرون عاماً بحياتها.
SİZE ZİHNİN YAŞAMINI GÖSTERECEĞİM!!"بعدها ارسل بيته في إجازة طبية !!.
Amerikalı gazeteci Thomas Friedman'a göre ise Rıfat Esed 38,000 kişinin yaşamını kaybettiğini açıkladı.وفقاً لتوماس فريدمان: قام رفعت الأسد بالتباهي بأنه قتل 38 ألفاً في حماة.
Yaşamın herhangi bir anında yapılabilir.هذا العنف يمكن أن يواجهه في أية مرحلة.
Yaşamın kaba ve bayağı yanını ortaya koyar.ذات نمط حياة باذخ وشره في معظمه.
25 Ağustos 1992'de geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.مات بسبب انخفاض حرارة الجسم أثناء العمل في 25 يناير 1991.
Tanrı ezeli-ebedi, evrensel yaratıcı güçtür, yaşamın kaynağıdır.الله هو باق، وغير مخلوق وهو مصدر كل الوجود.
Daha sonra Romanya’ya kaçarak orada yaşamını sürdürmüştür.انتقل إلى روما حيث استقر بقية حياته.
Gitar, gitarcının yaşamını ve hayatta kalabilmesi iç tek umudunu sembolize etmektedir.يأتي الغيتار لتمثيل عالم عازف القيثار والأمل الوحيد للبقاء على قيد الحياة.
Hatta sosyal yaşamın çok önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür.الوجوه هي جزء مهم من الحياة الاجتماعية.
İstahrî, yaşamının büyük bir kısmını Bağdat'ta geçirmiş ve Semerkand şehrinde 957'de vefat etmiştir.يرجع بأصله إلى مدينة صيدا، لكنه عاش أغلب حياته في بيروت، وفيها اغتيل سنة 2005.
2007'de tiyatro oyuncusu olarak sanat yaşamına başladı.بدأ عمله كممثل في الدراما التلفزيونية في عام 2007.
Sonraki süreçte profesyonel iş yaşamına yönelerek çalışmalarına devam etmiştir.لعل أهمية حياته المهنية قد برزت، فيما بعد، من خلال سفره.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.لا تستطيع التفاعل مع متطلبات الحياة العصرية.
Konstantinopolis'in politik ve diplomatik yaşamında önemli bir rol oynamıştır.Ele teve um importante papel na vida política e diplomática de Constantinopla.
Topraktan çıkan yeşil filizler tanrının yaşamının yenilenmesini sembolize ederdi.A verdura que retornava simbolizava a renovação da vida do próprio deus.
Organizmaların Dünya'da yaşamın tarihi boyunca değiştiği, ya da evrimleştiği aşikar bir olgudur.É um fato incontestável que os organismos mudaram, ou evoluíram, ao longo da história da vida na Terra.
2007 yılı itibarıyla Westminster'de Downing Street'te yaşamını sürdürmüştür.Desde 2007, ela morava em Westminster, perto de Downing Street.
Popüler kültürü yakın bir şekilde, Edo'da yaşamın ukiyo-e betimlemeleriyle alakalı idi.Sua cultura popular foi estreitamente relacionado com ukiyo-e descrições da vida em Edo.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.A teoria celular forneceu uma nova perspetiva sobre os pilares fundamentais da vida.
Fielding yaşamını Londra ve Los Angeles arasında sürdürmektedir.Fielding divide seu tempo entre Londres e Los Angeles.
Yaşamın orijinal başlangıcından beri, yeni kurallar geliştirirdi.Desde a criação do Jogo da Vida original, novas regras têm sido desenvolvidas.
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.Passou os últimos trinta anos da sua vida em expedições em partes remotas da Ásia e de África.
Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.Destaca-se ainda: "A Idade do Ouro".
Bir Avusturya dergisine verdiği röportajda yaşamını Viyana ve Salzburg'da sürdüreceğini açıkladı.De acordo com uma entrevista a um semanário austríaco, ela vai viver em Viena e Salzburgo.
1962'de "İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün" adlı kitabını çıkardı.Esta época inspiraria o livro Um Dia na Vida de Ivan Denisovich.
Bir başka olasılık da, zeki yaşamın yaygın, ancak endüstriyel uygarlıkların nadir olmasıdır.Também é possível que inteligência seja comum, mas não civilizações industriais.
Yaşamının sonuna yakın, Jül Sezar Part İmparatorluğu'na karşı bir savaşa hazırlanmaya başladı.Perto do fim da sua vida, César se preparou para uma guerra contra o Império Parta.
Şair olarak Heine sanat yaşamına "Gedichte" (Şiirler) adlı eseriyle 1821'de başlamıştır.Como poeta, Heine fez a sua estreia com "Gedichte" (Poemas) em 1821.
Bulgarlar bu savaşta bozguna uğratıldı ve çoğu yaşamını yitirdi.Os búlgaros foram derrotados e a maior parte morreu.
Yaşamının son günlerinde Katolik Kilisesi'ne girmişti.Dedicou-se em seus últimos anos à Igreja Católica.
Lefebvre bu fikirleri "şehir yaşamına dönüşmüş ve yenilenmiş bir erişim ... bir talep" diye özetler.Lefebvre resume as ideias como uma "demanda... um acesso renovado e transformado à vida urbana".
Çalışma yaşamına Batı Virjinya'da Applebee's adlı bir lokanta zincirinde garson olarak başladı.Seu primeiro trabalho foi como garçonete em uma franquia da Applebee's, em Virgínia Ocidental.
Bu tür gezegenler, Dünya benzeri yaşamın ortaya çıkmasının olası olmadığı gezegenlerdir.Estes planetas são candidatos improváveis para abrigar formas de vida parecidas com à da Terra.
Yaşamının sonraki yıllarında Van Gogh yalnızca Willemina ve Theo ile temasta kaldı.Van Gogh permaneceu em contato mais adiante na sua vida apenas com Theo e Wil.