yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Okumak, yaşamın büyük keyiflerinden biridir.Reading is one of life's great pleasures.
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
Tom yaşamını bu olguyu incelemeye adamış.Tom devoted his life to the study of this phenomenon.
Tom yaşamın anlamını anlamak istiyor.Tom wants to understand the meaning of life.
O, yaşamının son anlarında bana bir mektup verdi.He gave me a letter in his last moments of life.
O, yaşamın anlamını bilmiyor.He doesn't know the meaning of life.
Her zaman yaşamın aydınlık yüzüne bak.Always look on the bright side of life.
Yaşamında yeni bir adam var.She has a new man in her life.
Güzellik, yaşamın nedenidir.Beauty is the reason of life.
Yaşamın amacı nedir?What is the purpose of life?
Ben kişisel yaşamınıza müdahale etmek istemiyorum.I don't want to interfere with your personal life.
Yaşamın amacı mutlu olmaktır.Life's purpose is to be happy.
Katalin yaşamını Esperanto'ya adadı.Katalin dedicated her life to Esperanto.
Alkol, senin yaşamını ele geçirdi.Alcohol has taken over your life.
Tüm yaşamını bilime adadı.He devoted his whole life to science.
Yaşamının en büyük hatasını yapıyorsun.You're making the biggest mistake of your life.
Hiç kimse yaşamın anlamının ne olduğunu yanıtlayamaz; bu soru insanlık öncesine dayanıyor.No one man can answer what's the meaning of life; this question stands before all mankind.
Ya Irak'ta yaşamını kaybedersen?What if you lost your life in Iraq?
Bu kitap yaşamınızı değiştirecek.This book will transform your life.
Su yaşamın temelidir.Water is the essence of life.
Tom yaşamını kurtardı.Tom saved your life.
O, yaşamını değiştirmeli.She needs to turn her life around.
Bir öpücük yaşamın en değerli armağanlarından biridir.A kiss is one of life's most precious gifts.
Bana günlük yaşamından bahset.Tell me about your everyday life.
Yaşamın amacı yaşamak mıdır?Is living the goal of life?
Yaşamını seviyorsun, değil mi?You like your life, don't you?
Yuka yaşamında ilk defa İngilizce bir kitabı okuyarak bitirdi.For the first time in her life Yuka finished reading an English book.
Kent yaşamını çok fazla severim.I like city life very much.
Tom yaşamının çoğunu ABD'de geçirdi.Tom spent most of his life in the United States.
Saygı, yaşamın temelidir.Respect is the foundation of life.
Tom yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.Tom was about to make the most important phone call of his life.
Onlar ülkede sağlıklı bir yaşamın tadını çıkarıyor.They are enjoying a healthy life in the country.
Yaşamında Tom'a ihtiyacım var.I need Tom in my life.
Hiç kimse onların yaşamının seninkinden daha zor olduğunu söylemek hakkına sahip değildir.No one has the right to tell you that their life is harder than yours.
Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
Hücreler yaşamın yapı taşlarıdır.Cells are the building blocks of life.
Yaşamın anlamı, sanki hiç yaşamamış gibi unutulmaktır.The meaning of life is to be forgotten as if you never were.
Yaşamın tadını çıkar!Enjoy the life!
Tom tüm yaşamını Avustralya'da geçirdi.Tom spent his whole life in Australia.
Sen tüm yaşamını boşa harcıyorsun.You're throwing away your entire life.
Tom bana yaşamının hikayesini anlattı.Tom told me the story of his life.
Yaşamının geri kalanını onunla geçirmek istiyor musun?Do you want to spend the rest of your life with her?
Onun özel yaşamına hiç ilgi duymuyorum.I have no interest in his private life.
Dan, diğerlerinin yaşamını iyileştirmek istedi.Dan wanted to improve the lives of others.
Yaşamın birçok dil olmadan ne kadar fazla renksiz olacağını düşünemiyorum.I can't imagine how much more colourless life would be without multiple languages.
Onlar üzerinde yaşamın diğer formlarıyla ilgili yıldızlar var mıdır?Are there stars with other forms of life on them?
Uzun bir yaşamın sırrını biliyor musun?Do you know the secret of a long life?
Yaşlılık yaşamın son aşamasıdır.Senescence is the last stage of life.
Kıskançlık, Amerikan yaşamının ana gerçeğidir.Envy is the central fact of American life.
Bu, yaşamınızı değiştirecek.This will change your life.
O köprüden atlayarak yaşamına son verdi.He ended his life by jumping off the bridge.
Bütün hayvanlar, insanın dışında, yaşamın asıl işinin ondan zevk almak olduğunu biliyor.All animals, except man, know that the principal business of life is to enjoy it.
Çamurda yuvarlanmak domuzlarda iyi bir yaşamın için önemli bir unsurudur.Wallowing is an important element of a good life in pigs.
Maaşınla yaşamını sürdürebiliyor musun?Can you survive on your salary?
Bence Tom yaşamına devam etmek zorunda.I think Tom has to move on.
Leyla bir Mısır cezaevindeki hücrede yeni yaşamına yerleşti.Layla settled in to her new life in an Egyptian prison cell.
Leyla yaşamında bazı korkunç kararlar verdi.Layla has made some horrible decisions in her life.
Su tüm yaşamın kaynağıdır.Water is the source of all life.
Sami bize Müslüman olmadan önceki yaşamından bahsetti.Sami told us about his life before Islam.
O kaza Tom'un yaşamını değiştirdi.That incident changed Tom's life.