yaşamın ile cümle

yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşamın maliyetini büyük ölçüde artırmıştır.The cost of life increased drastically.
O senden seks yaşamını anlatmanı istemiyor.He doesn't want you to tell him about your sex life.
Hapishanedeki yaşam bir hayvanın yaşamından daha kötüdür.Life in prison is worse than the life of an animal.
Yaşamın anlamının ne olduğunu kendine soruyor musun hala?You are still asking yourself what the meaning of life is?
Para yaşamın bedelini ödeyemez.Money cannot compensate for life.
Eğitim, yaşamın en temel yönlerinden biridir.Education is one of the most essential aspects of life.
Gıda ve giysiler yaşamın gerekleridir.Food and clothes are necessities of life.
Gelenek, öyleyse, insan yaşamının büyük bir rehberidir.Custom, then, is the great guide of human life.
Her insanın yaşamına çok değer vermelisin.You should set a high value on every man's life.
Bu, modern İngiliz yaşamın bir örneğidir.This is an instance of modern British life.
Bu kitap, İç Savaş sırasında Amerika'daki yaşamın iyi bir resmini verir.This book gives a good picture of life in America during the Civil War.
Bu tecrübe onun yaşamında çok önemli sayılır.This experience counts for much in his life.
Karıncaların yaşamını önemsiz sayma.Don't think little of the ants' lives.
Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Yaşamın hakkında düşünmen gereklidir.It is necessary for you to think about your life.
Bugünkü dünya rahat yaşamını petrole borçludur.The present world owes its convenient life to petroleum.
Amerikan günlük yaşamını öğrenmek istiyorum.I want to learn about American daily life.
Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.I often meditate on the meaning of life.
Sonunda kent yaşamına alıştım.I've finally got used to urban life.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.
O, yaşamın gizemli olduğunu kabul ediyorum.That life is mysterious, I admit.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.The best time of life is when you are young.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.The best time of life is when we are young.
Onlar sık sık yaşamın kısa olduğunu söylerler.They often say that life is short.
Yaşamın nasıl ve ne zaman başladığı hala bir gizemdir.How and when life began is still a mystery.
Yaşamın kökeni hakkında birçok teoriler vardır.There are many theories about the origin of life.
Tehlikede olan deniz yaşamını korumak için bir fon kuruldu.A fund was set up to preserve endangered marine life.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kırsal yaşam kent yaşamından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Şehir yaşamının gürültüsü beni çok sinirlendiriyor.The noise of city life annoys me greatly.
Ben onun evlilik yaşamına hayal kırıklığına uğradım.I was disillusioned at his married life.
O bir otel görevlisi olarak yaşamını kazanır.He earns his living as a hotel boy.
Gelecek yaşamını derinden düşünüyordu.He was meditating on his future life.
Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.He saved the boy at the risk of his own life.
O bile yaşamın kökeninden bahsetti.He even referred to the origin of life.
Kent yaşamını özlüyor.He is longing for city life.
Yaşamında eğitimi geç aldı.He acquired education late in his life.
Yaşamını çalışmaya adadı.She consecrated her life to the work.
O, öğreterek yaşamını kazanır.She earns her living by teaching.
Tüm yaşamını fizik çalışmalarına adadı.She gave her entire life to the study of physics.
Yaşamın olduğu yerde, umut vardır.Where there is life, there is hope.
Yaşamın anlamını hiç düşünüyor musun?Do you ever think about the meaning of life?
Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.There are both advantages and disadvantages to city living.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
O, ona cinsel yaşamından bahsetmeni istemiyor.He doesn't want you to talk about your sexual life to him.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
O, iş ve ev yaşamını dengede tutmaya çalışıyor.She's trying to balance her work and home lives.
Birkaç yıl kanserle savaştıktan sonra sonunda seksen yedi yaşında yaşamını yitirdi.After battling cancer for several years, he finally passed away at the age of 87.
Yaşamını ve işini seviyor gibi görünüyordu.He seemed to enjoy his life and his work.
O günlük yaşamından memnun mu?Is she satisfied with her daily life?
Sevmek yaşamın özüdür.Loving is the essence of life.
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.A wise man once said, life is a series of disappointments.
Tom, diğer gezegenlerde yaşamın var olduğuna inanmaktadır.Tom believes that life exists on other planets.
Sevgisiz yaşamın hiç anlamı yoktur.Life without love has no meaning at all.
Yaşamında bir kadın var mı?Is there a woman in your life?
Yaşamında bir erkek var mı?Is there a man in your life?
Yaşamın doğası döngüseldir.Life's nature is cyclic.
Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.If you agree to become an organ donor, you may help save someone's life.

İlgili Sayfalar