yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
46 yaşında yaşamını kaybeden Kennedy, tüm ABD başkanları arasında en genç yaşta ölen olarak tarihe geçti.Kennedy, con 43 años de edad, se convirtió en la persona más joven elegida como Presidente de Estados Unidos.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.La teoria della cellula fornì una nuova prospettiva sui fondamenti della vita.
Yaşamının son yılarında tensör hesabı ve uygulamaları ile ilgilendi.Nei suoi ultimi anni di vita si interessò al calcolo tensoriale e alle sue applicazioni.
Bölgesel deniz yaşamının çoğunun doğduğu ve yaşadığı bu bölge çevre açısından çok kritik bir bölgedir.A quel punto, la maggior parte della vita (se non tutta) presente sulla superficie terrestre sarà estinta.
Al-Shorta'da futbol yaşamına devam etmektedir.Seguirà una breve esperienza all'Al-Shorta.
Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur."E questa è la cosa più magica di lui".
Albüm, sabahtan akşama bir insanın yaşamını yansıtır.L'album riflette un giorno dell'esistenza umana, dal mattino alla notte.
Kazada 2 kişi yaşamını yitirdi.Nell'incidente persero la vita due persone.
Yaşamın kökeni için standart bir model yoktur.In verità non esiste un modello standard dell'origine della vita.
Yaşamın başlangıcında başka tip bir metabolik yolun takip edilmiş olması muhtemeldir.È possibile che un altro tipo di pathway metabolico si sia evoluto al principio della vita.
Bunun yerine kendini akademi ve aile yaşamına adadı.Qui si dedicò interamente alla scrittura e alla famiglia.
Mikrosefali konjenital olabileceği gibi, yaşamın ilk birkaç yılında da gelişebilir.La microcefalia può essere congenita o può svilupparsi nei primi anni di vita.
Van Gogh, Auvers-sur-Oise'da yaşamının son haftalarında hiç otoportre yapmamıştır.Nesun autoritratto venne eseguito da van Gogh ad Auvers-sur-Oise, durante le ultime settimane della sua vita.
Romalılar için bu hamamlar günlük yaşamın önemli bir parçasıydı.Per i Romani, la religione era una parte della vita quotidiana.
Ölüler ve diriler alemi arasında yaşamını sürdüren bu baş, her iki alemde de olup bitenden haberdardır.Su di loro aleggia lo spirito della Morte, di cui entrambi sono coscienti e che tentano d'ingannare.
Fransa'da verdiği konserlerin yankısı büyük oldu ve Mezzo TV yaşamını konu alan bir belgesel hazırladı.A fine concerto a Madrid esegue un pezzo a cappella di Las cosas que vives.
Birçok işçi burada yaşamını yitirir.Ma qui vi perderanno la vita molti operai.
Zor bir yaşam sonucu yıpranmış yüzü köylülerin çetin yaşamını sembolize eder.Il suo viso, dimostrazione di una vita difficile, è il simbolo della vita dura del contadino.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Ognuno dei generali si vede costretta ad adeguarsi allo stile di vita moderno.
Yaşamını Korsika'da sürdürmektedir.Si ritirò a vivere in Corsica.
Artık yaşamına yeni bir yön vermek ve kariyer yapmak ister.Vuole dare una svolta alla sua vita, alla sua produzione e iniziare la carriera di attore.
Yaşamını İzmir'de sürdürüyor.Voglio passare più tempo nella mia casa a Ibiza”.
Yaşamın herhangi bir anında yapılabilir.Tutto può accadere in qualsiasi momento.
Örneğin mutluluk yaşamın temel amacıdır ve mutluluğa ulaşmanın yolu erdemli olmaktan geçer.Infatti se la felicità è lo scopo della vita, cosa succede quando sei infelice?
Bu anlayış insan yaşamını göz ardı eder.Egli osserva l'insignificanza della vita umana.
Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir.Rientra così a Roma dove trascorrerà il resto della sua carriera.
Hopkinsville, Kentucky'de bir lisenin çökmesi sonucu bir kişi yaşamını yitirmiştir.Una persona è stata uccisa a Hopkinsville (Kentucky) e parte della scuola superiore è crollata.
Duşanbe'de yaşamını sürdürmektedir.Nel frattempo la moglie si fa una doccia.
Mürettebattan iki kişi yaşamını yitirdi.Solo due dei membri dell'equipaggio persero la vita.
Evinde bir kaza sonucu yaşamını yitirdi.Un giorno vicino a casa sua ci fu un incidente.
Müzik günlük yaşamın büyük bir parçasıydı.L'informazione musicale era una parte fondamentale del pomeriggio.
Aile yaşamında erkek egemendir ve kadınlar da söz sahibidir.Sia i maschi che le femmine hanno loro proprie gerarchie ed i maschi sono dominanti sulle femmine.
8'i personel toplam 155 kişi yaşamını yitirdi.Un totale di 158 persone rimangono uccise con soli 8 sopravvissuti.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.Infatti, nessun'altra commedia del periodo si chiude con un omicidio.
Bu seferden hemen sonra bir salgın hastalığa yakalanarak yaşamını yitirmiştir (1816).Tuttavia si verificarono anche periodi di carestia seguiti da un'epidemia di febbre (1816).
Meslek yaşamının çoğunu Milano'da imparatorluk darphanesinin yöneticisi olarak geçirdi.Visse la maggior parte della sua vita alla corte dei duchi di Milano.
10 mahkûmun açlıktan yaşamını yitirmesiyle greve son verildi.Durante lo sciopero sono morti 10 detenuti.
Ama ülkesine dönmeyerek Kahire'de sürgün yaşamını sürdürdü.Più tardi si ritirò a vita privata al Cairo.
Profesyonel futbol yaşamına Roosendaal'da başladı.Quale sarà il futuro del calcio a Rovigo?
"Eski OHAL valisi Hayri Kozakçıoğlu yaşamını yitirdi".La Rivista perde un suo prezioso cooperatore».
Hatta sosyal yaşamın çok önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür.È stato evidenziato come la socialità sia un elemento determinante per la sopravvivenza.
14 Nisan 1979 yılında evinde uğradığı ve henüz aydınlanmamış bir cinayet sonucunda yaşamını yitirdi.Morì di morte naturale il 19 settembre ad assedio non ancora concluso.
Dirildikten sonra insan yaşamının tam aksi yönde değişiyor daha kötü niyetli biri oluyor.Quando beve il sangue di altri, si trasforma in una versione più alta di sé.
13 Ekim 1971 tarihinde yaşamını yitirdi.Terminò la sua vita utile il 13 ottobre 1971.
Diğer Fransız Bestekarlar gibi, daha çok enstrüman çalarak yaşamını devam ettiriyordu.Il tedesco, come gli altri suoi colleghi, ha testato le gomme più morbide.
Kutsal kitaba göre, Şaul, Filistinlilerle gerçekleşen bir savaşta yaşamını yitirir.Secondo la Bibbia Saul sarebbe morto combattendo contro i Filistei.
Kısa bitki yaşamında, gördükleri böcekleri alabilirler.Nelle zone a bassa vegetazione si cibano anche di insetti che catturano a vista.
Sosyal yaşamında da oldukça etkin olan İnal, etkin bir şekilde spor yapıyordu.Il suo ambiente familiare fu sempre molto sportivo.
Lise eğitiminin ardından İstanbul'da gazetecilik okuyan Makal, meslek yaşamına Denizli Gazetesi'nde başladı.Dopo gli studi universitari, effettuati a Firenze, iniziò l'attività giornalistica a Napoli.
Bu süre içinde Rüştü ile evlenen Mediha Sessiz, çok geçmeden yaşamını yitirdi.La giovane sposa, però, si stanca ben presto di quella vita troppo tranquilla.
Şarkıcı kadın bir süre normal yaşamına geri döner.Poi la cantante risponde a quesiti sul suo celere ritorno.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Le sue azioni da quel momento in poi contribuirono probabilmente a salvare molte vite.
Bir roman yazmaya başlar, romanında yaşamını anlatmak istemektedir.Nacque allora in lui l'idea di scrivere De l'amour.
Spor tiyatrosu, Bertolt Brecht'in sanat yaşamının başlarında ortaya koyduğu bir tiyatro türüdür.Una struttura che ritroveremo nel teatro di Bertolt Brecht.
Keith, Lucas'ın yaşamında baba rolünü üstlenmiştir.Carlo Luigi passò tutta la vita all'ombra del padre.
Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır.Il suo hobby sono le auto d'epoca.
Beş gün sonra yaşamını yitirdi.Morì cinque giorni dopo.
1996'da iş yaşamını bıraktı.Cessò la sua attività nel 1996.
28 Nisan - Pakistan'ın Bhaiperu kentinde düzenlenen bombalı saldırıda 60'tan fazla kişi yaşamını yitirdi.28 aprile - Pakistan: esplode una bomba che uccide più di 60 persone.
Ancak bu istekler reddedildi ve aynı gün içinde 15 kişi yaşamını yitirdi.Nonostante tale riparazione, quindici anni più tardi gli stessi paesi presentarono la stessa lamentela.