yaşamın ile cümle
yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.Exposición Pintura “La Edad del Oro”.
Yaşamının sonlarına doğru alzheimera yakalandı.Hacia el final de su vida, padeció la enfermedad de Alzheimer.
7 Eylül 1971 tarihinde babasının ölümünden kısa bir süre sonra intihar ederek yaşamına son vermiştir.En septiembre de 1971 murió su padre y pudo al fin suicidarse.
Sonraki süreçte profesyonel iş yaşamına yönelerek çalışmalarına devam etmiştir.Después de esto el resto de su trabajo se enfocaría a la asistencia de dirección.
Yaşamının ilk yirmi yılında sekiz ayrı tiyatro sahnesinde otuz altı yapım sahneledi.A esta primera novela le siguieron veinte obras de distintos géneros.
Yaşamını ve çalışmalarını Edirne'de sürdürmektedir.Donde se explica de manera detallada su vida y su obra.
"Gılgamış: ölümsüz yaşamın izinde", Çekirdek Yayınlar.«El encanto de una estrella inolvidable». revista Pronto.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Los últimos años de su vida estuvo condenado al olvido y en la miseria.
MacGreevy yaşamı boyunca Katolikti ve dini şiirlerini ve profesyonel yaşamını şekillendirdi.MacGreevy fue toda su vida católico devoto, lo que se echa de ver en su poesía y vida profesional.
Yaşamın çarkı ifadesi, Budizm’de meditasyon sembolü olarak nitelendirilir.En su forma más simple, es mundialmente reconocido como un símbolo del budismo.
Gemi mürettebatından 73 kişi ya da 71 kişi yaşamını yitirdi.Mueren las 71 personas a bordo.
Fransa'da verdiği konserlerin yankısı büyük oldu ve Mezzo TV yaşamını konu alan bir belgesel hazırladı.En Francia, un país que conoce mucho mejor, escribió artículos relacionados con la vida política.
Tozun, ata yıldızın yaşamının son aşamalarında oluştuğuna inanılmaktadır.Se piensa que el polvo se formó en las últimas fases de la vida de la estrella progenitora.
Bu ölüm aile yaşamında büyük sorunlara neden oldu.La gran depresión trajo tiempos difíciles para su familia.
Çift Clavering, Essex'te yaşamını sürdürmektedir.La familia vive en Clavering, Essex.
Bazı biyokimyacılar tiyoester bağının yaşamın kökeni için çok önemli olduğunu düşünmektedirler.Algunos bioquímicos piensan que los enlaces tioéster son críticos para el origen de la vida.
Planladıkları şekilde 12 çocuk sahibi oldular ve bunlardan 11'i yaşamını sürdürdü.Tuvieron 12 hijos, de los cuales vivieron 11.
Bir yıl sonra ise aktif futbol yaşamını noktaladı.Al año siguiente se retira de la práctica activa del fútbol.
Meslek yaşamına bir gazete muhabiri olarak başladı.Comenzó su carrera como reportero de un periódico.
5 Şubat 2006'da düzenlenen saldırıda iki sivil yaşamını yitirdi.Está demostrado que dos personas murieron bajo custodia militar desde diciembre de 2006.
Şehirde diğer sporlar da şehrin kültürel yaşamında önemli bir tutmaktadadır.Algunos eventos deportivos ya son tradición en la ciudad.
Yaşamının son on beş senesini çok üretken geçirdi.Allí pasará sus últimos quince años de vida.
Yaşamının son yılları öteki İspanyol yöneticileriyle çatışmalar ve kırgınlıklar içinde geçti.Los últimos años de su vida los pasó haciendo y rechazando incursiones fronterizas.
Käthe ve Karl'ın iki oğullarından Peter, 18 yaşındayken I. Dünya Savaşı'nda yaşamını yitirdi.Sus hijos Pierre y Jean fueron heridos durante la Primera Guerra Mundial.
Hali hazırda Sheffield Wednesday'de futbol yaşamını sürdürmektedir.Se retiró jugando en el Sheffield Wednesday Football Club.
Kasırga yüzünden 14 kişi yaşamını yitirmiştir.Además, el huracán fue responsable de 14 muertes.
Sonsuz yaşamın sembolüdür.El secreto de la vida eterna.
Bu göç sırasında da çok sayıda insan yolda yaşamını yitirdi.Sin embargo, mucha gente se perdió en el camino.
Saat dörtte Prenses Diana yaşamını yitirdi.A las seis de la mañana se tocó Diana.
Romalılar için bu hamamlar günlük yaşamın önemli bir parçasıydı.La adoración a los antepasados formaba parte de su vida cotidiana.
2006/2007 sezonunda Inishmaan'ın Sakatı, Deniz Gönenç Sümer'in profesyonel tiyatro yaşamındaki ilk rolüydü.La temporada 2006/2007 es su primer año como integrante del primer equipo del Real Murcia.
Profesyonel spor yaşamına 7 yaşında başladı.Inició su carrera deportiva a los 7 años de edad.
Bu yazılar yazarın yaşamından izler taşır.Todos los mensajes llevan adjunta la foto del autor.
Paris, Fransa'nın banliyölerinde yaşamını sürdürmüştür.Ella acepta, saltando en paracaídas a Francia.
Bu da Mufo'nun yaşamında dönüm noktası olur.Esta es una etapa transición en la vida del musgo.
Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi.En el momento de su muerte todavía formaba parte del ayuntamiento.
Köy yaşamının sıkıntıları konu alır.Allí se enfrentan al gran reto de sus vidas.
Bundan sonraki yaşamını tümüyle yazılarına adadı.El resto de sus días los dedicó por completo a la escritura.
Yaşamının son yıllarını bu işe adamıştı.Allí viviría sus últimos años de vida.
Yaşamını Fransa'da sürdürmekteydi.Sin embargo, mantuvo su residencia en Francia.
Fielding yaşamını Londra ve Los Angeles arasında sürdürmektedir.El resto de su carrera profesional lo pasaría a medio camino entre Londres y Los Ángeles.
Zack ve Cody'nin Lüks Yaşamının "Let Us Entertain You" adlı bölümünde S.S Tipton gözükmüştür.El CD europeo y estadounidense contenían "Cosmik Debris" en su lugar.
1991 senesinde AIDS'in getirdiği komplikasyonlar sonucu yaşamını yitirmiştir.En 1991, afectado por una enfermedad terminal, se quitó la vida.
Örneğin mutluluk yaşamın temel amacıdır ve mutluluğa ulaşmanın yolu erdemli olmaktan geçer.Baba es la antítesis del deseo y ella será por tanto el camino perfecto para alcanzar la felicidad.
1996'da bir trafik kazasında yaşamını kaybetti.Falleció en un accidente de tráfico en 1996.
Oğlu Erdem Alakant genç yaşta geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmiştir.Solamente tiene un brazo como resultado de un accidente de tráfico que sufrió cuando era adolescente.
Küçük Sahne'de oyunculukla sanat yaşamına başladı.En el teatro inicia con una pequeña obra.
Forestier yaşamını Paris'te sürdürmektedir.Deforges vivió en París.
Bu faktörler dünya üzerinde yaşamın devamı için hayatta kalma ve üremeye katkıda bulunur.De este modo, tratan de competir y sobrevivir en el mercado.
2007'de tiyatro oyuncusu olarak sanat yaşamına başladı.En 2007 debutó como actriz.
Bacewicz aynı zamanda kendini aile yaşamına da adamıştır.Stax también se comprometió con la vida familiar.
Bu dönem, gelecekte Cezani'nin siyasal yaşamına büyük bir darbe oldu.En este punto, la política interna espartana tuvo un papel vital en el futuro de Atenas.
Bir asra yaklaşan yaşamında ancak bir kere sergi açabildi.Las hembras solo se aparean una sola vez en su vida.
Arazi kaybı ile birlikte yiyecek kaynaklarının da yok edilmesi yerli yaşamını tehdit eder duruma gelmiştir.La destrucción de su hábitat para tierras de cultivo de arroz también amenaza su existencia.
1982 yılından beri yaşamını New York'ta sürdürmektedir.Desde el año 1981 vive en la Ciudad de Nueva York.
Resmi istatistiklere göre tüm savaş süresi boyunca 8.868.000 Kızıl Ordu askeri yaşamını yitirdi.Por el otro lado, los japoneses registraron 3.868 muertos en combate.
Yaşamının son otuz yılını Dusiburg'da geçirdir.Los últimos treinta años pasados en la vida de Guatemala.
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Son asuntos de la esfera privada de cada persona.
Rupersberg Manastırı’nda yaşamının en verimli yıllarını geçirdi.En la Villa de La Orotava transcurrieron los mejores años de su vida artística.
Toplamda da 190 Fransız erkek yaşamını yitirdi.Los españoles perdieron 194 hombres.