yaşamın ile cümle

yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çatışma sonucu 9 militan yaşamını yitirir.Une stèle commémore ce combat et les neuf victimes militaires.
Yaşamın Mutfağında Belgeseli, BRT.Elle y apprend les bases de la cuisine de la Bresse.
50 ^ "Doğan Hakyemez yaşamını yitirdi".2. « Gaby perd son bébé ».
Sibirya bölgesi için buzlar ve buzluk alanlar günlük yaşamın sürekli bir parçasıdırlar.L’eau dans chacune des abbayes cisterciennes est un élément indispensable de la vie quotidienne.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.Maintenant, il semble vouloir la vie de celle-ci.
Yaşamın kökeni için standart bir model yoktur.Il n'existe pas de modèle normalisé pour décrire l'origine de la vie.
Ayrıca vahşi yaşamın korunması için de önemli bir alandır.Il est également important pour la conservation de la faune sauvage.
Daha sonra amatör müzik yaşamını arkadaşları ile devam ettirmiştir.Il va commencer alors véritablement à travailler la musique de chambre avec ses partenaires.
Yapım süresince 11 işçi yaşamını yitirdi.Treize ouvriers perdirent la vie pendant la construction.
Osman Çakmaçi, « Burjuva yaşamına 'sızmak' ».Claude Burgelin, « Donner son corps à la littérature ?
Ancak bu ünlü hanımın yaşamına dair çok az şey bilinmektedir.Cependant, peu de choses sur la vie de l'impératrice sont connues à ce jour.
Fielding yaşamını Londra ve Los Angeles arasında sürdürmektedir.John partage son temps entre Los Angeles et Londres.
Taşın rüzgar ve suyla erozyonu yaşamın anlamını tanımlayan yaşamsal özellikler sunmaktadır." demektedir.On pense, nous, que l'hydroélectricité, les éoliennes, c'est la solution de l'avenir ».
Londra'ya yaptığı birkaç ziyaret dışında bir kere de Amerika'ya giden yazar, tüm yaşamını Dublin'de geçirdi.À part quelques visites occasionnelles en Afrique du Sud, il passe le reste de sa vie en Angleterre.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Inquiète de leur relation, la mère de Paul va s’opposer ouvertement à leur liaison.
Bu yıldan itibaren ABD vatandaşlığına geçmiş ve yaşamını ABD'de sürdürmüştür.Au cours de l'année, leur père tombe gravement malade ; ils repartent aux États-Unis.
1962'de yerleştiği Fransa'da yaşamını sürdürmüştür.Il s'installe en France en 1962.
Tarancı yaşamını üç yaşında bir oğlu vardı.De son vivant, elle eut un petit-fils à l'âge de 34 ans.
Saat dörtte Prenses Diana yaşamını yitirdi.À 1 h 20, Tanya est morte.
Max, yaşamını tehlikeye atmamak için evi terk edemez.Il est inutile de se précipiter au risque de mettre sa propre vie en danger.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.1992 : assassinat du président algérien Mohamed Boudiaf.
Bireyin yaşamını çağın olayları içinde irdelemesiyle bilinir.Nous ne savons que sa personnalité au moment où se déroule l'histoire.
My Best Friend's Birthday, (1987) Quentin Tarantino'nun sinema yaşamındaki ilk yönetmenlik denemesidir.My Best Friend's Birthday est un film américain inachevé de Quentin Tarantino tourné en 1987.
Gök ada merkezinin yoğun ışıması da karmaşık yaşamın gelişmesini engelleyebilirdi.Le rayonnement du centre galactique interférerait avec le développement de formes de vie complexes.
Edebi yaşamına Çağdaş Yunan edebiyatı çevirileriyle başladı.Il s’occupe également de l’édition en hongrois d’œuvres de littérature grecque moderne.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.La teoría celular proporcionó una nueva perspectiva sobre los fundamentos de la vida.
Albüm, sabahtan akşama bir insanın yaşamını yansıtır.El álbum refleja un día en la vida de una persona desde la mañana hasta la noche.
Yünnan, doğal kaynaklar bakımından zengindir ve Çin'deki bitki yaşamının en büyük çeşitliliğine sahiptir.Yunnan es rico en recursos naturales y tiene la mayor diversidad de plantas en China.
Yaşamın başlangıcında başka tip bir metabolik yolun takip edilmiş olması muhtemeldir.Es posible que otro tipo de ruta metabólica fuera usado en los comienzos de la vida.
Yaşamının misyonunu kocasının şiirsel kalıtını korumak ve yayımlamak olarak belirledi.Asumió como misión de su vida preservar y hacer pública la herencia poética de su marido.
Eğitimini bitirdikten sonra yaşamını annesinin yanında Kassel’de sürdürmüştür.Después de terminar sus estudios volvió a vivir con su madre en Kassel.
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.Pasó los últimos 30 años de su vida viajando a lugares remotos de Asia y África.
Yaşamın ilk 10 gününde yavru sadece böcekleri sindirebilir.Durante sus 10 primeros días de vida los polluelos solo ingieren insectos.
Bölgesel deniz yaşamının çoğunun doğduğu ve yaşadığı bu bölge çevre açısından çok kritik bir bölgedir.Esta zona es un área crítico donde vive o nace la mayor parte de la vida marina local.
Yaşamın ilk yıllarında civcivler her ay 25 cm kadar büyür.Durante el primer año de vida los polluelos crecen unos 25 cm al mes.
Yaşamının büyük bir kısmı bilinmemektedir.Gran parte de su vida se desconoce.
Bu deniz üçlemesi, kıyılardan derinliklere kadar tüm okyanus yaşamını anlatıyordu.Esta trilogía explora la vida en los océanos desde las costas hasta las profundidades.
Kocası 1962 yılındaki bir uçak kazasında yaşamını yitirmiştir.Su marido murió en un accidente aéreo en 1962.
Bu savaşta yaşamını yitirdi.En ese combate Gou perdió la vida.
Yaşamın ilkesi ve yol göstericisidir.Un camino de vida y de creación.
Bulgarlar bu savaşta bozguna uğratıldı ve çoğu yaşamını yitirdi.Los búlgaros fueron derrotados y pereció la mayor parte de ellos.
Hitler 30 Nisan 1945'te intihar ederek yaşamına son vermişti.Hitler murió el 30 de abril de 1945.
Halktan da 5.000 kadar insan yaşamını yitirdi.Se estima que un total de 5.000 personas perdieron sus vidas.
Vatel, Fransız aşçı François Vatel'in yaşamını konu alan 2000 yapımı film.Vatel es una película dramática basada en la vida de François Vatel, un cocinero francés del siglo XVII.
Bir yaralı ise hastanede yaşamını yitirdi.Uno de los heridos falleció posteriormente en un hospital.
Yaşamının yüzüncü yılında öldükten sonra, bir sokak ve bir kızlar okuluna onun adı verilmiş.Después de su muerte, Ribadesella dio su nombre a una de sus calles y a una escuela graduada.
Yaşamını Paris'te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.Su mujer, en cambio, parte sola a París.
Bugün serbest fotografçı olarak yaşamını sürdürüyor.Actualmente trabaja como fotógrafo freelance.
Buna rağmen Hadean döneminin iklimi yaşamın oluşması için uygun değildi.El clima de la época no era favorable a la religión.
Yaşamın Mutfağında Belgeseli, BRT.Está escondido en el cajón de la cocina, ALF.
Vurulan işçilerin 10'u yaşamını yitirdi, biri ise 18 yerden vurulmasına rağmen olaydan sağ olarak kurtuldu.Diez hombres murieron, y sólo sobrevivió uno, a pesar de haber recibido 18 disparos.
Yaşamın kaba ve bayağı yanını ortaya koyar.Encontró su conversación grosera y demasiado familiar.
SİZE ZİHNİN YAŞAMINI GÖSTERECEĞİM!!"¡Nos vemos en el camino!"
Sanat hayatına genç yaşta bu şehirde başlayan Kurti, yaşamının büyük kısmını burada geçirdi.Sería en esta ciudad donde el artista pasaría la mayor parte de su infancia.
Britanyalı veteriner Matthew Homfray ile evli olan yazar, halen Londra'da yaşamını sürdürmektedir.Hija del editor Mathias Jenny, está casada con el veterinario Matthew Homfray, con quien vive en Londres.
Müzik günlük yaşamın büyük bir parçasıydı.La música fue parte importante de su vida familiar.
Bu Bergkamp'ın profesyonel futbol yaşamındaki son golü oldu.Esa sería la última maniobra política de Bismarck.
Johann geri kalan yaşamını Basel'de kız okulunda öğretmenlik yaparak geçirdi.Permaneció el resto de su vida en Basilea, donde enseñó en una escuela para niñas.
4 Kasım 1995'te bir suikast sonucu yaşamını yitirdi.Sufrió otro intento de asesinato en noviembre.
Kane onun yaşamına ve kariyerine nokta koymuştu.El alcohol afectó a su carrera y a su vida personal.

İlgili Sayfalar