yaşamın ile cümle

yaşamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Toplam 24 yıllık futbol yaşamını Fenerbahçe'de noktaladı.Au total il a passé 24 ans dans le football à Fenerbahçe.
Kalan yaşamını bir çiftlikte geçirdi.Elle passe sa vie dans une ferme.
Sadece Heinz Guderian'ın araya girmesiyle yaşamını kurtardı.Seule l'intervention de Heinz Guderian lui sauve la vie.
Yaşamın ilk 10 gününde yavru sadece böcekleri sindirebilir.Les 10 premiers jours de vie, les jeunes ne peuvent chasser seuls les insectes.
Tüm bu olaylar sırasında 52 kişiyi yaşamını yitirmiş, çok sayıda insan yaralanmıştır.Dans ce seul point il a perdu cinquante-deux hommes et a eu un grand nombre de blessés.
İnkalar yaşamın görünmez güçlerce denetlendiğine inanırlardı.Les Incas croyaient que la vie était contrôlée par des forces invisibles.
Şirketinin satılmasından üç yıl sonra rahatsızlanan mucit 29 Mart 1946'da yaşamını yitirmiştir.Il décéda trois ans après la vente de son entreprise le 29 mars 1946.
Film temelinde Raj Kapoor’un iç içe geçmiş yaşamıyla ile Rita(Nargis)’nın ayrıcalıklı yaşamını konu alır.Le film est centré sur l'imbrication de la vie du pauvre Raj (Kapoor) et de la privilégiée Rita (Nargis).
Bu savaşta yaşamını yitirdi.Il perdit la vie lors de cette bataille.
Ona bilim alanında yol gösteren John Desmond Bernal bilim ve politikada yaşamını derinden etkiledi.Son mentor scientifique, John Desmond Bernal, l'influence beaucoup scientifiquement et politiquement.
23 Ocak - Shaanxi Depremi, 830.000 kişi yaşamını yitirdi.Le 23 janvier 1556, le Tremblement de terre de Shaanxi fit 830 000 victimes.
Yaşamının misyonunu kocasının şiirsel kalıtını korumak ve yayımlamak olarak belirledi.Elle s'est fixé comme mission la conservation de l'héritage poétique de son mari.
Yaşamının son günlerinde Katolik Kilisesi'ne girmişti.Elle consacra ses dernières années à l'Église catholique.
1891'de Theodor Boveri kromozomların yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğunu gösterdi.En 1891, Theodor Boveri démontre et affirme que les chromosomes sont indispensables à la vie.
Yaşamının son anlarında Hamlet Claudius'u öldürmeyi başarır ve Fortinbras'ı vârisi ilan eder.Avant de mourir, Hamlet parvient à tuer Claudius et nomme Fortinbras comme son héritier.
İş yaşamına öğretmen olarak başladı, ancak bu arada gitar çalışmalarını da sürdürdü.Il a poursuivi une carrière d'enseignant, mais a continué à pratiquer la guitare.
Olay sonucunda 263 madenci yaşamını yitirmiştir.Elle causa la mort de 262 mineurs.
1962'de "İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün" adlı kitabını çıkardı.En 1962, il publie un roman sur la vie du camp, Une journée d'Ivan Denissovitch.
Yaşamının sonuna yakın, Jül Sezar Part İmparatorluğu'na karşı bir savaşa hazırlanmaya başladı.Vers la fin de sa vie, César commence à préparer la guerre contre l’empire parthe.
Onlarla ileriki yaşamında da sürecek dostluklar kurdu.Ces derniers avec lesquels il entretiendra une longue amitié.
1901 Günlük Yaşamın Psikopatolojisi.En 1901 est publiée la Psychopathologie de la vie quotidienne.
Koval, 31 Ocak 2006 tarihinde Moskova'daki apartman dairesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.Koval est mort le 31 janvier 2006 à Moscou à l'âge de 92 ans.
Amerikan yaşamından da korkmaktadır.Elle s'initie à la vie américaine.
Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı.Pendant un long moment il regardait ce qui avait été sa vie.
Hatta, bu hareketi yasamina mal olmus olabilir. ...Mais peut-être que ce dernier n'aura même pas à intervenir...
18 Mart 2012'de Hong Kong'daki bir hastanede yaşamını kaybetti.Le 18 mars 2012, la presse annonce subitement son décès, dans un hôpital à Hong Kong.
Bacewicz aynı zamanda kendini aile yaşamına da adamıştır.Grażyna Bacewicz a consacré du temps à sa vie de famille.
Müzik yaşamına memleketi Samsun'da yerel bir radyoda DJ'lik yaparak başladı.Son intérêt pour la musique le pousse à travailler en tant que DJ pour une radio locale à Samsun.
Müzik günlük yaşamın büyük bir parçasıydı.Tout en musique était un jeu musical quotidien.
Her insan, yaşamına ve kişi bütünlüğüne saygı gösterilmesine hak sahibidir.Tout être humain a droit au respect de sa vie et à l'intégrité physique et morale de sa personne.
Yıldızın yaşamının bu aşaması 10 milyon yıla kadar dayanabilir.La durée de vie d'une telle étoile est d'environ 10 milliards d'années.
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.Pendant 30 ans, il a parcouru les confins de l’Asie et de l’Afrique.
Bununla birlikte, kimilerine göre yaşamın bir anlamı olması gerektiği kuşkuludur.Il était de ceux qui croyaient que la vie a un sens.
Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir.À partir de ce moment il se sent et va demeurer français tout le reste de sa vie.
Yaşamını Korsika'da sürdürmektedir.Il continue à vivre en Corse.
Spor tiyatrosu, Bertolt Brecht'in sanat yaşamının başlarında ortaya koyduğu bir tiyatro türüdür.La distanciation est un principe théâtral lié au départ à la dramaturgie de Bertolt Brecht.
Yeni bir yaşamın düşü kurmaktadır.Elle a une nouvelle vie imaginaire.
24 yaşında bir otel odasında intihar ederek yaşamına son verdi.À 24 ans, il se donne la mort dans une chambre d'hôtel parisienne.
24 Mart 2010'da evinde düşerek kafasını çarptı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Le 24 août 2009, il s'effondre à son domicile et est transporté à l'hôpital inconscient.
Hristiyan dünyâsında, İsa'nın yaşamına dair ana kaynaklar Yeni Ahit'teki dört kanonik incildir.Les principales sources sur la vie de Jésus de Nazareth sont les quatre évangiles canoniques.
Geleneksel yaşamın temsilcisi olarak anlatılır.Classification classique du monde du vivant.
Fakat aynı yıl Lüks Yaşamın devamı olan Zack & Cody Güvertede'nin çekimlerine başladılar.Pendant ce temps, ce jour de pluie est aussi le jour annuel où Zac et son père partent camper.
Kuraklıklar da koalaların yaşamını etkilemektedir.Les robots font également de timides entrées dans la vie des humains.
Bu ödülle birlikte meslek yaşamında yükselmeye başladı.C'est avec ce dernier métier qu'il a commencé à gagner sa vie.
Beş mürettebattan dördü ve 68 yolcudan 62'si yaşamını yitirdi.59 des 68 occupants de l'avion trouvent la mort.
Dünya dışında yaşamın başlangıcına dair farklı tahminler vardır.Les avis divergent sur l'origine de l’eau sur la Terre.
Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder.Ces symptômes sont souvent détectés par les parents durant les premières années de vie de l'enfant.
Yaşamının ilk yılları babasının intiharı nedeniyle zor geçmiştir.Ses jeunes années furent marquées par le suicide de son père.
Sadece 4 ay sonra Kurosava'nın büyük abisi de yaşamını yitirdi.Seulement quatre mois après la mort de Heigo, son frère aîné meurt également,.
3 mürettebat yaşamını kaybetti.Trois membres d'équipage perdent la vie.
Bütün varlıklar kendini yaşamın döngüsünde bulur.Il te faut reprendre ta place dans le cycle de la vie.
Daha da önemlisi, bu depremde çok sayıda öğrenci, öğretmen ve mezun yaşamını yitirmiştir.Durant cette guerre, de nombreux professeurs et élèves meurent.
Hali hazırda Sheffield Wednesday'de futbol yaşamını sürdürmektedir.Il évolue actuellement à Sheffield Wednesday.
Rupersberg Manastırı’nda yaşamının en verimli yıllarını geçirdi.Le château de Lunéville connaît ses heures les plus fastes.
İsrail'in düzenlediği bir helikopter saldırısında yaşamını yitirmiştir.Et disparaître dans une attaque israélienne.
Yaşamını 2010 yılından bu yana, Almanya'nın Frankfurt kentinde kardeşleri ve ailesiyle geçirmektedir.Il vivait jusqu'en 2004 avec ses 4 frères et sœurs au Cap-Vert.
Sokrates'in felsefi yaşamına başlangıçlık eden olay Delphoi Tapınağı ziyaretidir.L'oracle de Delphes est au commencement de la vie philosophique de Socrate.
Bu sıfatla Hitler'in yaşamının kişisel bilgilerinden haberi oldu.Ce dernier considère que le secret de Clark devrait être connu de tous.
Ama ülkesine dönmeyerek Kahire'de sürgün yaşamını sürdürdü.Il y demeure en attendant son extradition vers le Pérou.
Bu teoriye göre, ekonomik yaşamın canlanması için yenilik (inovasyon) yapılması gerekmektedir.Une telle philosophie était nécessaire, dit-il, pour le renouvellement national.

İlgili Sayfalar