Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.이제 몇천년전의 시대로 거슬러올라가면 성서에서 묘사된 것과 같은 초기 문명의 모습을 볼수 있게 됩니다.
Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.Také v měřítku tisíciletí můžeme sledovat, způsob života prvních civilizací, jak to bylo napsáno v Bibli.
Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.עדיין ברמת המילניום, אפשר לבחון את דרך החיים של תרבויות קדומות
Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.حتى في النظر إلى منظور الألفية , نستطيع أن نرى طريقة الحياة في بداية الحضارة كالتي تم وصفها
Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.古代文明における社会の風習を見ることができます 道徳的価値の源泉と考えられる聖書の中に
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.A demokrácia egy lelkiállapot, egy tevékenység.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.C'est un état d'esprit. C'est une activité.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Demokrasi adalah keadaan pikiran, kegiatan.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.E o stare a minții. E o activitate.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Es un estado mental. Es una actividad.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.É uma mentalidade. É uma atividade.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Het is een geestesgesteldheid. Het is een activiteit.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.민주주의는 마음의 상태입니다. 실천입니다.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Sie ist ein Bewusstseinszustand. Sie ist eine Tätigkeit.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Si tratta di una condizione mentale. E' un'attività.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.To je stav mysli. Je to činnost.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.To stan umysłu. To działanie.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Είναι τρόπος σκέψης. Είναι μια δραστηριότητα.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Тя е състояние на ума. Тя е дейност.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Це - душевний стан. Це - діяльність.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Это менталитет. Это деятельность.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.זהו הלך-רוח. זאת פעילות.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.الديقراطية هي وعي فكري. هي نشاط
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.そのひとつは「誠実さ」です
Bölüm 55: "Yetişkinlerin Yaşam Biçimi""Dorosłe życie".
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Ca reprezinta un mod traditional de a trai.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Es geht um eine althergebrachte Lebensart.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Het heeft te maken met een traditionele levenswijze.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Il s'agit d'un mode de vie traditionnel.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.이런 빵이 전통적 생활방식과 관련되어 있다고 생각하는 거죠.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Nó liên quan đến lối sống truyền thống.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Odzwierciedla tradycyjny styl życia.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Transmite-nos um modo de vida tradicional.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Trata de una manera de vivir tradicional.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Он ассоциируется у нас с естественной жизнью.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.Свързан е с един традиционен начин на живот.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.הוא קשור לדרך-חיים מסורתית.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.يرمز إلى طريقة العيش التقليديّة.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.多分、より偽りのない正直なやり方です
Burada olmanın olası bir modu yaşam biçimi olacaktır. görme, düşünme, deneyim yaşama, varoluşun bir yolu가능한 존재 방식은, 생활방식, 존재, 경험, 사고, 관찰
Burada olmanın olası bir modu yaşam biçimi olacaktır. görme, düşünme, deneyim yaşama, varoluşun bir yoluפה יש לנו צורת קיום שתהפוך לצורת חיים -- הצורה שבה אנו קיימים, חווים, חושבים, רואים,
Burada olmanın olası bir modu yaşam biçimi olacaktır. görme, düşünme, deneyim yaşama, varoluşun bir yoluأنماط الكيْنونة الممكنة هنا تعتبر وسيلة من وسائل العيش -- طريقة للوجود، للتجربة، للتفكير، للنظر من حولك،
Burada olmanın olası bir modu yaşam biçimi olacaktır. görme, düşünme, deneyim yaşama, varoluşun bir yolu生き方、在り方、経験すること、考えること、見ること、 世界との関わり
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.왜냐하면 그것과 같은 개념으로 우리는 생명의 형태를 실제로 생산할 수 있을수도 있다고 하는 생각에서였죠
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Pentru că ideea era că, datorită conceptelor ca acesta, poate că vom putea să creăm o formă de viață.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Perché l'idea era che, con concetti come questi, magari potremmo fabbricare una forma di vita.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Porque a ideia era que, com conceitos destes, talvez possamos, de facto, fabricar uma forma de vida.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Porque la idea era que, con conceptos como este, tal vez podríamos hacer una forma de vida.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Ugyanis az volt az ötlet, hogy az ilyen koncepciókkal talán ténylegesen létrehozhatunk valamilyen létformát.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Vì ý tưởng là, với những khái niệm như thế, chúng ta có thể sản xuất một dạng sống.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.W zamyśle, dzięki tym pojęciom możnaby wyprodukować jakąś formę życia. możnaby wyprodukować jakąś formę życia.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Ze dachten dat we met dergelijke concepten misschien een vorm van leven zouden kunnen produceren.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Διότι η ιδέα ήταν, με έννοιες σαν κι αυτές, ίσως μπορούμε πραγματικά να κατασκευάσουμε μία μορφή ζωής.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Защото идеята беше, че с концепции като тези, ние всъщност вероятно можем да направим форма на живот.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Потому что приняв эту концепцию, мы действительно можем создать форму жизни.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.Тому що основна ідея полягала в тому, що з поняттям як це, ми можемо насправді створити певну життєву форму.
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.אעשה לכם סיור זריז על כיצד כל זה נוצר. זה החל לפני די הרבה זמן
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.لان الفكرة كانت ,في وجود مفاهيم كتلك رُبما يُمكننا صُنع نموذج للحياة
Çünkü düşünce bunun gibi kavramlarlaydı, belki gerçekten yeni bir yaşam biçimi oluşturabiliriz.生命体を作り出せるかもしれないと 部長は考えたからです というわけで もし皆さんが
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.De hade inte kunnat leva på något annat sätt än att följa sina drömmar.