Yaşam biçimini neden koşullara uydurmuyorsun?Why don't you adapt your way of life to circumstances?
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.
Onun yaşam biçimini kıskanıyordu.He was envious of his way of living.
Alışılmadık bir yaşam biçimini benimsedi.He adopted an unconventional lifestyle.
Çoğu roman ve gösteriler, tarımsal yaşam biçimini romantikleştirir.Many novels and shows romanticize the agrarian lifestyle.
İslam yalnızca bir din değildir. O bir yaşam biçimidir.Islam is not only a religion. It's a way of life.
Leyla kırsal yaşam biçimini seviyordu.Layla loved the country lifestyle.
Müzedeki bir sitede, eski yaşam biçimini gösteren inaktörler bulunmaktadır.On site at the museum there are re-enactors demonstrating the old way of life.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.The Sports Lifestyle.
Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi.Loti was deeply affected by Ottoman life style and this was reflected in his novels.
Ayrıca, Assamese yaşam biçimini ayrıntılarıyla anlatan altı romanda yazmıştır.Besides drama, he also authored over six novels detailing the Assamese way of life.
Fransız yaşam biçimini İngiliz yaşam biçiminden çok daha üstü görüyordu.It is very similar to the French Army in its formation style.
Kitapları hem tarımın birer el kitabı, hem de bir yaşam biçiminin rehberi olarak görüldü.His books are considered both farming compendiums and guides to a way of life.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.It is a state of mind. It is an activity.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Agricultural societies soon became the dominant way of life for people throughout the world.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.They knew no other way to live than to follow their dreams.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.This bacteria that we've been talking about turns out to be the most simplest form of life found.
Bu geleneksel yaşam biçimiyle alakalı.It's about a traditional way of living.
"Bu benim tek umudum olabilir: Yeni bir yaşam biçimi.He said that he thought, "This may be my only hope: A new way of living.
Fetterman "sendikaya dayalı yaşam biçimi kutsaldır" diyerek işçi sendikalarını desteklemiştir.[1]Fetterman is a supporter of labor unions, saying "The union way of life is sacred".[131]
Bu durum onun çağdaş leoparlar gibi olasılıkla yalnız bir yaşam biçimine sahip olduğunu gösterir.[2]This indicates a similarity in lifestyle with modern leopards in that it was probably solitary.[14]
Bir yaşam biçimi, Tanrı ile insanın kesişme noktasıdır.It is a form of living, a crossing point of God and man.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.Il filosofo sembra ormai più preoccuparsi del saper morire che del saper vivere.
Şarkıda Jay-Z, kendi yaşam biçimiyle övünmektedir.Alla canzone, collabora anche Jay-Z.
Onların askeri temelli yaşam biçimi yaşadıkları bölgenin idari yapısına da yansımıştır.Chiedono anche il nuovo stadio civico promesso.
Kültürün maddesel ögelerinden olan kıyafetler, yaşam biçiminin de göstergesidir.Anche la maschera protettiva per il volto è di materiale conduttivo.
Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi.Заповедник стал последним прибежищем нама и их полукочевого образа жизни.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Циклика — Спортивный образ жизни.
Yeraltı Edebiyatı anlayışında kötülük artık iyiliğin zıddı değil, yeni bir yaşam biçimidir.بالنسبة لفيليبس، الإيمان بالله ليس إفتراض ذو قيمة حقيقة ولكنه شكل من أشكال الحياة.
Zamanla yaşam biçimini değiştirerek siyasetle ilgilenmeye başladı.Período no qual se começou a interessar pela vida política.
Fransız yaşam biçimini İngiliz yaşam biçiminden çok daha üstü görüyordu.Han syn på livet var också alltid mer fransk än engelsk.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.En filosof är en person som yrkesmässigt ägnar sig åt filosofi.
Dünya dışı varlık ya da uzaylı, kökeni Dünya'dan olmayan herhangi bir Dünya dışı yaşam biçimidir.Utomjordisk är någon eller något som kommer från en annan himlakropp än jorden.
Bu bakımdan bencil olmak, başkalarını dert etmemek bir yaşam biçimi hâline getirilmelidir.Все це цілком природно, тому боятися подібних відчуттів не варто.
Zaman içerisinde Diyojen, onun yaşam biçimine benzer yaşayan insanlar için bir yakıştırma olmuştur.Někteří přijali nahotu jako svůj životní styl.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.Aktivismi on hänelle enemmän elämäntapa, kuin työ.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Αυτά έχει η ζωή του αθλητή.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Thi đấu động vật cũng là hình thức thể thao động vật.
Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır.Thái độ của các Kitô hữu bảo thủ đóng vai trò quan trọng trong đời sống chính trị.
Fransız yaşam biçimini İngiliz yaşam biçiminden çok daha üstü görüyordu.Техният поглед върху френската реалност изглежда много по-трезв, отколкото на самите французи.
Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi.Nomadstvo je postalo prevladujoči način življenja.
Her sınıftan, her yaşam biçiminden gelen kahramanları canlandırdı.Gyvybingumas reikalingas visoms herojų klasėms, jis didina gyvybės taškus.
Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi.Daugumai žmonių toks pomėgis tampa gyvenimo būdu ir pajamų šaltiniu.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Această bacterie despre care am vorbit s-a dovedit a fi cea mai simplă formă de viaţă existentă.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Bakterie, o których mowa, są jedną z najprostszych form życia.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.BL: Cette bactérie dont nous parlons est en fait la forme de vie la plus simple que l'on ait trouvée.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.BL: De bacterie waar we het net over hadden, blijkt de eenvoudigste levensvorm te zijn die ooit gevonden is.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.BL: Tato bakterie, o které už byla řeč se ukázala být tou nejjednodušší objevenou formou života.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Dieses Bakterium, über das wir gesprochen haben, ist die einfachste uns bekannte Lebensform.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Ez a baktérium, amiről beszéltünk, az eddig felfedezett legegyszerűbb életforma.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.우리가 말하고 있는 이 박테리아들은 지금까지 발견된 동물 중 가장 단순한 구조를 가지고 있습니다.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Questi batteri di cui abbiamo parlato sono la più semplice delle forme di vita mai scoperte.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.Vi khuẩn mà chúng ta vừa nói đến hóa ra là cấu trúc đơn giản nhất trên hành tinh
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.ΜΛ: Αυτά τα βακτήρια για τα οποία μιλάμε φαίνεται να είναι η πιο απλή μορφή ζωής που βρίσκουμε.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.БЛ: бактерия, о которой мы говорим, оказалась наипростейшей из найденных форм жизни.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.БЛ: Тези бактерии, за които говорим, се оказват възможно най-простата форма на живот.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.בארי: הבקטריה הזו שעליה דברנו היא צורת החיים הפשוטה ביותר שנמצאה.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.بيل لينج: هذه البكتيريا التي كنا تحدثنا عنها وتبين أنها الشكل الأكثر بساطة تم إكتشافه.
Aslında bu bahsettiğimiz bakteriler şimdiye kadar gözlenmiş en basit yaşam biçimi.知りうる限り最も単純な生命体なんです
Ayrıca binyıl ölçeğinde, İncil'de tarif edilenlere benzer erken uygarlıkların yaşam biçimine bakabiliriz.Ebenso in der Skala eines Jahrtausends, können wir uns jene frühen Zivilisationen ansehen, wie sie auch in der