Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Elas não conheciam outro modo de viver sem ser seguir os seus sonhos.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ellas no conocieron otra manera de vivir más que seguir sus sueños.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Elles ne savaient pas vivre autrement qu'en suivant leurs rêves.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ezek a nők nem tudtak más életformát elképzelni, minthogy az álmaikat kövessék.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Heille ainoa tapa elää oli seurata unelmiaan.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Họ không biết đến cách nào khác để sống ngoại trừ việc theo đuổi ước mơ của mình.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.자신의 이상을 추구하며 사는 것이 그들이 아는 유일한 삶의 방식이었습니다.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Mereka tahu tidak ada cara lain untuk hidup selain untuk mengikuti mimpi anda.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nepoznali iný spôsob života, len ten, nasledovať svoje sny.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nevěděly, jak žít jinak, než následovat své sny.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nie umiały żyć inaczej niż podążając za marzeniami.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Non conoscevano altro modo di vivere se non inseguendo i loro sogni.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nu au stiut niciun alt mod de viata decat urmandu-si visul.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Sie kannten keine andere Möglichkeit zu leben, als ihren Träumen zu folgen.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ze kenden geen andere manier van leven dan hun dromen volgen.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Δεν γνώριζαν άλλο τρόπο να ζουν από το να ακολουθούν τα όνειρά τους.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Вони не знали іншого способу життя, аніж іти за своїми мріями.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Не са познавали друг начин да живеят, освен да следват мечтите си.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Они не знали, как жить, не следуя своим мечтам.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.החיים היחידים שהכירו היו חיים של הליכה בעקבות החלומות.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.لقد عرفن أنه لا طريق آخر للعيش بدلاً عن متابعة أحلامهن.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.自らの夢を追いかける以外に... その結果 彼女達は
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.C'est plus qu'un médicament, c'est un mode de vie.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Dit is niet alleen een medicijn, het is een levenswijze.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Ez nem csak egy gyógyszer, hanem egy élet stílus.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.그리고 그것은 단순한 약이 아닙니다. 그것은 삶의 수단입니다.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Não é só um medicamento, é um modo de vida.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Nie jest to tylko lek, to także zmiana sposobu życia.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Nie je to len liek, je to spôsob života.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Non è solo una medicina, è proprio uno stile di vita.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Și nu este doar un medicament, este un mod de viață.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Und das ist nicht nur ein Medikament, es ist eine Art zu leben.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Δεν είναι απλά φάρμακο, είναι τρόπος ζωής.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Това не е просто лекарство, а начин на живот.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.Это не просто лекарство, это образ жизни.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.וזה לא רק סם, זאת דרך חיים.
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.وهو ليس مجرد دواء او جرعات انما هو نمط حياة بأكملها
Sadece ilaç denemez bir yaşam biçimi.生活も変えるものです 胸部にカテーテルを入れて
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Poľnohospodárske spoločnosti sa čoskoro stali dominantnými po celom svete.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Sociedades agrícolas pronto se convirtió en la forma dominante de vida para las personas en todo el mundo.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Społeczeństwa rolnicze stały się szybko dominującym sposobem życia ludzi na całym świecie.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Zemědělské společnosti se brzy staly převládajícím způsobem života pro lidi po celém světě.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Землеробний устрій дуже швидко став домінантним способом життя у людей всього світу.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -חברות חקלאיות נעשו במהרה, צורת החיים השלטת בכל העולם.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -المجتمعات الزراعية سرعان ما أصبحت الطريقة الغالبة في حياة الناس في جميع أنحاء العالم .
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -世界の人口は爆発的に増え、穀物を作る労働者も増えました。
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Así que es como casar todas las cosas que tenemos y es una adaptación de nuestro modo de vida, punto y aparte.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.È come sposare tutte le cose che abbiamo, è un adattamento del nostro stile di vita, punto.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.É como desposar todas as coisas que temos. É uma adaptação do nosso estilo de vida, ponto final.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Jest to więc małżeństwo znanych nam rzeczy i adaptacja naszego stylu życia, kropka.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Je to jako koláž věcí, které my máme a je to přejímání našeho způsobu života, tečka.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.즉, 우리가 가진 모든 것들을 결합시키고, 우리의 생활 방식을 각색한 것이지요. 그것 뿐입니다.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Ze sluiten een huwelijk tussen 2 werelden en passen hun levenswijze aan. Punt uit.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Они, скажем так, сваливают в кучу всё, что у нас есть, перенимают наш образ жизни, и всё.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.Това е все едно да се съчетаят всички неща, които имаме и е адаптация на нашия начин на живот, точка.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.אז זה כמו להתחתן עם כל הדברים שיש לנו וזה אימוץ של דרך החיים שלנו, נקודה.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.كالتزاوج بين كل الاشياء التي نملكها وتعديل لاسلوبنا في الحياة.نقطة انتهى.
Yani bu elimizdeki herseyi evlendirmek ve bu bizim yasam bicimimize bir adaptasyon, nokta.我々の生き方への盲目的な適応です そしてこのような受容を見て
"Yetişkinlerin Yaşam Biçimi""Aikuisten elämäntapa".
"Yetişkinlerin Yaşam Biçimi""A Vida dos Adultos"