Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşam ile cümle

yaşam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sizinle yaşamamın yaşam tarzınızı etkilediğini düşünüyorum.I think my living with you has influenced your way of living.
Onsuz yaşamayı öğrendim.I learned to live without her.
Doksan yıldan fazla yaşamak hiç ender değildir.It is not rare at all to live over ninety years.
Yaşamın maliyetini büyük ölçüde artırmıştır.The cost of life increased drastically.
Sen yaşamımın büyük aşkısın.You are the great love of my life.
O senden seks yaşamını anlatmanı istemiyor.He doesn't want you to tell him about your sex life.
Herhangi bir yaşam belirtisi vermememe rağmen hayattayım.I am alive even though I am not giving any sign of life.
Yaşam vergi ödeyince başlar.Life begins when you pay taxes.
Hapishanedeki yaşam bir hayvanın yaşamından daha kötüdür.Life in prison is worse than the life of an animal.
Yaşam uzun değil geniştir!Life is not long, it is wide!
Yaşamın anlamının ne olduğunu kendine soruyor musun hala?You are still asking yourself what the meaning of life is?
Gelirine uygun bir şekilde yaşamak için ekstra giderleri kısmalısın.You must cut down on extra expenses in order to live within your means.
İlkelerine göre yaşamalısın.You should live up to your principles.
İlkelerine uyarak yaşamalısın.You must live up to your principles.
Yakında burada yaşamaya alışacaksın.You will soon get accustomed to living here.
Senin yaşam felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life varies from mine.
Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in dishonor.
Havasız yaşamak imkansızdır.To live without air is impossible.
Hava, yaşamak için vazgeçilmezdir.Air is indispensable to life.
Para yaşamın bedelini ödeyemez.Money cannot compensate for life.
Eğitim, yaşamın en temel yönlerinden biridir.Education is one of the most essential aspects of life.
Balık bu nehirde yaşamayı bıraktı.Fish have ceased to live in this river.
Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Nükleer savaş bu gezegendeki yaşamı sona erdirecektir.Nuclear war will bring life on this planet to an end.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
Yurt dışında yaşamaktan hiç rahatsızlık hissetmiyor musun?Don't you feel any inconvenience living abroad?
Yurt dışında yaşamak bir yabancı dili öğrenmek için en iyi yoldur.Living abroad is the best way to learn a foreign language.
Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir.Canada is a good place to go if it's your first experience living abroad.
Denize yakın yaşamasına rağmen o hala yüzemiyor.Despite having lived near the sea, she still cannot swim.
Bazı şirketler işçilerine yaşam boyu bir iş garanti ediyor.Some companies guarantee their workers a job for life.
Biz yaşamımız için çalışıyoruz.We work for our living.
Yaşamak için yeriz, yemek için yaşamayız.We eat to live, not live to eat.
Temmuzdan beri burada yaşamaktayız.We've been living here since July.
Yaşamlarımız çevremiz tarafından belirlenir.Our lives are determined by our environment.
Geçmişte değil, şimdiki zamanda yaşamalısın.You must live in the present, not in the past.
Mars'ta hiç yaşam işareti yok.There is no sign of life on Mars.
Bilim yaşam tarzımızı kurar.Science builds our lifestyle.
Binlerce yıl önce yaşamış çoğu hayvanın şimdi nesli tükendi.Many animals that lived thousands of years ago are now extinct.
Müzik yaşamımızı mutlu eder.Music makes our life happy.
Müzik ve sanat, yaşam zevkine çok büyük ölçüde katkıda bulunabilirler.Music and art can greatly contribute to the enjoyment of life.
Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.As a result of pollution, the lake is without any form of life.
Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.It is a great convenience to live near a station.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
Tek başıma yaşamaya başladım.I began living by myself.
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Doktorlar her zaman uzun süre yaşamaz.Doctors do not always live long.
Gıda ve giysiler yaşamın gerekleridir.Food and clothes are necessities of life.
Yabancı bir kültürde yaşamaya uymak genellikle zordur.It is generally hard to adapt to living in a foreign culture.
Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.Easy living corrupted the warrior spirit.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.
Eğer su olmasaydı, insan yaşamı imkansız olurdu.If it were not for water, human life would be impossible.
Eğer yüzde 25 daha fazla gelirim olsaydı yaşamımdan daha hoşnut olurdum.If I had 25% more income, I'd be more satisfied with my life.
Orada asla tekrar yaşamak istemezdi.Never again would she want to live there.
Mary'nin orada tek başına yaşamasından hoşlanmıyorum.I do not like Mary's living there alone.
Mayuko yalnız yaşamaya katlanamıyor.Mayuko can't bear living alone.
İyi bir evde yaşamak istiyorum.I'd like to live in a decent house.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
Bir evcil hayvana sahip olan hiç kimseye bu apartmanda yaşamasına izin verilmez.No one who owns a pet is allowed to live in this apartment building.
Tek başına yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living on your own?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod