Yaşamımdan çık ve asla geri dönme.Get out of my life and never return.
Yaşam sonsuz uykudan önceki kısa bir yürüyüştür.Life is a short walk before eternal sleep.
Yaşamak iyidir ama daha iyi yaşamak iyidir!To live is good, but it's good to live even better!
Ben bu kentte yaşamıyorum.I don't live in this city.
Ben o şehirde yaşamıyorum.I don't live in that city.
Tom'un yasal vasisi olduğunu düşünüyordum.I thought you were Tom's legal guardian.
Yeryüzünde yaşam pahalı olabilir.Life on Earth may be expensive.
O artık Montmartre'da yaşamıyor mu?Doesn't he live in Montmartre anymore?
Aile onun küçük maaşıyla yaşamak zorunda kalır.The family is forced to live on his little salary.
O, yasadışı eylemleri için utanmaz.He's not ashamed for his illegal actions.
Ben bunun yasak olduğunu düşündüm.I thought it was forbidden.
O, hayatının bir gününde bile şiddetsiz yaşamadı.She didn't live a single day of her life without violence.
Tom ile yaşadığını sanıyordum.I thought you lived with Tom.
Kent yaşamını çok fazla severim.I like city life very much.
Sevgilisinin yasa ile başı dertte.Her boyfriend is in trouble with the law.
Dirikesim Avrupa ve İtalya'da büyük ölçüde yasaktır.Vivisection is largely forbidden in Europe and Italy.
Kayakçı br kafa tramvası yaşadı.The skier suffered a head trauma.
Burada yalnız yaşadın.You lived alone there.
Bazı balıklar nehirlerde yaşar, diğerleri denizde.Some fish live in rivers, others in the sea.
Biri yalnızca hava ve sevgiyle yaşayamaz.One cannot live solely on air and love.
Tom'un Boston'da yaşamak istediğini düşünüyor musun?Do you think Tom wants to live in Boston?
Hiç yakın bir ölüm deneyimi yaşadın mı?Have you ever had a near death experience?
Hiç ölüme yakın bir deneyim yaşadınız mı?Have you ever had a near death experience?
Tom'un nerede yaşadığı hakkında hiçbir fikrim yok.I have no idea where Tom lives.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını duydum.I heard that Tom doesn't live in Boston anymore.
Tom'un Boston'da yaşadığını duydum.I heard that Tom is living in Boston.
Sanırım Tom burada Mary'nin nerede yaşadığını bilen tek kişi.I think Tom is the only one here who knows where Mary lives.
Boston'da yaşardım.I used to live in Boston.
Nerede yaşamayı planladığını bilmek istiyorum.I want to know where you plan to live.
Yaşadığım sürece seni unutmayacağım.I'll remember you for as long as I live.
Tom'un nerede yaşadığından emin değilim.I'm not sure where Tom lives.
Burada Tom'un nerede yaşadığını bilmeyen tek kişi ben değilim.I'm not the only one who doesn't know where Tom lives.
Boston'da yaşamamaya karar verdim.I've decided not to live in Boston.
Tom'un üç yıldır Boston'da yaşadığı doğru mu?Is it true that Tom lived in Boston for three years?
Tom'un önceden Boston'da yaşadığı doğru mu?Is it true that Tom used to live in Boston?
Tom'un Boston'da yaşamak istediği doğru mu?Is it true that Tom wants to live in Boston?
Yaşadığını söylediğin yerde yaşamadığını ikimiz de biliyoruz.We both know you don't live where you say you do.
Biz her şeyi yaşayabiliriz.We can survive anything.
Tom'u yaşam desteğinden çıkarmaya karar verdik.We've decided to remove Tom from life support.
Bazı sert kışlar yaşadık.We've had some bitter winters.
Bazı çok soğuk kışlar yaşadık.We've had some very cold winters.
Daha önce bu tartışmayı yaşadık.We've had this discussion before.
Yaşamayı sürdürmelisin.You have to go on living.
Yaptığınla yaşamak zorunda kalacaksın.You're going to have to live with what you did.
Yasaklama emrini ihlal ediyorsun.You're in violation of the restraining order.
Tom ve ben birbirimize yakın yaşarız.Tom and I live near each other.
Tom ve Mary aynı evde yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live in the same house.
Tom ve Mary birbirlerine yakın yaşarlar.Tom and Mary live near each other.
Tom bana Boston'da yaşayan herhangi birini tanıyıp tanımadığımı sordu.Tom asked me if I knew anybody living in Boston.
Tom bana Mary'nin nerede yaşadığını bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew where Mary lived.
Tom bana nerede yaşadığımı sordu.Tom asked me where I lived.
Tom bana niçin artık Boston'da yaşamadığımı sordu.Tom asked me why I didn't live in Boston anymore.
Tom herkesin beklentilerine göre yaşamadı.Tom didn't live up to everybody's expectations.
Tom geçen yaz yakın bir ölüm deneyimi yaşadı.Tom had a near death experience last summer.
Tom geçen yaz ölüme yakın bir deneyim yaşadı.Tom had a near death experience last summer.
Tom'un Boston'da yaşama arzusu yoktu.Tom had no desire to live in Boston.
Tom Boston'da yaşamaya alıştı.Tom has become accustomed to living in Boston.
Tom yetişkin hayatının çoğunu Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston for most of his adult life.
Tom Boston'da yaşamaya alışıyor.Tom is becoming accustomed to living in Boston.
Tom şu anda burada yaşamıyor.Tom is currently not living here.