Bana öyle geliyorki, Geçmişte o, İspanya'da yaşadı.In the past, he lived, as it seems to me, in Spain.
Tom Batılı yaşam tarzı ile ilgili çevresel etkileri anlamıyor.Tom doesn't understand the environmental impacts associated with a Western lifestyle.
Tom kırsal alanda yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in the country.
Tom Mary'nin karşısındaki masada yaşar.Tom lives across the street from Mary.
Tom, Meryem'in yaşadığı sokağın karşı tarafında yaşıyor.Tom lives across the street from Mary.
Tom kırsalda yaşamak istiyor.Tom wants to live in the country.
Tom ölüme yakın bir deneyim yaşadı.Tom had a near-death experience.
Tom maaş bordrosundan maaş bordrosuna yaşar.Tom lives paycheck to paycheck.
Tam bir şok yaşadın.You've had quite a shock.
Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal et. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa.Dream as if you'll live forever. Live as if you'll die today.
Filipinler o yıl yirmiden fazla süper tayfun yaşadı.The Philippines experienced more than twenty super typhoons that year.
Sanırım insanlar ayda yaşayabilir.I think men can live on the moon.
O üç yıl Kobe'de yaşadı.He lived in Kobe for three years.
Bana günlük yaşamından bahset.Tell me about your everyday life.
Herkim sigara yada içki içmezse ölünceye kadar yaşayacaktır.Whoever doesn't smoke or drink will live until death.
Ben artık bu şekilde yaşayamam.I can't live this way anymore.
Annesi ona yasaklamasına rağmen çocuk pencereyi açıyor.The child is opening the window even though his mother forbade him to.
Tom üç yıl Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston for three years.
Yaşamın amacı yaşamak mıdır?Is living the goal of life?
Yaşam nasıl öğretiyor?How's the teaching life?
Almanya'da yaşayan bir arkadaşım var. Onun adı Tom. Onu tanıyor musunuz?I have a friend who lives in Germany. His name is Tom. Do you know him?
Elektriksiz bir dünyada yaşamayı hayal edemiyorum.I can't imagine living in a world without electricity.
Tom'un yaptığı yasa dışıydı.What Tom did was illegal.
Yasalardan nefret ediyorum.I hate the laws.
Ölümden sonraki yaşama inanıyor.He believes in life after death.
Tom Boston'un merkezinde yaşadı.Tom lived in the center of Boston.
Emily kendisiyle yaşamama izin verdi.Emily permitted me to live with her.
Yaşamını seviyorsun, değil mi?You like your life, don't you?
Ölümden sonraki yaşama inanmıyor.He wasn't concerned with his afterlife.
Bu küçücük köyde elli tane aile yaşar.Fifty families live in this tiny village.
Antartika'da yaşamak istiyorum.I want to live in Antarctica.
Her insanın içinde küçük bir çocuk yaşar.In every man there lives a little boy.
O yalnız yaşamak için yeterince yetişkin değil.He's not mature enough to live alone.
Hammurabi kodu dünyanın en eski yasa kodlarından biridir.The Code of Hammurabi is one of the world's most ancient code of laws.
Hammurabi kanunu dünyanın en eski yasal kanunlarından biridir.The Code of Hammurabi is one of the world's most ancient legal codes.
Sonsuza dek yaşamaya çalışma. Başaramayacaksın.Do not try to live for ever. You will not succeed.
Tom yasadışı bir göçmendir.Tom is an illegal immigrant.
Tom yaşamak için bir yer buldu.Tom found a place to live.
Tom yaşayacak bir yer buldu.Tom found a place to live.
Öyle yaşamak hoşuna gidiyor mu?Do you enjoy living like that?
İşte onun önceden yaşadığı ev.Here's the house where she used to live.
Eskiden yaşadığı ev burası.Here's the house she used to live in.
O evde kimin yaşadığını biliyor musun?Do you know who lives in that house?
Bu yasa dışı olur, değil mi?That would be illegal, right?
Kimsenin yaşamadığı, şehirden uzakta bir yerdeyiz.We're in the middle of nowhere.
Nerede yaşayacaksın?Where are you going to live?
Ben insanlar arasında yaşadım ve onlardan nefret etmeyi öğrendim.I lived among men and learned to hate them.
Su aygırları Afrika'da yaşarlar.Hippopotamuses live in Africa.
Hipopotamlar Afrika'da yaşarlar.Hippopotamuses live in Africa.
Yuka yaşamında ilk defa İngilizce bir kitabı okuyarak bitirdi.For the first time in her life Yuka finished reading an English book.
Geçmişi unut, şu anı yaşa, geleceği düşün.Forget about the past, live the present, think about future.
Bu yasa dışı olmalı.This should be illegal.
İnsanlar dünyada yaşar.Humans live on the earth.
Büyük bir konakta yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a big mansion.
Tom Boston'da kaç yıl yaşadı?How many years has Tom lived in Boston?
Boston'da kaç yıl yaşadın?How many years have you lived in Boston?
Bu tür bir yaşam için fazla enerjim yok.I have no more energy for this kind of life.
Ben sadece gelecekteki çocuğum için yaşayacağım.I will only live for my child in the future.
Çocukken kızım sık sık astım atakları yaşadı.As a child, my daughter had frequent asthma attacks.
Kızım bir çocukken sık sık astım atakları yaşardı.My daughter often had asthma attacks when she was a child.