Onun kız kardeşi İskoçya'da yaşar.Her sister lives in Scotland.
Onun gerçek adını ve nerede yaşadığını biliyorum.I know his true name and where he lives.
Dünyadaki bütün insanlar Amerikalılar gibi yaşasaydı ne olurdu?What would happen if all the people of the world lived like Americans?
Ben artık onunla yaşamıyorum.I'm not living with her anymore.
Artık onunla yaşamıyorum.I'm not living with him anymore.
Diğer insanların yaşamlarına karışmamalıyız.Don't meddle in other people's lives.
Sence o hala benimle yaşamak istiyor mu?Do you think she still wants to live with me?
Onun hâlâ benimle yaşamak istediğini düşünüyor musun?Do you think he still wants to live with me?
Gerçek yaşamda hiç fil görmedim.I had never seen an elephant in real life.
Yaşamımın en iyi gecesiydi.It was the best night of my life.
O doğaya daha yakın yaşamak istiyor.He wants to live closer to nature.
O, doğaya daha yakın yaşamak istiyor.She wants to live closer to nature.
O uzun yıllar Ukrayna'da yaşadı.He lived in Ukraine for many years.
İnanılmaz bir deneyim yaşadım.I had an amazing experience.
Rusya'da kaç tane azınlık yaşar?How many minorities live in Russia?
Eğer iyi yemek yerseniz daha uzun yaşamanız olasıdır.If you eat well, you're likely to live longer.
İyi beslenirseniz muhtemelen daha uzun yaşarsınız.If you eat well, you're likely to live longer.
Tom'un Boston'da yaşadığını nasıl öğrendin?How did you learn that Tom was living in Boston?
Tom'un Boston'da yaşamadığını nasıl öğrendin?How did you learn that Tom wasn't living in Boston?
Hayatım boyunca burada yaşadım.I've lived here my whole life.
O dışa bağımsız yaşamaktadır.He lives off the grid.
O arabasında yaşar.He lives in his car.
Yaşayacağımızı umuyorum.I hope we survive.
Tom Mary'nin sokağa çıkma yasağının saat kaçta olduğunu biliyor mu?Does Tom know what time Mary's curfew is?
Neler yaşadığını hayal edemiyorum.I can't imagine what you're going through.
Sokağa çıkma yasağın ne zaman?What time is your curfew?
Nerede yaşadığını bana hala söylemedin.You still haven't told me where you live.
Yaşamımın en kötü günüydü.It was the worst day of my life.
"Tom, Mary'den iki ev aşağıda yaşar." "Bu oldukça yakın.""Tom lives two houses down from Mary." "That's pretty close."
Nerede yaşadığını bana tekrar söyle.Tell me again where you live.
Finlandiya'da yaşamıyorum.I don't live in Finland.
Kitap birkaç ülkede yasaklandı.The book was banned in several countries.
Şehirde yaşamak istemiyor.He doesn't want to live in the city.
Şehirde yaşamak istiyor.She wants to live in the city.
İş ve kişisel yaşam arasında bir dengeye nasıl ulaşabiliriz?How can we achieve a balance between work and personal life?
O, kentte yaşamak istiyor.He wants to live in the city.
Tom yeterince kısa sürede yaşayacak bir yer bulacak.Tom will find a place to live soon enough.
Tom son birkaç yıldır Boston'da yaşamaktadır.Tom has been living in Boston for the past couple of years.
Tom burada yaşamıyor.Tom doesn't live here.
George Harrison tüm yaşamı boyunca bir centilmendi.George Harrison was a gentleman all his life!
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak istiyor musun?Do you really want to live forever?
Gerçekten ebediyen yaşamak mı istiyorsun?Do you really want to live forever?
Gerçekten ebediyen yaşamak istiyor musun?Do you really want to live forever?
Bir otelde yaşamayı gerçekten ister misin?Do you really want to live in a hotel?
Boston'da yaşamayı gerçekten ister misin?Do you really want to live in Boston?
Gerçekten Boston'da yaşamak ister misin?Do you really want to live in Boston?
Ben Roma'da yaşarken, her gün metroya bindim.When I lived in Rome, I took the subway every day.
Yaşam adil değildir.Life is not fair.
Yasa dışı bir şey yapmadım.I did nothing unlawful.
Onunla birlikte yaşayamam.I can't live with it.
Tom'un nerede yaşadığını ben bile bilmiyorum.I don't even know where Tom lives.
Artık seninle yaşamak istemiyorum.I don't want to live with you anymore.
Nerede yaşadığımı sana söylemeyi unuttum.I forgot to tell you where I live.
Tom'un nerede yaşadığını öğrendim.I found out where Tom lives.
Ofiste sorunlar yaşadığını duydum.I heard you were having problems at the office.
Sizin mahallede yaşayan birini tanıyorum.I know someone who lives in your neighborhood.
Her ikimizinde rahat bir şekilde yaşaması için yeterli para kazanıyorum.I make enough money for the both of us to live comfortably.
Polisin kitaplarda olan yasaları uygulaması gerektiğini düşünüyorum.I think the police should enforce the laws that are on the books.
Sanırım Tom'a nerede yaşamak istediğini sormalıyız.I think we should ask Tom where he wants to live.
Eskiden Boston'da yaşadığını söylediğini düşündüm.I thought you said you used to live in Boston.