Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bir treylerde yaşadığını düşündüm.I thought you used to live in a trailer.
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Keşke bu kadar güzel bir evde yaşayabilsem.I wish I could live in a house that nice.
Nerede yaşarsan yaşa sermaye vardır.Wherever you live, there's the capital.
Nerede yaşarsan yaşa başkent vardır.Wherever you live, there's the capital city.
Tom artık böyle yaşamak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to live like this anymore.
Ben yasayı çiğnemiyorum.I'm not breaking the law.
O, yasayı ihlal etmiyor.He's not breaking the law.
O, yasayı çiğnemiyor.She's not breaking the law.
Almanya'da fahişelik yasaldır.Prostitution is legal in Germany.
Fuhuş Nevada'nın çoğunda yasaldır.Prostitution is legal in most of Nevada.
Yasadışı bir şey yapmanı istemiyorum.I'm not asking you to do anything illegal.
Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.I'm sorry that you had trouble finding our house.
Böyle yaşayamayız.We can't live like this.
Bu onun yaşadığı yer.This is where he lives.
"Hapşu." "Çok yaşa." "Teşekkürler.""Achoo." "Bless you." "Thanks."
Doktor Tom'a yaşamak için sadece altı ayı olduğunu söyledi.The doctor told Tom that he only had six months to live.
Benim hayatım yaşamaya değmez.My life isn't worth living.
Tom'un muz kabuğunda kaydığını gördüklerinde odadaki herkesin gülmekten gözleri yaşardı.Everyone in the room burst out laughing when they saw Tom slip on the banana peel.
Tom ve Mary farklı eyaletlerde yaşar.Tom and Mary live in different states.
Tom ve Mary aynı ülkede yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live in the same state.
Tom ve Mary aynı eyalette yaşamıyorlar.Tom and Mary don't live in the same state.
Koltuk değnekli bir genç kız Tom'a nerede yaşadığını sordu.A young girl on crutches asked Tom where he lived.
Tom'un yaşadığı aynı semtte yaşamak istiyorum.I want to live in the same neighborhood where Tom lives.
Bu bir yaşam ve ölüm meselesi.It's a matter of life and death.
Tom uykuya dalmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble falling asleep.
Babamın beklentilerine göre yaşamaya çalışıyorum.I've been trying to live up to my father's expectations.
Artık burada hiç kimse yaşamıyor.No one lives here anymore.
O binada artık kimse yaşamıyor.No one lives in that building anymore.
Tom'un sonsuza dek yaşayacağını düşündüm.I thought Tom would live forever.
Ben Tom'un yaşamak için yeterli paraya sahip olduğunu düşündüm.I thought Tom had enough money to live on.
Tom'un yaşayacak bir yeri olduğunu düşündüm.I thought Tom had a place to live.
Hala yaşadığıma inanamıyorum.I can't believe I'm still alive.
Tom'un Mary'nin nerede yaşadığını bildiğine inanamıyorum.I can't believe Tom knows where Mary lives.
Onu yapamazsın. Yasadışı.You can't do that. It's illegal.
Ben bu yalanla yaşamaya devam edemem.I can't go on living this lie.
Böyle yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living like that.
Ben benim yaşadığım şekilde yaşamaya devam edemem.I can't keep living the way I've been living.
Artık bu evde yaşayamam.I can't live in this house anymore.
Yaşayamam bu evde artık.I can't live in this house anymore.
Bu evde artık yaşayamam.I can't live in this house anymore.
Artık öyle yaşayamazsın.You can't live like that anymore.
Artık böyle yaşayamam.I can't live like this anymore.
Ben kendi üzerime yaşayamam.I can't live on my own.
Sen Patates cipsiyle yaşayamazsın.You can't live on potato chips.
Artık seninle yaşayamam.I can't live with you anymore.
Yaşamımın geri kalanını Tom'la yaşayarak harcayamam.I can't spend the rest of my life living with Tom.
Onlar bensiz yaşayamaz.They can't start without me.
Tom yalnız yaşayamaz.Tom can't survive alone.
Biz biraz içme suyu bulmadıkça bu adada yaşayamayız.We can't survive on this island unless we find some drinking water.
Tom'un nerede yaşadığını sana söyleyemem.I can't tell you where Tom lives.
Ben sadece yasal olarak benim olanı istiyorum.I only want what is rightfully mine.
O bir apartman dairesinde yaşar.He lives in an apartment.
Senin ülkende yaşayan herhangi bir yabancı tanıyor musunuz?Do you know any foreigners living in your country?
Ben hayatım boyunca burada yaşadım.I've lived here my entire life.
O hayatı boyunca burada yaşadı.He's lived here his entire life.
O tüm hayatı boyunca burada yaşadı.She's lived here her entire life.
Ben yoksulluk içinde yaşadım.I lived in poverty.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod