Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hepimiz aynı yurtta yaşarız.We all live in the same dormitory.
Hepimiz aynı çevrede yaşamaktayız.We all live in the same neighborhood.
Hepimiz aynı mahallede yaşarız.All of us live in the same neighborhood.
Geçmişteki yaşam bugünkünden çok farklıydı.The living beings of the past were very different from those of today.
O, bitişikte yaşamasına rağmen, bize selam bile vermez.Even though he lives next door, he doesn't even say hello to us.
Böyle güzel bir hava yaşadığımızdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since we've had such nice weather.
Bu tamamen yasal geliyor.This sounds totally legit.
Onun yaşamı, zamana karşı bitmeyen bir yarıştır.His life is a neverending race against time.
Bu ev içinde yaşayamayacak kadar çok küçük.This house is too small to live in.
Yaşam maliyeti düştü.The cost of living has gone down.
Keşke babam daha uzun yaşasaydı.I wish my father had lived longer.
O Tel Aviv'de yaşardı.She used to live in Tel Aviv.
O adada yaşamak imkansızdır.It's impossible to live on that island.
O adada yaşamak mümkün değil.It's not possible to live on that island.
O adada yaşayamazsınız.You can't live on that island.
Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.All life is based on chemistry and all living things are composed of chemical compounds.
Küçük bir aksilik yaşadım.I had a small mishap.
Ankara'da altı yıl yaşadı.He lived in Ankara for six years.
O ne kadar zaman Ankara'da yaşadı?How long did he live in Ankara?
Niçin kadınların erkeklerden daha uzun yaşadıklarını merak ediyorum.I wonder why women outlive men.
Onun yaşayacak bir yeri yoktu.He had no place to live.
Kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.No one can live to be two hundred years old.
Tom'un savurgan bir yaşam tarzı var.Tom has an extravagant lifestyle.
Tüm hafta sonu sıkı çalıştıktan sonra, nihayet yaşanabilir bir daireye sahibiz.After working hard all the weekend, finally we have a livable apartment!
Tom etkin bir yaşam sürüyor.Tom lives an active life.
O, iki kapı aşağıda yaşar.She lives two doors down.
Dış uzayda yaşam var mı?Is there life in outer space?
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
Bilim tüm yaşam sorunlarını çözemez.Science does not solve all of life's problems.
Herkes onun tek başına yaşamasının garip olduğunu düşündü.Everybody thought it was strange that he lived alone.
Fransa, genetiği değiştirilmiş bir mısır türünü yasakladı.France has banned a strain of genetically modified maize.
Tom yaşamak istiyordu.Tom wanted to live.
Onun büyükannesi seksen sekiz yaşına kadar yaşadı.Her grandmother lived to be 88 years old.
Boston'da yaşayan çok arkadaşım var.I have a lot of friends living in Boston.
Bugün çok zorluk yaşadım.Today, I had a lot of troubles.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşamasına rağmen Tom İngilizce konuşamıyor.Even though he lives in the United States, Tom can't speak English.
Tom küçük bir köyde yaşar.Tom lives in a small village.
Tom, ABD'de yasadışı olarak çalışıyor.Tom works illegally in the U.S.
Bazı ülkelerde idam cezası yasadışıdır.In some countries capital punishment is illegal.
Sen hiç istemsiz idrar yaşadın mı?Do you ever have involuntary urination?
Bu çoğu ülkede yasaklanmıştır.It's prohibited in most countries.
Tom yaşamını bu olguyu incelemeye adamış.Tom devoted his life to the study of this phenomenon.
Tom yaşamın anlamını anlamak istiyor.Tom wants to understand the meaning of life.
Bir insan tüm yaşamı boyunca öğrenmelidir.A man must learn throughout his whole life.
Tom yasal olarak kör.Tom is legally blind.
Yaşadığın yer bu mu?Is this where you live?
Mary ve onun erkek arkadaşı dört yıl birlikte yaşadılar.Mary and her boyfriend lived together for four years.
Onun nerede yaşadığını hiç kimse bilmiyor.No one knows where he lives.
İnsan arkadaş olmadan yaşayabilir.Man can live without friends.
İnsan sosyal yaşamı olmadan yaşayabilir mi?Can man live without having a social life?
Vampirler yaşamak için kan içmeli.Vampires must drink blood to survive.
Bu köyün insanları doğayla uyum içinde yaşarlar.The people of this village live in harmony with nature.
Mary yaşamaya değer bir hayat sürmek istiyor.Mary wants to lead a life worth living.
Sadece iki kere yaşarsın.You only live twice.
Tom, Mary'nin para sorunları yaşadığını düşündü.Tom thought that Mary was having money problems.
Tom Mary'nin yaşadığı yer olduğu için Boston'a taşınmak istedi.Tom said that he wanted to move to Boston because that's where Mary lives.
Tom on yaşına kadar Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston until he was ten years old.
O, yaşamının son anlarında bana bir mektup verdi.He gave me a letter in his last moments of life.
Yaşamanın maliyeti önemli ölçüde arttı.The cost of living increased dramatically.
Yasa açık olmalıdır.The law should be clear.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod