Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Aslanlar diğer hayvanları yiyerek yaşarlar.Lions live on other animals.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.
Öyle içmeyi sürdürürse, sorun yaşayacak.If he carries on drinking like that, he's going to have a problem.
Eğer elektrik olmasaydı bizim uygar yaşantımız imkansız olurdu.If it were not for electricity, our civilized life would be impossible.
Güneş sönse bütün yaşayan şeyler ölür.If the sun were to go out, all living things would die.
Eğer güneş olmasaydı yaşayan her şey ölürdü.If it were not for the sun, every living thing would die.
Eğer Güneş olmasaydı, yaşayan hiçbir canlı Dünya üzerinde var olamayacaktı.If it were not for the sun, no living creatures could exist on the earth.
Güneş olmasa hiçbir biçimde yaşayamayız.If it were not for the sun, we could not live at all.
Eğer su olmasaydı, insan yaşamı imkansız olurdu.If it were not for water, human life would be impossible.
Eğer su olmasa hiçbir şey yaşayamaz.If it were not for water, nothing could live.
Su olmasa dünyada hiç kimse yaşayamaz.If it were not for water, no one could live on earth.
Su olmasa insanlar yaşayamaz.If it were not for water, humans could not survive.
Su olmasaydı, yaşayamazdık.If it were not for water, we could not live.
Bitkiler olmasaydı, biz yaşayamazdık.If it were not for plants, we wouldn't be able to live.
Eğer yüzde 25 daha fazla gelirim olsaydı yaşamımdan daha hoşnut olurdum.If I had 25% more income, I'd be more satisfied with my life.
Su ve hava olmasa hiçbir şey yaşayamaz.If it were not for air and water, nothing could live.
Eğer yurt dışında yaşasam, İngiltere'de yaşarım.If I were to live abroad, I would live in Britain.
Orada asla tekrar yaşamak istemezdi.Never again would she want to live there.
Yeterince yaşadım.I have had it.
Eğer tekrar yaşasam bir müzisyen olmak isterim.If I were to live again, I would like to be a musician.
Artık onsuz yaşayamam.I can't live any longer without him.
Mary'nin orada tek başına yaşamasından hoşlanmıyorum.I do not like Mary's living there alone.
O yaşayan bir fosil!He is a living fossil!
Sen hiç Marylyn'in yaşadığı yeni evi gördün mü?Have you ever seen the new house in which Marilyn lives?
Mayuko yalnız yaşamaya katlanamıyor.Mayuko can't bear living alone.
İyi bir evde yaşamak istiyorum.I'd like to live in a decent house.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Mike'ın annesi evlenmeden önce büyük bir şehirde yaşadı.Mike's mother lived in a big city before she married.
Bell Londra'da yaşardı, değil mi?Bell used to live in London, didn't he?
Bir evcil hayvana sahip olan hiç kimseye bu apartmanda yaşamasına izin verilmez.No one who owns a pet is allowed to live in this apartment building.
Yatakta sigara içmeyi yasaklayan çok sıkı bir kural var.There is a very strict rule forbidding smoking in bed.
Bin Singapurda yaşadı.Bin lived in Singapore.
Tek başına yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living on your own?
O, kötü bir baş ağrısı yaşadığını söyledi.He said he was suffering from a bad headache.
Dev pandalar sadece Çin'de yaşarlar.Giant pandas live only in China.
Bayan Hudson'un nerede yaşadığını biliyor musunuz?Do you know where Miss Hudson lives?
New York'ta yaşarken bir apartman dairesi kiraladık.We rented an apartment when we lived in New York.
Birçok insan New York'ta yaşama şansına atlardı.Many would jump at the chance to live in New York.
Newton yerçekimi yasasını kanıtlamıştır.Newton established the law of gravity.
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
Bay Thompson İskoçya'ya geri dönmeden önce iki yıl boyunca Tokyo'da yaşamıştı.Mr Thompson had lived in Tokyo for two years before he went back to Scotland.
Tom çocukluğundan beri New York'ta yaşamaktadır.Tom has lived in New York since he was a child.
Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.Tom intends to live in Japan for good.
Tom Japonya'da on yıl yaşadı.Tom lived in Japan for ten years.
Hangi evde yaşadın?Which house did you live in?
O, ne kadar süre orada yaşadı?How long has he lived there?
Tony geçen yıldan beri Kumamoto'da yaşamaktadır.Tony has lived in Kumamoto since last year.
Ahşap bir evde yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a wooden house.
Ona nerede yaşadığını sordum.I asked him where he lived.
Lütfen bana nerede yaşayacağını söyle.Please tell me where you will live.
Ne pahasına olursa olsun Amerika'da yaşamak istiyorum.At all costs, I want to live in America.
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
TV günlük yaşamda önemli bir rol oynar.TV plays an important part in everyday life.
Sigara içmezsen daha uzun yaşarsın.You will live longer if you don't smoke.
Tatsuya'nın New York'ta yaşayan bazı arkadaşları var.Tatsuya has some friends who live in New York.
Sadece nefes yaşam anlamına gelmez.Merely to breathe does not mean to live.
Birçok ünlü sanatçılar New York'ta yaşarlar.Many famous artists live in New York.
Çok sayıda köpek yaşamaktadır.Many dogs are alive.
Çoğu ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Women live longer than men in most countries.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod