Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom tek yatak odalı bir apartmanda yaşadı.Tom lived in a one-bedroom apartment.
Tom sana Boston'da yaşadığı hakkında sana yalan söyledi.Tom lied to you about having lived in Boston.
Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man whose daughter lives in Boston.
Tom yüksek yaşam maliyeti ile başa çıkmakta sorun yaşıyor.Tom is having trouble coping with the high cost of living.
Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.Tom is doing everything within his power to improve the patients' quality of life.
Tom yasal olarak sigara içmek için yeterince büyüdüğünden beri sigara içmedi.Tom hasn't smoked since he was old enough to legally smoke.
Tom uzun süredir burada yaşamıyor.Tom hasn't been living here long.
Tom asla Boston'da yaşamadı.Tom has never lived in Boston.
Tom o zamandan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since then.
Tom doğduğundan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since he was born.
Tom geçen yazdan beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since last summer.
Mary öldüğünden beri Tom yalnız yaşamaktadır.Tom has been living alone since Mary died.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom son zamanlarda uyku sorunu yaşamaktadır.Tom has been having trouble sleeping recently.
Tom'un sağlıklı bir yaşam tarzı vardır.Tom has a healthy lifestyle.
Tom Mary'nin evini bulmada biraz sorun yaşamıştı.Tom had a little trouble finding Mary's house.
Tom ayarları ayarlamada biraz sorun yaşadı.Tom had a little trouble adjusting the settings.
Tom bisiklete binmeyi öğrenirken çok zorluk yaşadı.Tom had a hard time learning how to ride a bicycle.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom Mary'nin onsuz yaşayabileceğini sanmıyor.Tom doesn't think Mary can live without him.
Tom istasyondan çok uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live too far from the station.
Tom'un yaşamak için çok zamanı yok.Tom doesn't have long to live.
Tom'un içinde yaşayacak bir evi yok.Tom doesn't have a house to live in.
Tom bitişikte yaşayan adamla geçinemiyor.Tom doesn't get along with the man who lives next door.
Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.Tom didn't want to live in the cave anymore, but he had no choice.
Tom yasaları ihlal ettiğini düşünmüyordu.Tom didn't think he was violating any laws.
Tom yasadışı bir şey yapmadı.Tom didn't do anything illegal.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Tom sorunla yaşamayı öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn to live with the problem.
Tom Boston'da yaşamak istediğine karar verdi.Tom decided that he wanted to live in Boston.
Tom Boston'da yaşamayı seçti.Tom chose to live in Boston.
Tom kesinlikle yaşamı seviyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy life.
Tom kesinlikle yaptığının yasa dışı olduğunu biliyordu.Tom certainly knew that what he was doing was illegal.
Tom kesinlikle bunu yaşanacak daha iyi bir yer yapmak için yardım etti.Tom certainly helped make this a better place to live.
Tom kesinlikle bizimle yaşamayı bekleyemez.Tom certainly can't expect to live with us.
Tom bir TV olmadan yaşayamaz.Tom can't live without a TV.
Tom yanında Mary olmadan yaşamayı düşünemiyor.Tom can't imagine living without Mary by his side.
Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.Tom can no longer afford to live in the style he is accustomed to.
Tom 2001'de Boston'a geldi ve orada 2010'a kadar yaşadı.Tom came to Boston in 2001 and lived here until 2010.
Tom Mary'nin yaşadığı yerden uzakta olmayan bir parça arazi aldı.Tom bought a piece of land not far from where Mary lives.
Tom'un şu ana kadar yaşadığı tek ülke Avustralyadır.The only country Tom has ever lived in is Australia.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Tom'un nerede yaşadığını biliyor musunuz?Do you know where Tom lives?
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Nerede yaşadığımızı biliyor musun?Do you know where we live?
Bir kalede yaşamak isterdim.I would like to live in a castle.
Bir kalede yaşamak istiyorum.I want to live in a castle.
Yaşamında bir kadın var mı?Is there a woman in your life?
Yaşamında bir erkek var mı?Is there a man in your life?
O yaşayacak mı?Will he live?
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life.
Kral, eski kale de yaşadı.A king lived in an old castle.
O yaşamak için müzik yazıyor.She writes music for a living.
Tango küçük bir köyde küçük bir erkek çocuğuyla yaşar.Tango lives with a small boy in a little village.
Yaşantım dört dörtlük.My life is complete.
Onun yüksek maaşı rahat bir şekilde yaşamasını sağlıyor.His higher salary allows him to live comfortably.
Haklıydın, o Rio'da yaşamıyor.You were right, he doesn't live in Rio.
Bu, gençken yaşadığım evdir.This is the house I lived in when I was young.
Hiç kimse sonsuza kadar yaşamaz.Nobody lives forever.
Yasa cezalandırır.The law punishes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod