O, nerede yaşadığımızı biliyor.He knows where we live.
Nerede yaşadığımızı bilir.He knows where we live.
Doksan yaşına kadar yaşamak hiç ender değildir.It's not at all rare to live to be over ninety years old.
Roma'da yaşamayı hep istemişimdir.I have always wanted to live in Rome.
Her zaman Roma'da yaşamayı istedim.I have always wanted to live in Rome.
Tímea, Polonya'da yaşayan bir Macardır.Tímea is a Hungarian living in Poland.
Girişim, köylüler için yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde artırdı.The initiative measurably improved quality of life for the villagers.
Bu alanda yaşayan insanlar su yokluğu nedeniyle ölüyor.People living in this area are dying because of the lack of water.
Ne zamana kadar burada yaşamayı planlıyorsun?Until when are you planning to live here?
Onun ikisi de Kyoto'da yaşayan iki kız kardeşi var.He has two sisters who both live in Kyoto.
Kocalar ve karılar yaşadıkları sürece birbirlerine yardım etmeli.Husbands and wives should help each other as long as they live.
Eşler yaşadıkları sürece birbirlerine yardım etmeli.Husbands and wives should help each other as long as they live.
Arada sırada artık yaşamayan annemi düşünüyorum.From time to time, I think about my mother who is no longer living.
Litvanya'ya gitmeyi ve yaşamayı hayal ediyorum.I dream of going to Lithuania and living there.
Tabancaların yasadışı yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?Do you think that handguns should be made illegal?
Yaptığım seçimlerin sonuçlarıyla yaşamak zorundayım.I must live with the consequences of the choices I've made.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.I was just wondering if you have been able to find a place to live.
Üniversiteden mezun olur olmaz yaşamak için yeni bir yer arıyor olacağım.I'll be looking for a new place to live as soon as I graduate from college.
Korkarım acıyla yaşamayı öğrenmen gerekecek.I'm afraid you'll have to learn to live with the pain.
Yaşamak için başka bir yer bulmanın çok zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to find another place to live.
Dünyada herhangi bir yerde yaşayabilsen, nerede yaşamak istersin?If you could live anywhere in the world, where would you want to live?
Buralarda yaşayan biri var gibi görünmüyor.There doesn't seem to be anyone living around here.
Eylemlerimizin sonuçlarıyla yaşamak zorundayız.We have to live with the consequences of our actions.
Seçimlerimizin sonuçları ile yaşamak zorundayız.We have to live with the consequences of our choices.
Buralarda ne tür hayvanlar yaşarlar?What kind of animals live around here?
Birlikteyken yaşadığımız tüm mutsuz zamanları unuturum.When we are together, I forget all the unhappy times we've had.
Adem'in yasak meyveyi neden yedi?Why did Adam eat the forbidden fruit?
Tüm trafik yasalarına uymalısınız.You should obey all traffic laws.
Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who would prefer to live in a tent.
Yaşayan her şey bir gün ölecek.Everything that lives will die sometime.
Yemek için yaşıyorum, ve yaşamak için yemiyorum.I live to eat, and I don't eat to live.
Bay Smith üç yıl Kyoto'da yaşadı.Mr. Smith lived in Kyoto for three years.
Bay Smith üç yıl önce Kyoto'da yaşadı.Mr. Smith lived in Kyoto three years ago.
O yasadır.That's the law.
Biz yasal olarak eşitiz.We are equal in the eyes of the law.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmamayı ümit ediyor.Tom hopes he doesn't have to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmadığı için mutluydu.Tom was glad he didn't have to live in Boston for more than a year.
Burada sigara içmek yasaktır.It's not OK to smoke here.
Ben on yıl yurt dışında yaşadım.I lived overseas for ten years.
Ben şehirde yaşamayı planlıyorum.I plan on living in the city.
Yakında yaşamasına rağmen , onu nadiren görürüm.Although she lives nearby, I rarely see her.
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.A wise man once said, life is a series of disappointments.
Houston, burada bir sorun yaşadık.Houston, we've had a problem here.
Organların satışı yasal hale getirilirse potansiyel sağlık sorunları ortaya çıkabilir.If the sale of organs is legalised, potential health problems may arise.
Tom'un niçin kırsal alanda yaşamayı tercih ettiğini düşünüyorsun?Why do you think Tom prefers living in the country?
Tom yaşadığı sürece bu hafta sonunu hatırlayacaktır.Tom will remember this weekend as long as he lives.
Tom emekli olduktan sonra ülkede yaşamak istiyor.Tom wants to live in the country after he retires.
Tom Boston'da yaşardı.Tom used to live in Boston.
Tom ormanın derinliklerinde yaşardı.Tom used to live deep in the jungle.
Tom bana işini kaybetse bile tasarrufları ile bir süre yaşayabileceğini söyledi.Tom told me that he could live off his savings for a while if he lost his job.
Tom bilgisayarı ile sorun yaşadığını söylüyor.Tom says he's having trouble with his computer.
Tom'un sorunu kendi dünyasında yaşamaktır.Tom's problem is that he lives in his own bubble.
Tom iyi bir yaşam sağlamaktadır.Tom makes a good living.
Tom ebeveynleri ile birlikte yaşar.Tom lives with his parents.
Tom buralarda bir yerlerde yaşamaktadır.Tom lives somewhere around here.
Tom bu apartmanın üçüncü katında yaşar.Tom lives on the third floor of this apartment building.