Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşamak için yemelisin.Yemek için yaşamamalısın.You must eat to live. You must not live to eat.
O zengin fakat bir dilenci gibi yaşar.He's rich, but he lives like a beggar.
Ben evlenene kadar annemin yaşayacağını umuyordum.I had hoped that my mother would live until I got married.
Bira saat 4'ten önce yasaktır.Beer is prohibited before 4:00.
İnsanların ayda yaşamasının mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible for people to live on the moon.
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Belki de her şeyi yasaklamalıyız.Maybe we should call the whole thing off.
İmparator çok yaşa!Long live the Emperor!
Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.Flash photography is not permitted beyond this point.
Şimdi bunun hakkında düşündüğüm zaman, bizim aile çok sefil bir hayat yaşadı.When I think about it now, our family lived a very miserable life.
O işsizlik parası ile yaşar.He lives on welfare.
Tarih, yaşam öğretmenidir.History is the teacher of life.
Yaşamın anlamını hiç düşünüyor musun?Do you ever think about the meaning of life?
O büyükebeveynlerinin yaşadığı aynı evde yaşıyor.She lives in the same house her grandparents lived in.
Yalnızca bir kez yaşarsın.You only live once.
Sadece bir kez yaşarsın.You only live once.
Onun yaşadığı şu evi sevmiyorum.I don't like that house that he lives in.
Ben 2 yıl boyunca Japonya'da yaşadım ama şimdi Kaliforniya'da yaşıyorum.I lived in Japan for 2 years, but now I'm living in California.
Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Tatoeba: "En iyi cümleyi yaşatalım!"Tatoeba: Let the fittest sentence survive!
Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.As long as we live, we have to work.
Hiçbir zaman burada yaşamaya alışamayacaksın.You'll get used to living here in no time.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
Yaşamak için on saniyen kaldı.You have ten seconds left to live.
Yaşamak için koş!Run for your life!
Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.There are both advantages and disadvantages to city living.
25 yaşına kadar, o beş farklı ülkede yaşamıştı..By the age of 25, she had lived in 5 different countries.
Doktor hastanın yalnızca birkaç gün yaşayacağını vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Doktor hastanın yaşamak için sadece birkaç günü olduğunu vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Yaşarken umut et.Hope while you live.
İncelenmemiş hayat yaşamaya değmez.The unexamined life is not worth living.
O bayram şimdiye kadar yaşadıklarımın en iyisiydi.That feast was one of the best I ever had.
İnsan sonsuza dek yaşayamaz.Man cannot live forever.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.He who lives by the sword will die by the sword.
Yaşamaktan akıl almaz derecede bıktım.I'm incredibly sick of living.
O, uzakta yaşamıyor.He doesn't live far away.
Yaşam büyük bir ızdırap.Life is a great misery.
O, rahat küçük bir evde yaşar.He lives in a cozy little house.
Parka yakın bir yerde yaşar.He lives somewhere near that park.
Bu problemi onlar daha önce yaşamışlardı.They had had that problem before.
Ben kırsalda yaşamak istiyorum.I want to live in the country.
Şair, yirmi küsur yıl burada yaşadı.The poet lived here some twenty odd years.
O şair 20 yıldan biraz fazla burada yaşadı.That poet lived here a little over 20 years.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Yalnız yaşamak istemiyorum.I don't want to live alone.
Yemek için yaşamam ama yaşamak için yerim.I do not live to eat, but eat to live.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
Bir bisiklet al. Eğer yaşarsan, bundan pişman olmazsın.Get a bicycle. You will not regret it, if you live.
Bir şey yasaklandıkça daha popüler olur.The more things are forbidden, the more popular they become.
Onun yaşadığı evi sevmiyorum.I don't like the house he lives in.
jüpiter'in uydularında yaşam olabilir.There may be life on the moons of Jupiter.
Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.Napoleon lived in exile on the island of Elba.
O, ona cinsel yaşamından bahsetmeni istemiyor.He doesn't want you to talk about your sexual life to him.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
Her yasanın istisnası vardır.Every law has its exception.
Bu inançta yaşamak ve ölmek istiyorum.In this faith I wish to live and die.
Çocuk istismarı yasalara aykırıdır.Child abuse is against the law.
O, iş ve ev yaşamını dengede tutmaya çalışıyor.She's trying to balance her work and home lives.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod