Bolluk içinde yaşayın.Live in affluence.
İktidar partisi vergi yasa tasarısını kabul ettirdi.The ruling party pushed its tax bill through.
Yoko artık yalnız yaşamayı imkansız buluyor.Yoko found it impossible to live alone any longer.
Kısacası, yaşam kısadır.In a word, life is short.
Evlat edinilen çocuk, yeni ailesiyle mutlu bir yaşam sürdü.The adopted child lived a happy life with her new family.
Sanırım şu andan itibaren bir yıl seninle birlikte yaşayacağım.I guess I'll be living with you a year from now.
Bizim ebeveynlerimiz bizim tam karşımızdaki caddede yaşar.Our parents live right across the street from us.
Ebeveynlerim Tom'la tekrar görüşmemi yasakladı.My parents forbade me to see Tom again.
Bitişikte yaşayan gence soralım.Let's ask the boy who lives next door.
Bitişikte yaşayan çocuk sık sık eve geç gelir.The boy who lives next door often comes home late.
Aşırı derecede soğuk bir kış yaşadığınızı duydum.I hear that you are having an unusually cold winter.
Trende sigara içmek yasaklanmıştır.Smoking is banned in the train.
Yaşlı bir adam için, yaşam şeklini değiştirmek zordur.It's hard for an old man to change his way of living.
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
Yaşlı adam orada tek başına yaşadı.The old man lived there by himself.
Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.The old lady lived in a three-room apartment by herself.
Sen hiç uzun mesafe ilişkisi yaşadın mı?Have you ever been in a long distance relationship?
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
O, 56 Russell Square'de yaşadı.She lived at 56 Russell Square.
İnsan hayaller olmadan yaşayamaz.Man can't live without dreams.
Şimdi Maigo'da yaşamıyorum.I don't live in Maigo now.
Başka gezegenlerde zeki yaşam var mı?Is there intelligent life on other planets?
İçe dönükler dışa dönükler kadar yaşamaz mı?Do introverts not live as long as extroverts?
Ben Japonum ama Japonya'da yaşamıyorum.I'm Japanese, but I don't live in Japan.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Yüzmek yasaktır.No swimming.
Bazı insanlar o anı yaşamayı tercih eder.Some people prefer to live by the moment.
Yaşam için değil ama okul için öğreniriz.Not for life, but for school do we learn.
Nerede yaşarsın?Where do you live?
Nerede yaşarsınız?Where do you live?
Bir bankacının yaşamı zordur.A banker's life is difficult.
İyiliğini yaşadığım sürece unutmayacağım.I'll never forget your kindness as long as I live.
Kadınlar genellikle erkeklerin yaşadığından 10 yıl daha uzun yaşarlar.Women usually live 10 years longer than men do.
Yoğun bir hayat yaşadığı için, o genellikle ailesini görmez.Living a busy life, he usually doesn't see his family.
Ondan dolayı, o sefil bir hayat yaşadı.Because of her, he lived a miserable life.
O ondan dolayı sefil bir hayat yaşadı.It was because of her that he lived so miserably.
O, ondan dolayı çok sefil bir halde yaşadı.It was because of her that he lived so miserably.
O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.At first he had trouble getting used to his new house.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
İtalya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Italy.
Bu onun yaşamakta olduğu evdir.This is the house where he lives.
Bu, bir çocukken şairin yaşadığı ev.This is the house where that poet lived when he was a child.
Balinalar okyanusta yaşayan büyük memelilerdir.Whales are very large mammals that live in the ocean.
Para kazanma onun yaşama nedenidir.Making money is his reason for living.
O binada kimse yaşamıyor.No one lives in that building.
Gerçekten yaşamaktan bıktım.I am really tired of living.
Japonya genelde yaşamak için güzel bir yerdir.Japan, for the most part, is a lovely place to live.
Japonya çoğunlukla yaşamak için iyi bir yerdir.Japan, for the most part, is a good place to live.
Onun yapmamı söylediğini yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do what he tells me to do.
Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.A living dog is better than a dead lion.
Kaybedecek bir şöhretin yoksa,özgür bir şekilde yaşarsın.You live freely if you haven't a reputation to lose.
Kaybedecek bir itibarın yoksa; özgürce yaşarsın.You live freely if you haven't a reputation to lose.
Ben bu mahallede yaşarım.I live in this neighborhood.
Okul için değil fakat yaşam için öğreniriz.Not for school, but for life do we learn.
Ona alıştığın zaman cehennem bile yaşanacak güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alışınca cehennem bile yaşaması güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Bu kütüphanede okumak yasaktır.Reading is prohibited in this library.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.He who lives by the sword shall die by the sword.
Hah, senin 'yasak büyüler'in bana karşı işlemeyecek!Hah, your 'forbidden magics' aren't going to work with me!