Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.He saved the boy at the risk of his own life.
Yetmiş yaşına kadar yaşadı.He lived to be seventy years old.
O, yalnız yaşayamayacak kadar çok genç.He was too young to live alone.
Yaşamak için bir yer arıyor.He's looking for a place to live.
Onun yaşamak için bir evi yoktu.He had no house to live in.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
O yedi yıl boyunca Matsue'de yaşadı.He lived in Matsue for seven years.
Yeni yaşam tarzına alıştı.He got accustomed to the new way of living.
Hayatının çoğunu yurt dışında yaşadı.He lived abroad for much of his life.
Şu ana kadar yaşamış en büyük şair.He is the greatest poet that ever lived.
O, doksan yaşına kadar yaşadı.He lived to be ninety.
Bütün ömrü boyunca orada yaşadı.He's lived there all his life.
O, yaşamı için çalışıyor.He works for his living.
Yaşam tarzını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum.I think he needs to alter his lifestyle.
Yaşam ve ölüm arasında kaldı.He hovered between life and death.
O bile yaşamın kökeninden bahsetti.He even referred to the origin of life.
O, Sendai'de yaşamıyor.He does not live in Sendai.
Basit bir yaşamdan hoşnuttur.He is content with the simple life.
Üniversite günlerinde Kyoto'da yaşadı.He lived in Kyoto in his college days.
Osaka yerine Tokyo'da yaşamayı seçti.He chose to live in Tokyo instead of Osaka.
Yasa dışı parktan dolayı ceza yedi.He was fined for illegal parking.
Şehrin batı kesiminde yaşar.He lives in the western part of town.
O, tipik bir Japon sitili evde yaşadı.He lived in a typical Japanese-style house.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, ülkede zengin ve rahat bir hayat yaşadı.He lived a rich and comfortable life in the country.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O, şehirde yaşamak istiyor.He'd love to live in the city.
Kent yaşamını özlüyor.He is longing for city life.
O Tokyo'da yaşamayı seviyor.He likes to live in Tokyo.
Yaşamında eğitimi geç aldı.He acquired education late in his life.
O, ona nerede yaşadığını sordu.He asked her where she lived.
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.He was envious of her way of living.
O, hava yolculuğunun tehlikeli olduğunun düşünüldüğü günlerde yaşadı.He lived in the days when air travel was considered dangerous.
O, hastaneler inşa etti ve Afrika halkının yaşamlarını iyileştirmeye yardımcı oldu.He built hospitals and helped the people of Africa improve their lives.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
Babasının beklentilerine uyarak yaşayacak.He will live up to his father's expectations.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
O yasayı ihlal etti.He broke the law.
Yasayı çiğnemiş olmakla suçlandı.He was accused of having violated the law.
O, bilinmezlik içinde yaşadı.He lived in obscurity.
Monoton günlük yaşantısı yüzünden bunalmış gibi görünüyor.He seems to be oppressed by his monotonous daily life.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak.He will have lived here for ten years by the end of next month.
Ebeveynlerine göre yaşamak için çok çalıştı.He tried very hard to live up to his parents expectations.
Ona hâlâ Tokyo'da yaşayıp yaşamadıklarını sor.Ask him whether they still live in Tokyo.
Onların yaşayacak hiç evi yok.They have no house to live in at all.
Onların geleneksel yaşam tarzı artık yok.Their traditional life style no longer exists.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Genellikle çocuklarıyla birlikte yaşamazlar.They do not usually live with their children.
Onlar İngiltere'de ne kadar süre yaşadılar?How long did they live in England?
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onlar orada mutlu bir hayat yaşadı.They lived a happy life there.
Onlar bitişikte yaşarlar.They live next door.
Onlar, Tom'un gençliğinde hangi zorlukları yaşadığını bilmiyorlar.They don't know what difficulties Tom went through in his youth.
Otelden ayrılmaları yasaklandı.They were prohibited from leaving the hotel.
Onlar bu apartmanın 12. katında yaşar.They live on the 12th floor of this condo.
Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.They have to live on his small income.
Bizim bitişiğimizde yaşarlardı.They used to live next door to us.
Onlar kralın yasalarına meydan okudular.They defied the laws of the king.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.