Bu şehirde bir zamanlar zengin bir adam yaşardı.There once lived a rich man in this town.
Bir zamanlar bu adada yaşlı bir adam yaşarmış.There once lived an old man on that island.
Uzun zaman önce küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.Long, long ago, there lived an old king on a small island.
Uzun zaman önce köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man in a village.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Uzun uzun zaman önce güzel bir kız yaşardı.Long long ago, there lived a pretty girl.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın yaşardı.Once upon a time, there lived a poor man and a rich woman.
Tehlikede olan deniz yaşamını korumak için bir fon kuruldu.A fund was set up to preserve endangered marine life.
İyi bir vatandaş yasalara uyar.A good citizen obeys the laws.
Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.All forms of life have an instinctive urge to survive.
Şehirde sokağa çıkma yasağı konuldu.A curfew was imposed on the city.
Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.My family came to live in Tokyo in my great-grandfather's time.
Dedem doksan dokuz yaşına kadar yaşadı.My grandfather lived to be ninety-nine years old.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Büyükannem doksan beş yaşına kadar yaşadı.My grandmother lived to be ninety-five years old.
Büyükannem yaşam tarzını hiçbir zaman değiştirmedi.My grandmother never changed her style of living.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Erken kalkan uzun yaşar.One who keeps good hours will live long.
Erken kalkanlar uzun yaşarlar.Those who keeps early hour will live long.
Havaalanın yakınlarında yaşayanlar için gürültü en ciddi problemdir.Noise is the most serious problem for those who live around the airports.
Birçok ülkenin sigara içilmesini yasaklayan yasaları var.Many countries have laws prohibiting smoking.
Birçok ülkenin uyuşturuculara karşı sıkı yasaları vardır.A number of countries have strict laws against drugs.
Birçok ülkede iç savaş yaşanıyor.Civil wars are occurring in many countries.
Güneş olmasaydı, dünyada yaşayamazdık.Without the Sun, we could not live on the Earth.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
Büyük evler yaşamak için mutlaka rahat değildir.Large houses are not necessarily comfortable to live in.
Büyük evler yaşamak için pahalı.Large houses are expensive to live in.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Başkan yasa tasarısını veto etti fakat Kongre onun vetosunu geçersiz kıldı.The President vetoed the bill, but Congress overrode his veto.
Çoğu kişi kentsel alanlarda yaşar.Most people live in urban areas.
Bir sürü zorluklar yaşadığını hayal ediyorum.I imagine that you went through a lot of difficulties.
Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.Everybody wants to live in comfort.
Hiç kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.No man can live to be two hundred years old.
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.Everybody wants to live a happy life.
Kimse tek başına yaşayamaz.Nobody can live by himself.
Hiç kimse yiyecek olmadan yaşayamaz.Nobody can exist without food.
Diğer dünyalarda yaşam var mı?Is there life on other worlds?
Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.All living things on earth depend one another.
Çin ve Tibet dağlarında yaşayan siyah ve beyaz renkli ayılara "panda" denir.The black and white bears living in the mountains in China and Tibet are called 'pandas'.
Olgun bir yaşa kadar yaşadı.He lived to a ripe old age.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.Country life is very peaceful in comparison with city life.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.I live in the country.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Kırsal yaşam kent yaşamından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Telefon modern yaşam için gereklidir.The telephone is essential to modern life.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Şehir yaşamının gürültüsü beni çok sinirlendiriyor.The noise of city life annoys me greatly.
Toprak reformu, insanların yaşamlarında büyük bir değişime neden oldu.Land reform caused a great change in the lives of the people.
Doğu Afrika'da bazı kabilelerin süt ürünleri ile yaşadığını duydum.I hear some tribes in eastern Africa live on milk products.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.My aunt, who lives in Tokyo, sent me a beautiful blouse.
Tokyo'da her çeşit millet yaşar.All sorts of people live in Tokyo.
Tokyo'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Tokyo?
Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.Tokyo is a very expensive place to live.
O zaman adada kimse yaşamadı.No one lived on the island at that time.
Bu gezegende hayvan ve bitkiler yaşar.Animals and plants live on this planet.
Hayvanlar ormanda yaşar.Animals inhabit the forest.