Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben tekdüze yaşamdan bıktım.I'm tired of the monotonous life.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Uzun süredir burada yaşamaktayım.I have lived here for a long time.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Kırsalda yaşamayı sevmiyorum.I don't like living in the country.
Kırsal yaşam beni çok fazla cezbediyor.Rural life appeals to me very much.
Kırsalda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ediyorum.I prefer living in the country to living in the city.
Tokyo'ya gelmeden önce on yıl Sendai'de yaşamıştım.I had lived in Sendai for ten years before I came to Tokyo.
Ben onun doksan yaşına kadar yaşayacağına eminim.I am sure of his living to be ninety years old.
Nerede yaşadığını kesin olarak söyleyemem.I cannot say for sure where he lives.
Onun nerede yaşadığını biliyorum.I know where he lives.
Onun yaşadığı evi beğenmiyorum.I don't like the house in which he lives.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Onun beklentilerine uygun yaşamalıyım.I must live up to his expectations.
Onun nerede yaşadığını sordum.I asked where she lived.
Nerede yaşadığına dair hiçbir fikrim yok.I have no idea where she lives.
Onun nerede yaşadığı hakkında fikrim yok.I have no idea where she lives.
Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.I had a lot of difficulty getting in touch with her.
Yasaya uyacağım.I will follow the law.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Ben yaşamak istiyorum.I want to live.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacağım.I will live in Sasayama next year.
Ben gelecek yıl Kobe'de yaşamayacağım.I will not live in Kobe next year.
Ben şu an için yaşayan bir kişiyim.I'm a person who lives for the moment.
Orada hoş olmayan bir deneyim yaşadık.We had an unpleasant experience there.
Altı yıl Osaka'da yaşadık.We have lived in Osaka six years.
Biz denizin yanıbaşında yaşadık.We lived close by the sea.
Havasız ve susuz yaşayamayız.We cannot live without air and water.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Biz yasaya itaat etmeliyiz.We ought to obey the law.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Doğanın yasalarına karşı gelemezsiniz.You can't go against the laws of nature.
Öz yaşam öyküsünde, defalarca mutsuz okul günlerinden bahsediyor.In his autobiography, he repeatedly refers to his unhappy school days.
Sadece kendi mutluluğunuzun peşinde yaşamamalısınız.You shouldn't live merely in pursuit of your own happiness.
Maaşınla yaşasan iyi olur.You had better live on your salary.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Gerçek şu ki, biz hava olmadan yaşayamayız.The truth is that we can't live without air.
Trafik çok ağır değilse, herhangi bir sorun yaşamamalıyız.We shouldn't have any trouble if the traffic isn't too heavy.
Araba kazaları ile ilgili mevcut yasa değişiklikler gerektirir.The existing law concerning car accidents requires amending.
Charles gençken bir hovardalık hayatı yaşadı.Charles lived a life of debauchery when he was young.
Kendi imkanlarınla yaşamalısın.You should live within your means.
İmkanlarının ötesinde yaşamamalısın.You must not live beyond your means.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı.My uncle lived a happy life.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Teyzem mutlu bir hayat yaşadı.My aunt lived a happy life.
İlk kölelik yasağı on dokuzuncu yüzyılın ortasındaydı.The first prohibition of slavery was in the mid-nineteenth century.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.
Yardım istemek için onun beni duymasında sorun yaşadım.I had trouble making him hear me calling for help.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kraliçe çok yaşa!Long live the Queen!
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerden daha uzun yaşar.Women usually live longer than men.
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.Women tend to live longer than men.
Kabinin görünümüne bakılırsa içeride kimse yaşamıyor.From the look of the cabin, no one lives in it.
Onun küçük bir emeklilik maaşıyla yaşaması zordu.It was hard for him to live on his small pension.
Küçük bir gelirle yaşamak zordur.Living on a small income is hard.
Bu kitap fillerin 100 yaşından daha fazla yaşadığını söylüyor.This book says that elephants live to be over 100 years old.
Filler Asya ve Afrika'da yaşarlar.Elephants live in Asia and Africa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod