Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, hastaneler inşa etti ve Afrika halkının yaşamlarını iyileştirmeye yardımcı oldu.He built hospitals and helped the people of Africa improve their lives.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
Babasının beklentilerine uyarak yaşayacak.He will live up to his father's expectations.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
O dilenerek yaşıyor.He lives by begging.
Kalın gözlükleri olan biraz yaşlı bir adamdı.He was a little old man with thick glasses.
O, duvara yaslanıyordu.He was leaning against the wall.
O, duvara yaslandı.He leaned against the wall.
O yasayı ihlal etti.He broke the law.
Yasayı çiğnemiş olmakla suçlandı.He was accused of having violated the law.
O, bilinmezlik içinde yaşadı.He lived in obscurity.
Monoton günlük yaşantısı yüzünden bunalmış gibi görünüyor.He seems to be oppressed by his monotonous daily life.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
O, başını yastığa koydu.He laid his head on the pillow.
O on yıl önce İtalya'ya gitti ve o zamandan beri orada yaşıyor.He went to Italy ten years ago and has lived there ever since.
Postaneden üç kapı ötede yaşıyor.He lives three doors from the post office.
Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak.He will have lived here for ten years by the end of next month.
O, ailesi ile birlikte yaşıyor.He lives with his parents.
O, ebeveynlerinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his parents.
Ebeveynlerine göre yaşamak için çok çalıştı.He tried very hard to live up to his parents expectations.
O, yaşlılığı için para tasarrufu yaptı.He saved money for his old age.
Yaşlılığı için çok para biriktirdi.He has a lot of money saved for his old age.
O yaşlı bir adam ve o biçimde muamele edilmelidir.He is an old man and should be treated as such.
İki yıl önce yaşlılıktan öldü.He died of old age two years ago.
Koltuğunu yaşlı bir kadına önerdi.He offered his seat to an old woman.
O lüks içinde yaşıyor.He lives in luxury.
O yaşlanıyor.He is getting old.
Onlardan hiçbiri yaşlı görünmüyordu.Neither of them seemed old.
Ona hâlâ Tokyo'da yaşayıp yaşamadıklarını sor.Ask him whether they still live in Tokyo.
Onların on yaşında bir oğlu var.They have a ten-year-old son.
Onların yaşayacak hiç evi yok.They have no house to live in at all.
Onların geleneksel yaşam tarzı artık yok.Their traditional life style no longer exists.
Onların ailesi bizimkinden daha yaşlı.Their parents are older than ours.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Genellikle çocuklarıyla birlikte yaşamazlar.They do not usually live with their children.
Onlar İngiltere'de ne kadar süre yaşadılar?How long did they live in England?
İngiltere'de küçük bir köyde yaşıyorlar.They live in a little village in England.
Onlar alt katta yaşıyor.They live downstairs.
On yıldır bu kasabada yaşıyorlar.They have lived in this town for ten years.
onlar bu kasabada yaşıyorlar.They live in this town.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onlar orada mutlu bir hayat yaşadı.They lived a happy life there.
Onlar bitişikte yaşarlar.They live next door.
Onlar, Tom'un gençliğinde hangi zorlukları yaşadığını bilmiyorlar.They don't know what difficulties Tom went through in his youth.
Otelden ayrılmaları yasaklandı.They were prohibited from leaving the hotel.
Onlar bu apartmanın 12. katında yaşar.They live on the 12th floor of this condo.
Hepsi aynı yaşta.They are all of an age.
On yıldır Londra'da yaşıyorlar.They have lived in London for ten years.
Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.They have to live on his small income.
Bizim bitişiğimizde yaşarlardı.They used to live next door to us.
Onlar kralın yasalarına meydan okudular.They defied the laws of the king.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
Onlar okulun yanında yaşıyorlar.They live near the school.
Onlar basit bir yaşamdan memnun.They are satisfied with a simple life.
Onlar yakında yaşarlar.They live nearby.
Onlar havaalanına yakın yaşıyorlar.They live close by the airport.
Onlar parkın yakınında yeni bir evde yaşıyor.They live in a new house near the park.
Onlar mutlu bir hayat yaşadılar.They lived a happy life.
Mali zorluklar yaşıyorlar.They are suffering financial difficulties.
Onlar sadaka ile yaşıyorlar.They are living on charity.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod