Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar bizim blokta yaşıyorlar.They live in our block.
Onlar kiralık bir evde yaşamaktadırlar.They live in a rented house.
Onların yaşayacak bir evi yoktu.They had no house to live in.
Yaşayacak evleri yok.They have no house to live in.
Yaşamak için bir ev arıyorlar.They are looking for a house to live in.
Yaşam giderlerini kıssalar iyi olur.They had better cut down their living expenses.
Onlar vergi yasalarının reformundan yana.They are in favor of the reform of the tax laws.
Lüks içinde yaşarlardı.They used to live in luxury.
Onlar sürekli sel korkusu içinde yaşarlar.They live in constant dread of floods.
Onlar nehrin karşısında yaşamaktadırlar.They live across the river.
Savaş sırasında köyde yaşadılar.They lived in the countryside during the war.
Savaş sırasında kırsalda yaşadılar.They lived in the countryside during the war.
Onlar uzun süredir burada yaşıyor.They have lived here for a long time.
Onlar uzun süredir burada yaşıyorlar.They have lived here for a long time.
Onlar uzun gri bir sokağın sonunda çok küçük bir evde yaşıyordu.They lived in a very small house at the end of a long, gray street.
Tokyo'ya gelinceye kadar orada yaşadılar.They had lived there until they came to Tokyo.
Onlar burada yaşadılar mı?Did they live here?
Onlar aynı yaşta.They are the same age.
Onlar sokağın diğer tarafında yaşıyorlar.They live on the other side of the road.
Onlar yolun diğer tarafında yaşıyorlar.They live on the other side of the road.
Onlar yaşlı insanlara karşı nazikler.They are kind to old people.
Onlar, babalarının ölümünün yasını tuttular.They lamented the death of their father.
Onlar barış içinde yaşadı.They lived in peace.
Onlar ayrı yaşarlar.They live apart.
Yaşamak için çok az şeyleri var.They have very little to live on.
Kongreye bir yasa tasarısı sundular.They introduced a bill in Congress.
Onlar ağaçların arasındaki şu evde yaşarlar.They live in that house among the trees.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.They believe in a life after death.
Onlar bitişikte yaşayan insanlardır.They are the people who live next door.
Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.They failed to take into account the special needs of old people.
Onlar lüks içinde yaşıyorlar.They're eating high on the hog.
Onlar çok rahat bir yaşam sürüyor.They're eating high on the hog.
O otuzu aşkın olamaz; o hâlâ yirmili yaşlarda olmalı.She can't be over thirty; she must still be in her twenties.
Bana onun nerede yaşadığını söyle.Tell me where she lives.
Onun yalnız yaşaması iyi değil.It is not good for her to live alone.
Onun göz yaşları onun aklını karıştırdı.Her tears perplexed him.
O evlendiğinde otuz yaşın üzerinde olmalı.She must have been over thirty when she got married.
O evlendiğinde hangi yaştaydı?What age was she when she got married?
Yaşlandığını dikkate almamız gerekir.We must take into account the fact that she is old.
Onun annemden daha yaşlı olduğuna inanamıyorum.I can't believe that she is older than my mother.
Ebeveynlerinden çok fazla şey beklememesi gerektiğini bilecek yaştadır.She is old enough to know better than to expect too much of her parents.
Onun annesi ülkede tek başına yaşıyor.Her mother lives in the country all by herself.
En küçük çocuğu beş yaşında.Her youngest child is five years old.
Onun sanatsal yeteneği ortaya çıktığında o otuz yaşın üzerindeydi.She was over thirty when her artistic talent emerged.
Onun arabası iki yaşında.Her car is two years old.
Büyükannesi seksen sekiz yaşına kadar yaşadı.Her grandmother lived to be eighty-eight years old.
O yaşta kendisi daha iyi bilir.She should know better at her age.
Onun yaşını tahmin edebilir misiniz?Can you guess her age?
Onun yaşına göre harçlık vermelisin.You should make allowances for her age.
Onun yaşında tahminde bulundum.I guessed at her age.
Kocası şimdi Tokyo'da yaşıyor.Her husband is now living in Tokyo.
Annesi göründüğü kadar yaşlı değil.Her mother is not as old as she looks.
Otuzlu yaşlara kadar bir bebek sahibi olma niyetinin olmadığını söylüyor.She says she has no intention of having a baby until she's in her thirties.
O, otuzlu yaşlara kadar bir bebek sahibi olma niyetinin olmadığını söylüyor.She says she has no intention of having a baby until she's in her thirties.
O, Mary kadar yaşlı değil.She's not as old as Mary.
O, Mary kadar yaşlı değildir.She's not as old as Mary.
Yüz yaşına kadar yaşaması olasıdır.She is likely to live to one hundred.
O, on yaşından beri İngilizce öğreniyor.She has been studying English since the age of ten.
On yaşına gelene kadar Hiroshima'da yaşadı.She had lived in Hiroshima until she was ten.
O, onlu yaşlarında evlendi.She got married in her teens.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod