Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Şu ana kadar yaşamış en büyük şair.He is the greatest poet that ever lived.
Ne kadar yaşlandıysa, o kadar çekici oldu.The older he grew, the more attractive he became.
O, doksan yaşına kadar yaşadı.He lived to be ninety.
Bütün ömrü boyunca orada yaşadı.He's lived there all his life.
O, yaşamı için çalışıyor.He works for his living.
Yaşam tarzını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum.I think he needs to alter his lifestyle.
Yaşam ve ölüm arasında kaldı.He hovered between life and death.
O bile yaşamın kökeninden bahsetti.He even referred to the origin of life.
O, Sendai'de yaşamıyor.He does not live in Sendai.
O, nehrin karşı tarafında yaşıyor.He lives across the river.
O, oy vermek için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to vote.
O, asla yaşlanıyor gibi görünmüyor.He never seems to grow older.
Basit bir yaşamdan hoşnuttur.He is content with the simple life.
Üniversite günlerinde Kyoto'da yaşadı.He lived in Kyoto in his college days.
Osaka yerine Tokyo'da yaşamayı seçti.He chose to live in Tokyo instead of Osaka.
Osaka yakınındaki küçük bir kentte yaşıyor.He lives in a small town near Osaka.
O yaklaşık senin yaşında.He is about your age.
Yasa dışı parktan dolayı ceza yedi.He was fined for illegal parking.
Şehrin batı kesiminde yaşar.He lives in the western part of town.
O, Nagasaki'de yaşıyor.He lives in Nagasaki.
O, tipik bir Japon sitili evde yaşadı.He lived in a typical Japanese-style house.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, ülkede zengin ve rahat bir hayat yaşadı.He lived a rich and comfortable life in the country.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O, trende yaşlı bir adama yer verdi.He made room for an old man in the train.
O, trende yaşlı bir adam için yer açtı.He made room for an old man in the train.
O, şehirde yaşamak istiyor.He'd love to live in the city.
Kent yaşamını özlüyor.He is longing for city life.
O Tokyo'da yaşamayı seviyor.He likes to live in Tokyo.
Tokyo'nun banliyölerinde yaşıyor.He lives in the suburbs of Tokyo.
Şimdilik arkadaşı ile birlikte yaşıyor.He is living with his friend for the time being.
Onun başını desteklemek için birkaç yastık getirdi.He fetched a few cushions to prop up her head.
O, tam yolun karşısında yaşıyor.He lives just across the road.
O, hızlı yürüyemeyecek kadar çok yaşlıdır.He is too old to walk quickly.
Yaşına göre iyi bir sağduyusu var.He has good judgement for his age.
Yaşına göre oldukça sofistike görünüyor.He looks quite sophisticated for his age.
O, yaşına göre oldukça aktiftir.He's quite active for his age.
Yaşlı olmasına rağmen genç bir ruhu var.Though he is old, he has a youthful spirit.
O yaşlıdır.He is old.
Yaşlı olmasına rağmen çok sağlıklıdır.Though he is old, he is very healthy.
O yaşlı olduğu için bu görev onun için zor olmalı.Since he is old, this task must be difficult for him.
O bunu denemek için çok yaşlı.He is too old to try it.
O, çok yaşlıdır.He is too old.
Yaşlandıkça, daha alçak gönüllü oldu.The older he grew, the more modest he became.
Yaşlandıkça, daha hoşgörülü oldu.As he grew older, he became gentler.
O yaşlandı.He grew old.
O yaşlanıyor ama her zamanki kadar sağlıklı.He is getting old, but he is as healthy as ever.
O, artık çalışamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to work any more.
Ne kadar yaşlandıysa, o kadar çok ünlü oldu.The older he got, the more famous he became.
Yaşlandıkça daha inatçı oldu.As he grew older, he became more obstinate.
Yaşına göre uzun bir çocuk.He is a tall boy for his years.
Onun yaşı hakkında yalan söyledi.He lied about his age.
Yaşamında eğitimi geç aldı.He acquired education late in his life.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
O onların hepsinin en yaşlısı.He is the oldest of them all.
O, ona nerede yaşadığını sordu.He asked her where she lived.
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.He was envious of her way of living.
O çok yaşlı olmasına rağmen etkindir.He is active although he is very old.
O çok yaşlı ve hastaydı.He was very old and ill.
O, hava yolculuğunun tehlikeli olduğunun düşünüldüğü günlerde yaşadı.He lived in the days when air travel was considered dangerous.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod