Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Caddede yaşlı bir adam benimle konuştu.An old man spoke to me on the street.
Bahçede yaşlı bir kiraz ağacı var.There's an old cherry tree in the garden.
Benim küçük erkek kardeşim on iki yaşında.My kid brother is twelve.
Erkek kardeşim San Diego'da yaşıyor.My brother is living in San Diego.
Erkek kardeşim okula gidecek yaştadır.My brother is old enough to go to school.
Olgun bir yaşa kadar yaşadı.He lived to a ripe old age.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.Country life is very peaceful in comparison with city life.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.I live in the country.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Kırsal yaşam kent yaşamından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Telefon modern yaşam için gereklidir.The telephone is essential to modern life.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Şehir yaşamının gürültüsü beni çok sinirlendiriyor.The noise of city life annoys me greatly.
Toprak reformu, insanların yaşamlarında büyük bir değişime neden oldu.Land reform caused a great change in the lives of the people.
Oy kullanmak için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to vote?
Doğu Afrika'da bazı kabilelerin süt ürünleri ile yaşadığını duydum.I hear some tribes in eastern Africa live on milk products.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.My aunt, who lives in Tokyo, sent me a beautiful blouse.
Tokyo'da yaşıyor musunuz?Do you live in Tokyo?
Tokyo'da her çeşit millet yaşar.All sorts of people live in Tokyo.
Tokyo'da yaşıyorum.I live in Tokyo.
Tokyo'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Tokyo?
Tokyo'ya gelmeden önce on yıldır Osaka'da yaşıyorduk.We were living in Osaka for ten years before we came to Tokyo.
Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.Tokyo is a very expensive place to live.
O zaman o yirmili yaşlarında olamazdı.She can't have been in her twenties at that time.
O zaman adada kimse yaşamadı.No one lived on the island at that time.
O günlerde âdet olduğu üzere, genç yaşta evlendi.As was the custom in those days, he married young.
Bu gezegende hayvan ve bitkiler yaşar.Animals and plants live on this planet.
Hayvanlar ormanda yaşar.Animals inhabit the forest.
25 yaşına gelinceye kadar beş farklı ülkede yaşadı.She lived in five different countries by age 25.
25'ine geldiğinde beş farklı ülkede yaşamıştı.She lived in five different countries by age 25.
İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.The two sisters lived very quietly.
Onlar evlenmeden önce iki yıl birlikte yaşadı.They lived together for two years before they got married.
Fiziksel değişiklikler doğrudan yaşlanmayla ilgilidir.Physical changes are directly related to aging.
Japonya'da yaşamanın maliyeti düşüyor.The cost of living in Japan is going down.
Japonya'da ortalama yaşam süresi nedir?What is the average life span in Japan?
Japonya'da ebeveynler yaşlandıklarında geleneklere göre çocukları tarafından bakılırlar.When parents get old in Japan, they are customarily looked after by their children.
Japonya'da yaşamak pahalıdır.It is expensive to live in Japan.
Birkaç kızılderili Japonya'da yaşıyor.Few Indians live in Japan.
Ne kadar süredir Japonya'da yaşıyorsunuz?How long have you lived in Japan?
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya'da yaşamaya gelince, şikâyet edecek bir şeyim yok.As for living in Japan, I have nothing to complain about.
Japon kadınları ortalama 25 yaşında evlenirler.Japanese women get married at 25 on average.
Japonya'da fiyatlar yükseldi ve Tokyo yaşamak için çok pahalı.Prices have risen in Japan and Tokyo is very expensive to live in.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Japonya nüfusunun yaşlanmasına karşı koymaya çalışıyor.Japan is trying to cope with the aging of its population.
Japonlar pirinç ağırlıklı yaşardı.The Japanese used to live mainly on rice.
Japonlar doğayla uyum içinde yaşarlar.The Japanese live in harmony with nature.
Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.The Japanese live mainly on rice.
Kapısız bir şehirde yaşamak uygunsuz olurdu diye düşünüyorum.I think that it would be inconvenient to live in a city with no door.
Yaşı düşünülünce genç gözüküyor.He looks young considering his age.
O yaşına rağmen sağlıklı.He is in good health in spite of his age.
Yaşına göre davran.Act your age.
Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.He looks very vigorous, considering his age.
Yaşlı insanlarla alay etmeyin.Don't make fun of old people.
Yaşlılara karşı saygılı olmalıyız.We should be considerate to the old.
Yaşlandıkça daha da güzelleşti.She became more and more beautiful as she grew older.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod