Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben yaşlı olsam da sen hala gençsin.Though I am old, you are still young.
Ben onun doksan yaşına kadar yaşayacağına eminim.I am sure of his living to be ninety years old.
Nerede yaşadığını kesin olarak söyleyemem.I cannot say for sure where he lives.
Onun nerede yaşadığını biliyorum.I know where he lives.
Onun yaşadığı evi beğenmiyorum.I don't like the house in which he lives.
Otururken sırtını duvara yasladığını fark ettim.I noticed him sitting with his back against the wall.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Onun beklentilerine uygun yaşamalıyım.I must live up to his expectations.
Ben ondan daha yaşlı değilim.I am not older than he is.
Ben ondan daha yaşlıyım.I am older than him.
Onun nerede yaşadığını sordum.I asked where she lived.
Nerede yaşadığına dair hiçbir fikrim yok.I have no idea where she lives.
Onun nerede yaşadığı hakkında fikrim yok.I have no idea where she lives.
Çocukluktan beri onunla yakın bir ilişki yaşıyorum.I've been on close terms with her since childhood.
Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.I had a lot of difficulty getting in touch with her.
Hyogo'da yaşıyorum.I live in Hyogo.
Yasaya uyacağım.I will follow the law.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Kız kardeşimle hemen hemen aynı yaşta gösterdiğimi söylerler.People say I look about the same age as my sister.
Ben yaşamak istiyorum.I want to live.
Yarın on dört yaşında olacağım.I will be fourteen years old tomorrow.
Gelecek hafta on yedi yaşında olacağım.I will be seventeen next week.
Önümüzdeki yıl on altı yaşında olacağım.I will be sixteen years old next year.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacağım.I will live in Sasayama next year.
Ben gelecek yıl Kobe'de yaşamayacağım.I will not live in Kobe next year.
Ebeveynlerimle birlikte yaşıyorum.I live with my parents.
Ben kalktım bu yüzden yaşlı bir adam koltuğuma oturabildi.I got up so an old man could sit in my seat.
Yaşlı bir adama yolu sorduğumu hatırlıyorumI remember asking an old man the way.
Yaşlı bir kadının caddeyi geçmesine yardım ettim.I helped an old woman across the street.
Yerimi yaşlı bir bayana verdim.I gave up my seat to an old lady.
Ben şu an için yaşayan bir kişiyim.I'm a person who lives for the moment.
Ben de on yedi yaşındayım.I am seventeen years old, too.
Orada hoş olmayan bir deneyim yaşadık.We had an unpleasant experience there.
Öğretmenimiz sokağın sonunda yaşıyor.Our teacher lives at the extreme end of the street.
20 yaşında bize oy kullanma hakkı verilir.We are entitled to vote at the age of 20.
Altı yıl Osaka'da yaşadık.We have lived in Osaka six years.
Bu köprünün yaklaşık üç mil ötesinde yaşıyoruz.We live about three miles above this bridge.
Biz denizin yanıbaşında yaşadık.We lived close by the sea.
Havasız ve susuz yaşayamayız.We cannot live without air and water.
Nükleer güç çağında yaşıyoruz.We are living in the age of nuclear power.
Biz banliyölerde yaşıyoruz.We live in the suburbs.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Biz pirince bağımlı yaşıyoruz.We live on rice.
Biz yasaya itaat etmeliyiz.We ought to obey the law.
Ne yazık ki şair genç yaşında öldü.Unfortunately the poet died in his youth.
Yaşlı bir adamın zamana ayak uydurması oldukça zordur.It is rather difficult for an old man to keep up with the times.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Gelecek doğum günümde yirmi yaşında olacağımı söyledim.I said that I would be twenty next birthday.
Doğanın yasalarına karşı gelemezsiniz.You can't go against the laws of nature.
Öz yaşam öyküsünde, defalarca mutsuz okul günlerinden bahsediyor.In his autobiography, he repeatedly refers to his unhappy school days.
Sadece kendi mutluluğunuzun peşinde yaşamamalısınız.You shouldn't live merely in pursuit of your own happiness.
Maaşınla yaşasan iyi olur.You had better live on your salary.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Gerçek şu ki, biz hava olmadan yaşayamayız.The truth is that we can't live without air.
Gerçek şu ki onun babası işten dolayı New York'ta yalnız yaşıyor.The fact is that his father lives alone in New York because of work.
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
Patronum benim iki katım kadar yaşlıdır.My boss is twice as old as I am.
Trafik çok ağır değilse, herhangi bir sorun yaşamamalıyız.We shouldn't have any trouble if the traffic isn't too heavy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod