Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendine bakacak kadar yeterince yaşlısın.You are old enough to take care of yourself.
Çocuklarınız kaç yaşındalar?How old are your children?
Yaşlı kadın otobüsten indi.The old lady got down from the bus.
Amcam gelecek ay iki yıldır New York'ta yaşıyor olacak.My uncle will have been in New York for two years next month.
Amcam şimdi rahat yaşıyor.My uncle now lives in comfort.
Amcam okulun yakınında yaşıyor.My uncle lives near the school.
Dayım okulun yakınında yaşıyor.My uncle lives near the school.
Amcam İspanyanın başkenti Madrit'de yaşıyor.My uncle lives in Madrid, the capital of Spain.
Yaşlı adam ahşap bebeğe Pinokyo adını verdi.The old man named the wooden doll Pinocchio.
Büyük babam benim beş katım kadar yaşlıdır.My grandfather is five times as old as I am.
Klima olmadan, insanlar günümüzde yaşayamıyor.Without an air conditioner, people nowadays cannot live.
Büyükannem tek başına yaşıyor.My grandmother lives by herself.
O, bir blok ötede yaşıyor ve onun adı Susan.She lives a block away and her name is Susan.
Profesör West neredeyse babam kadar yaşlıdır.Professor West is almost as old as my father.
Enflasyondan dolayı, maaşlar yüksek yaşam maliyetine ayak uyduramıyor.Because of inflation, salaries can't keep up with the high cost of living.
Yerliler bu bölgede yaşadılar.Indians inhabited this district.
Hintliler bu bölgede yaşadılar.Indians inhabited this district.
Bir İtalyanla evli olduğu için, o şimdi Roma'da yaşıyor.Married to an Italian, she lives in Rome now.
Yaşı ne olursa olsun, çocuk çocuktur.No matter the age, a child is a child.
Ben İngiltere'deyken İngilizce konuşmakta büyük sıkıntı yaşadım.When I was in England, I had great difficulty trouble in speaking English.
Senin yaşında bunun yapılmayacağını bilmelisin.At your age you should know better.
İyi bir şarap gibi, o yaşla gelişir.Like a good wine, he improves with age.
Senin yaşında böyle giyersen kendini komik duruma düşürürsün.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
Senin yaşında böyle giyersen kendini aptal yerine koyarsın.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
O zamandan beri bir dizi talihsizlikler yaşadım.I have had a series of misfortunes since then.
O, bitişikte yaşayan adamdır.That's the man who lives next door.
O, onun yaşadığı evdir.That is the house where he lives.
Bu, yaşlı insanların tırmanamayacağı kadar çok yüksek bir dağdır.That is such a high mountain as old people can't climb.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
Karıncaların yaşamını önemsiz sayma.Don't think little of the ants' lives.
Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Amerikan tarihinin ilk zamanlarında, siyahlar kölelik yaşadı.In the early days of American history, blacks lived in slavery.
Ortalama bir Amerikan yaşam alanı Japonya'daki yaşam alanının iki katı kadar büyüktür.The average American living space is twice as large as the living space in Japan.
Amerika'da yaşamaya alışıyordum.I was getting used to living in America.
Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.American senior citizens are comparatively well-off.
Bilgisayar suçları önlemek için yasalar ABD'de yürürlüğe girdi.Laws to prevent computer crimes were enacted in the USA.
Yasalar ABD'de eyaletten eyalete değişiklik göstermektedir.Laws differ from state to state in the United States.
ABD'de, çoğu insan on sekiz yaşına ulaştığında oy kullanabilir.In the U.S., most people can vote when they reach eighteen years of age.
Amerikalı bir öğrenci benim evin yanında yaşıyor.A student from America lives near my house.
O yaşlı kadın kimdir?Who is that old woman?
O yaşlı adam titiz bir yiyicidir.That old man is a fussy eater.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak viski imal etmekteydi.The old man had been making white lightning for 50 years.
Yaşlı erkekler sadece boğayı vurmak için sokak köşesinde buluşmayı severler.The old men like to meet on the street corner just to shoot the bull.
Leydi en fazla kırk yaşında.The lady is forty years old at most.
Savaş başladığında, o, İngiltere'de yaşıyordu.He was living in England when the war broke out.
O, neşeli, yaşlı bir adam.He is a cheerful old man.
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.He doesn't have long to live.
Onlar benim yaşlı bir kadın olduğumu söylüyorlar.They say that I'm an old woman.
Bizim evin karşısındaki evde yaşarlar.They live in the house opposite to ours.
O olayı hatırlaman için çok yaşlı olmana gerek yok.You don't have to be very old to remember that event.
Çocuğun yaşı nedeniyle izin vermek zorundasın.You have to allow for the boy's age.
O köpek kaç yaşında!How old that dog is!
O köpek kaç yaşında?How old is that dog?
İki aile o evde yaşıyor.Two families live in that house.
O evde iki aile yaşıyor.Two families live in that house.
Binada kimse yaşamaz.No man lives in the building.
Koltuğunu neden şu yaşlı beyefendiye vermiyorsun?Why don't you give your seat to that old gentleman?
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacak mısın?Will you live in Sasayama next year?
Onun nerede yaşadığını biliyor musun?Do you know where he lives?
Yaşına göre genç gösteriyorsun.You look young for your age.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod